El Sür Bakirliğime

24 Haziran 2008 01:33

Biraz his lütfen….

En karanlık an .. en rahatsız… bu kadarı bile ölümü getirine, korkularımı sarıp sarmalar. Korkma benden güzel melek , hadi beyazlar giydir bana, şevkatli ellerini esirgeme yüzümden. Kayıp değilim , sizlerden biri değilim ben. Götür beni kayıplarımın yanına , sahipsizime , kendimden olana , kendim olana, boğma hıçkırıklara bedeni , dindirme acıyı , hissiyatı. Rağzıyım sana olan bütün boyun eğişlere. Kin tutmuş beden kimin umrunda , sonu olan hapsoluşlar, kimin umurunda.Saygımı kazandır bana , onurumu akıt avuç içlerime. Soğuk nefesler sür odamın duvarlarına , kırmızıya boya. Kurut dudaklarımı , kesikler kalsın öpüşlerime. Sana uyanayım ve kendi varlığıma kavuşayım. En iyi sen bilirsin düşü düşleyerek kalabilmekti en zor olan. Hala dayanırken ve bütün destekler paslanmışken , gün mora çalarken el sür bakirliğime. Gel artık ayak seslerini işitğim güzel. Gel artık nefesini soluduğum güzel.Gel artık ben hala seni beklerken.

~~Hiç ‘e Veda~~

Biraz his lütfen

Pencereni ve perdeni aç , bırkak şehrin gürültüsü odana aksın. Bu kadar sakin olmak anlamsız geliyor bazen. En azından şehir birşeyler yapsın. Sirenler çalsın , kornalar ötsün , ışıklar parlayıp gözlerimin var olduğunu hatırlatsın. Kimin için burda olduğum sorusu çığlıklarını bastıyor.Bu gerçekten sinir bozucu. Odanın rengini değiştirmişsin hoş olmuş. Kırmızı sana çok yakışıyor. Hadi bana adamı söyle kayıp bir zamanım senin için yıllar önce söylemiştim. Hatırlamıyorsun değil mi ? Evet bende hatırlamıyorum. Kİmsenin bu kadar umursamaz olduğunu düşünmemiştin beni tanımadan önce. Hayatımın tam ortasındaki kalın bir çizgisin ve ben o çizginin sana ve bana ayırdıklarından çok daha azıyım artık. Bundan bıktım. Bu kadar basit olmasından. Bir işaret zamiriyle bile anlatılabilicek kadar ucuz olmasından.

Tanrı beni kahretsin… Tanrı seni kahretsin…

Hala ölece otuyorsun şehrin bizim için anlamsız kalan bütün gürültüsüne ahşap zeminin gıcırtılarıyla cevap verirken ben. Boş boş dolanıyorum kırmızılar giydirdiğin odanda. Hayatımın anlamına boyamışsın sularıda yeşile. Bir bardak içtim biraz önce. Görmüyoruz değil mi Tatlım? İkimizde neler olup biteceğini görmüyoruz. Sen tanrıya bir ağıt ben kendi hayatıma bir ceza ve belkide seninkine. Senler ve benler ne kadar uzak kalmış bizden ; yazarken farkettim. Işığı açmak istiyorum ama görmek için değil en iyi sen bilrsin fazla ışıkta göremem ben.

Gitmek istiyorum; beni herşeye bağlayan halatı keskin ellerimle param paraça ederek koparmak ; güzelim yüzüne son bir kez dokunup iyileşen izlerimi kanatıp gitmek istiyorum. Hala odandayım hala odamdayım. İsteklerim arafta kalışlarım ve rahmine yüz gezdirişlerim, seni ve beni orda sakla. Hala biz değiliz nasıl olsa. Birazdan kapının sesini duyarsın ama aldanma giden sadece benim gelen ise herşeyim. Ne mutlu sana.

21.06.2008

 

Kayıp

17 Haziran 2008 02:36

Bu gece bana uzun… bu gece bana çıplak.. Kinimin bedeli uzatıyor sakin sessiz duruşlarımı. Anlık karmaşa ve gerginlik ürünü hepsi. tek kullanımlık.

-Geçtiiiii.

Fısılda sol yanımdan kulağıma , sadece başını çevirmen yeterli bütün olan uzaklığıma. Okşa saçlarımı ihtiyaç var sana bir öncekinden bir sonrakine atılan adımda. Her yer kırmızı sana ve her yer karadumanlarla kaplı bana izini taşıdığım bütün hayat boyunca. Korkmuyorum ama geçsin bu titreme aksın ruhlarımızdan. hadi temizle beni ; akıt içinden. Özgür bırak tüm huzuru dünyama.

Öyle bir yorgunluk ki bu tanrının yatağında uyusam, nurla beslensem zemzemler içsem o ağıcın kıpkırmızı elmarından vitaminler alsam… reva … onur … kayıp … sen… yalın… ışık… ”O”… Lakin karanlık hala buralar… Dolunay aydınlat bütün dünyamı.

~~Şimdi gözlerinizi kapatın!~~

Biraz his lütfen!!

kayıplardan var edilen yerdeyim. ayaklarımın altında ucsuz buçaksız ucurumlar var. en yükseyindeyim , kanıma binlercesinin karıştığı tepelerdeyim. yeşil ve mavi değil manzaram huzur değil hislerim. sikik hayatımın çöküşünü en güzel izleyeceğim yerdeyim. biletlerin hepsini ben satın aldım. kimseye yer yok bu oyunda. bütün oyuncular benim , sahnede benim , yönetmende , yükselen müzik de. evet hepsini ben çalıyorum . bütün kemanların üzerine kustum. kimsin sen lanet olası orospu cocuğu!!! defol burdan!!! bir kaç damla kanımla satın aldım ben bütün hayatını. ve bir kaç neşter darbesiyle inletebilirim bütün kıvrımlarını. defol burdan hepsini tek başıma izleyeceğim bütün organizasyonu zaten siz hazırladınız. alnıma yazılanı peşin kabul ettim ben. -biraz soya soslu az pişmiş büftek lütfen ve kalecik karası istiyorum yerken izleyeceğim. son yemeğim değil sondan bir önceki de. kimsin sen lanet olası piç kurusu defol sahnemden. rust aç perdeleri müzik başladı ve etin kokusu az çok burnuma geliyor. bu rust iyi bir ahçı. perdeleriniz ne kadar da kalitesiz son gösterim bu benim lanet olası kumaş tüccarları hala Çin’den ucuz iş gücüyle yıkanmış irin gibi ipekler mi alıyorsunuz zaten neyi doğru düzgün yaptınız ki? hepiniz birer sahtekarsınız. ne rahtsız bir sandalye hiçbir emek izi yok üzerinde makineleşmiş sikik dünyanızın izleri heryerimde. büfteğinizi bile sentetik ineklerden üretiyorsuz artık. senteteik çicekler sentetik hisler , sentetik çocuklar ve neredeyse sentetik ışığınız aydınlatıyor sanhnemi. Kİmsin sen hayatını becerdiğim adam çık surdan. üzerine işimek üzereyim görmüyor musun? buraya tırmanırken çok yoruldum. bir bardak su istiyorum. yine sentetik suyunuzdan içindeki her sikime kadar bütün mineralleriyle oynadığınız sudan. hepsinden ve herşeyden nefret ediyorum. irin ve pisliksiniz iğrenç bir yara gibisiniz vucudumda. bağırmayı kesin dışardakiler hepinizin dlini kesmek istiyorum. sivri uçlarını kıçınıza sokmak istiyorum. kalp kırarken hisettirdiklernizden daha farklı bir his olucak bu sizin için. üzerinizden tanklarla geçmek istiyorum orgazmımı kemik sesleriniz ve çığlıklarınızla süslemek istiyorum. sende kimsin pembe orospu! aldattığın kocanın penisini kıçına dikmek istiyorum defol sahemden. bir taksi çağır ve taksicine her zamanki gibi kayganlığınla öde altın mirasınla öde . kutsanmış vajinalarızın iğrenç kokusu buraya kadar geliyor. lanet olsun çık surdan. üstüne sıçmak üzereyim. bu benim oyunum. lanet olası kapı neden halen açık. kapı görevlisinin içine işemek istiyorum. kıçlarınıza düdük takıp maymunlar gibi dolaşın ortalıkta sahnemden uzak durun. Ne olur biriniz işini düzgün yapsın diye ağlayanlardan nefret ediyorum. Sitemlerini çıkart hayatından ve birşeyler yap. Gerekirse vur aralarından birini. Doğru yolda değilsiniz bu ucurumlar benim. Kendine intiharı getiricek başka bir hayat seç. ve bağırmaya başka yerde başla tatlım. Neden anlamamakta bu kadar ısrarcısın beyin yerine konan mercimek tanesini burnundan mı soktular? Defolun burdan defolun sahnemden. Hepsinin gereksiz merakından iğreniyorum. Güven getirmeyen gülüşlerinden , hissiz sex hayatlarından , ortalıkta dolaşıp et avcılığı yapanlardan , ucuz hayatları daha ucuza satın almaya çalışan orospu cocuklarından, yeşili , kırmızı diye satanlardan, umuda açlıklarından, farkındalıklarının bu kadar dar olmasından, hiç canlarının yanmayışından ne kadar iğrençsiniz , insani görüntünüzün altında yatan pisliklerden, meditasyon merakıznızdan , platin sarısı saçlarından ve yüksek topuklardan , dünyayı parayla herşeyi satın alabilicek hale getirenlerden. Hepinizin hayatının içene sıçmak istiyorum. Defolun sahnemden bütün biletleri ben satın aldım ve son paramla aldığım bıçakla gırtlağını kesecağim bütün oyuncuların müzisyenlerin ahçıların … hepsinin . BU oyun benim hayatımın çöküşü bu oyun sonun başlangıçı bu oyun kanımın litre hesabı , bu oyun sadece benim izleyeceğim bir oyun şimdi gözlerinizi kapatın.

13.06.2008