Köşesiz Yazılar 5

Yıkılmadım. Ayaktayım.
Yeni sistemle baş başayım.
Zalimlere kötülere
Alıştım ben buradayım. / Meysın Kırmızıöl

Dünyanın türlü türlü hali var sözünü ilk duyduğumda da derin bir anlam taşıdığını anlamıştım. Şimdi biraz farklı bakıyorum ama gerçekten dünyanın içinde farklı bir dünya var ve bu dünyalar bakış açılarıyla şekilleniyor. 24 hazirandan sonra anladım ki toplumun büyük bir kısmının güzel gelecek anlayışı, beton, kan ve para direklerinin üzerinde yükseliyor. Sanıyorlar ki sağlam. Öyle olsun. Biz gördüğümüz enkazlardan ağzımızın payını aldık.

Bu minvalde ülkenin göğüne yükselen yeni değerler, japon pazarı kalitesinde. 5 liraya girip bir sürü şey alıyorsun ama birçoğu işe yaramaz. Geri kalanlar da öyle dandik ki ilk dokunuşta bir yeri kırılıyor ve öyle saçma bir halde evinizde yıllarca tutuyorsunuz.

Misal 16 yıl önce size hayati bir iş için lazım olan bir yapıştırıcı almışsınız, işinizi görmüş onu evin yüksek bir yerine kaldırmışsınız. 16 yıldır başka bir işe yaramamış. İçindeki kimyasal kurumuş. Yanındaki sprey kutusunun içinde hala bir şeyler var ama diğeri olmadan bir işe yaramıyor. Siz onu atmaya kıyamazken o yapıştırıcı evinizi başkasına kiraya vermiş. Olmaz ama sen yine de olmaz deme.

Değişim rüzgarlarının burnumuza taşıdığı koku 90 lardan kalma. Tanıdık bir koku. Haliç’in sembol olduğu zamanlardan kalma. Siyasetçilerin ağzından yayılıp sanata sinmiş, dine sinmiş, eğitime ve kültüre sinmiş. Bütün bir ülke kötü altyapı yüzünden bok kokuyoruz.

Bir de yeni yeni kısaltmalar girdi hayatımıza. Onlardan anladığımı da ekleyeyim ve daha fazla kafa şişirmeden işime bakayım.

OHAL: İnsanların normal yaşantılarına devam ettiği olağan yaşam şekli. Sen yine de kimliği yakında tut.

KHK : Kazık girmesi hakkında konuşamama durumu. Ne laf söyleyebiliyorsun ne de çekip çıkartabiliyorsun. Tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

CBK : Bildiğin çubuk. Türk tembelliğinin en önemli nişanı. İnternette Türk harflerinin bulunmamasından ötürü CBK olarak kısaltıldığı aşikar. Bu söz konusu çubuk, kimisi için mutluluk çubuğu. Çünkü seçimde ‘koyarken’ oldukça işlerine yaradı ama yan etkisinden bihaberler. Aynı çubuk göte yaklaştığında nasıl tepki vereceklerini merak ediyorum.

DDGM : Trenlerle ilgili bir şey. Eskiden TCDD’di. Bize vasıflarımızı hatırlatırcasına bana sadece kaynak göstermeden yazılmış bir “bakınız” yazısını anımsatıyor. Bakıyoz. Ne var?

Süleyman Palyaçoğlu
18719

 

Köşesiz Yazılar 4

Bedelli meselesi. 

Devletin sahip olduğumu sandığım şeyleri yok etme hızında biraz düşüş görüyorum. Şaşkınım. Çünkü gazatayı kapatmış olmama rağmen hala öfkeli değilim. Umutsuzluğa düşmedim. Endişelenmedim. Bu garip bir his.

Yeni khk yok. geçen 20 saatte sanata bir darbe vurulmamış. yahut cumhuriyetin bir değeri silinmemiş. Tatil filan mı acaba? Niyeyse yaşam standartlarım bir Avrupa ülkesindeymiş gibi hissediyorum. “nasıl olur da gündemden etkilenmem? diye kendime soruyorum. Akşam marketten bira almanın bünyeye kattığı avrupai hisle bu durumu perçinleyeceğim. Felekten bir gün…

Yeni cinayet yok. Nerede bu katiller? Yeni çocuk tacizi yok. Ne oldu size tacizciler? Neden durdunuz? Kadına şiddet sanki bir anda kesilmiş. Haramiler ve haydutlar bir anda tövbe etmişler sanki. Kimse rüşvet yemiyor.

Yok be yalan söylüyorum. Böyle olsa matrix çökerdi. Hepsi kapalı kapılar ardında devam ediyor ama bizim haberimiz yok. Çünkü medyanın gündemi farklı.

Varsa yoksa bedelli askerlik… Devlet ne güzel haberimiz olmadan bizi vatana borçlandırmış. Sanki vergi ödemiyor muşuz gibi davranıyor. Sadece ömürünün bir yılını vererek ödeyebileceğin bir borç. Borç içinde yüzmekten yüzmeyi öğrenmeye fırsat bulamamış garibanlar değilmişiz gibi bir de zaman istiyor.

Ben yaptım çıktı aradan. Hayatımın en gereksiz yaklaşık 1.5 yılıydı. Adamın birine hizmet ettim vatan hanesinden düştüler. Bir hesabı var kendince. Karışık biraz. Ne kazanıyon ne ödüyon pek belli değil.

Ama güzel yanları var bu işin. Piasalar hareketlenecek. Devletin kasası biraz para görecek. Bankalar kredi satacak. Çalışanlar 2-3 yıl daha borçlanacaklar. Ve devletimiz, kolay ödeme seçenekleriyle borcumuzu yeteri miktar para karşılığında 25 güne düşürüp silecek. Hani ömrümün yaklaşık 1,5 yılı 5 yıla çıktı. Vatan borcu banka borcuna dönüştü. Hani bakınca para da değil 25 bin lira.

Gastede her zamanki gibi bir bok yok. ama bugün daha fazla bir bok yok durumu. Ne oluyor lan ülke? Yoksa ansızın bilinç devrimi yapıp benim haberim olmadan muhasır medeniyet seviyesine mi çıktınız?

Toplu hareket olayında iyi değilim. Tamam, tamam gidin siz.

Ünsüz köşe yazarı Süleyman Palyaçoğlu
/18718

Köşesiz Yazılar 3

İntizar Beklemeyle alakalı bir durummuş.
“İntizar yalnız değilmiş, biz de varızmış. adaletsizlikmiş.” filan. ortalık çalkalanıyor yine. Daha çok beklersiniz.

Mevzuyu tam bilmiyorum neler oldu neler yaşandı… Magazinden de oldum olası nefret ederim. Toplumu zehirlediğini düşünürüm filan, ama benim bildiğim adalet genellikle haksızın yanında durur. Yani bu durumda İntizar yalnız, LGBT bireyler yok, adalet zaten tecavüze uğramış.

Benim tanıdığım toplum tövbekar şarkıcı cececececelinin ahlaksızlığını görmez. Yalnız yaşayan bir kadının evine nasıl kamera yerleştirildiğini sormaz. Neden görüntülerin basına verildiğini sormaz. İzler, gerekirse otuzbirini çeker. Ceceliyi destekler çünkü kendisi de Ceceli gibidir. çünkü eleman sözüm ona straighttir, çünkü tv lerde ezan okumuştur, sözüm ona müslümandır.

İntizar lezbiyen olabilir kendi tercihidir bir şey diyemem ama Ceceli için söyleyecek bir şey var, eşten dosttan duyduğum kadarıyla olayı kafamda tarttım ve şu sonuca vardım.
“Ben böyle ibnelik görmedim.”

Süleyman Palyaçoğlu
/18717

Köşesiz Yazılar 2

Kurban

eski bir hikaye…

Kurban bayramına hazırlık yapıyor gibi görünüyorlardı. Et vardı. Ve bıçak. Satır, döner bıçağı, sopa.

Fırsat bu fırsat, eti nasıl keseceğini bayramdan önceden tatbik ettiler. Başarılıydılar. Birlikte hareket ediyor, galeyana geliyorlardı, linç ve düşünmeme konusunda oldukça iyiydiler.

Organize bir öfkeyle, on üçü tuttu. Gözü en dönmüş olan, en çok seven yani, sevgisinden kan akıtan biri, dayadı bıçağı şah damarına. Tek hamle. Temiz kesik…

Allah kabul etmedi…

Süleyman Palyaçoğlu
/18715

Kutlama.(siyasi açıdan.)

Sabah haberlerindeki istatistiklere göre bu yıl da fakirim. çok küçük bir farkla ise açlık sınırını geçmişim. Bu güzel bir haber. Bunu kutlamalıyım. Hemen kendimce, küçük bir parti tertip ettim.

Hem fakir hem parti yapıyor diye sorabilirsiniz. Tamam param yok. Ama bu da siyasi bir parti zaten. Eğlence olmayacak. Tamam, param yok ama geleceğe umutla bakan bankalar sayesinde ise mutlu ve mesut borçlanabilme şansım var. Ne güzel.

İki yumurta kırdım. Bir de minik sosislerden ince ince doğrayıp üzerine serptim. Yumurtaların parasının bir kısmını hesap kesim tarihinde ödeyeceğim. Sosisin ise üçüncü taksiti. Şimdiden ikisinin de fiyatı ikiye katlanmış durumda. Ama olsun. Böyle bir parti için iki yumurtam aç bitir sosisin hemen bitmesin diye bölünmüş üçüncü kullanım payından kalan bir sosis kurban olsun.

Su kaynattım. Belki paraya kıyıp çay bile demleyebilirim.

Müziği internetten çözeceğim. Ama öyle yavaş ki… Bir de şu açıdan bakmak lazım. 3 dakikalık bir şarkıyı tam yirmi dakika boyunca dinleyebiliyorsun. Bugün hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermeyeceğim.

Aslında bu tek kişilik bir parti ama birazdan davetliler gelmeye başlar. Gelenlerin hepsi önemli kişiler. Hepsi de kurumsal bir kimlikle kapımdalar.

Bir kişi elektrik idaresinden. (Herkes geldiğinde ışıkları kapatıp açma görevini ona vereceğim.)

Bir kişi havagazı şirketinden. Yumurta pişmeden gelir diye çok endişe ettim ama dedim ya, şanslıyım bugün.

Birileri son model cep telefonumdan arayıp gelmek istediklerini kurumsal bir dille söylerse diye biraz da endişeliyim. Banka avukatının sekreterine, kentsel dönüşüm için benim güzel evimin yerine ruhsuz betonlar dikmek isteyen belediye müteahhidine yer kalmadığını nasıl söylerim diye düşünüyorum. Şimdilik en iyisi telefonu şarjdan çekip kapanmasını beklemek.

Masama oturmuş yumurtamı yerken siyasi manada acayip eğleniyorum.

Gerçekten parti hard. (hem siyasi hem erotik açıdan.)

Süleyman Palyaçoğlu/ 18210