Ne kaldı geriye?

Hisse gerek var mı ki artık ?

 

Hımmmm haniiiii ? Nerdeee ? Şiiiiiii…. Sessizz ol duyucaklar. Belkide duymuştur. Kısık sesle konuşmaya gerek var mı ki hala? Ne bekliyorsun koşsana. Belki düşersin herkes senin düşmeni beklemiyor mu ? İnatla … HHAhaha gülmeee.. sessiz ol duyucaklar… Hadi yalnız bırak beni …

DEFOLLLLLLLLLL!!!

yok yok Gülümse hadiiii … Kızma bana SENİ SEVİYORUM. bunu çok iyi biliyorsun …..

Lanet olası irinnnnnnnn….!!!

Kaybettik… mi? HAyır oyun mu ki bu ? ama beni seviyorsun… lütfen özlemle sarıl bana buna çok ihitiyacım var… betonla kapla beni… Haklısın buna gerek yok… Zaten öyleyim. Taştan … Saat kaç ?

Sana söylediklerimi anlamamak için harcağın cabayı…bundan sonra diğerlerini anlamak için harcarsın… HArcaycak seyler çok dünyada ama sen paradan çok insan harcarsın. Bu senin kanında var.

Taksiyi aradın mı ? Sarı taksi… ne güzelde yakışır taksilere bu renk… neden kimse sarı araba almaz ki ? gögüslerinin ölçücüsü kaç demiştin seksen B mi bu bana , sana, ona ve herkese borcunu ödemene yeter. kalcalarını zaten peşin almışlar. Umarım bahşişde bırakmışlardır…

Kırmızı odam. Ne kadar sakinsin bu gece. Kimse seni benim gibi anlamaz ki. Ben bunun için doğdum. Sen kimin için? Aynında karşında biraz kalmanı sölemiştim ama kalmadın ; kalamazsın…HAdi gülümse biraz… BU hayatımızın çöküşü iğrençliklerin ötesinde. Benim güzel bir odam var herşeyin haricinde.

Bu gün hepinizin arasında dolaştım yine… Öğle iğrenç kokuyor ki insanlar. Lanet olası deodorant reklamları neden işey yaramıyor… Tiksiniyorum artık. Bütün gün ailesi yada hayatı için terini akıtan ve sonrasında ter kokan insanların kokusu değil bu. O koku rahatsız etmez. Bu iğrençlik ise çok kışkırtıcı… Kendi kanını için adam sana neler yapmaz ki ?

Ya sen kanımı içen kadın… Yetmedi hala… Alllllll hepsi senin seden başka kimseye birşey ayırmadım ayıramam…

Taksi gelmek üzeredir.. Gitsem iyi olucak… oda hala kırmızı her gece arta kalanlarla boyuyorum. Rengi hiç solmasın.

ASLA UNUTMA VE ASLA AFFETME!!! bu cümleyi hiç aklımdan çıkarmayacağım

Beni seviyorsun… Bana aşıksın … artık ben ne yapacağım diye sormuyorum… Şİmdi düşün sen ne yapıcaksın… HAdi takıl istediğn erkekle yada kadınla… ama kendini çok pişman ediceksin…

Güzellik … Seni sevdim adın gül kokuyor. Beni sevdin adım… kahramalıklardan uzak…

Adım Rust…

Bu arada bak herkes duydu…

23.07.2008

Lazım değil…

13 Temmuz 2008 15:41

Hissinize şıcıyım nasılsa sahte…
Bu kadar yeter!!! Hepsinin gırtlağını tek elimle sıkabilirim… Kimle dans edildiği umurumda bile değil nasılsa sizinde öyle. Zaten karşıma kim çıktı ki hayal edilesi olsun. iğrençliklerden ve kokuşmuşlardan bıktım artık. Hakkımda konuşulanlar ve konuşulmayanlar… gerçekten umrumda değilsiniz… Bana yazılanlar ve çizilenler… gülünçler. Duygular tek porsiyonluk artık. gerçekler zahiri… Ve ben hala hepsinin ortasındayım. Neden boğulmayı bıraktım ki yeşil girdapların içinde , neden kurtulmak için çırpındım ki. neden aralarından hepsiyle oldum ki ?

Saçmalıyorum ve saçmalıyorum… sadece şevkat arandı. Ve gerçek olan birşeyler ne olursa… nefretleriniz bile yalan kininiz bile … Rust vajina isterse … Motoruna atlar ve saçlarını açar… Ve Rust Aşk isterse ona zaten hep sahipti. aşk hayatta bir kere… ama hiçbiriniz yüreğini görmediniz ve ben herkese duymak istediklerini söyledim. şimdi beni yargılamayı bırakın lütfün.. beni yargılayan koltukta bir tek ”O” oturuyor ve de ben… Bir kral ve bir kraliçe gibi… aranızdaki tek dürüst benim… O iğrenç gözlerinizi çekin üzerimden… ve yolda hiçbirinizi görmek istemiyorum… sakın sokaklarımda karşıma çıkmayın…

Hayatımdaki faişeler ve pezevenkler bile saygımı daha çok hakkediyorlar… Tartın ve kaç kilo taşıyabliyorsanız o kadarını taşıyın. zaten taşıyamayacağınız kadar ağır sözlerim…

Tebessüm

biraz his lütfen…

Ağaçlar çok uzun ve gür yapraklı ; olabildiğine geniş gövdeleri yeşilden bir gökyüzü. Ayaklarım yumuşak toprak üzerinde gözlerim kapalı ya da açık bilmiyorum lakin tebessüm etttiğimi hissediyorum ve yanından geçerken her ağaca dokunuşlarımdan bir iz bırakıyorum.yosun tutan yüzlerin üzerinden de geçiyor parmaklarım ama irkilmiyorum hafif sis geceye inat bir akşam üstünün güzelliği üzerinde. heryer huzur kokuyor , tüm sancılar siliniyor zihninizden. biraz karanlık sadece ama korkutmuyor aksine güven verici. birazdan orman canlanır… halen bekliyorum. ormanın toprakları üzerinde , hüküm sürdüğü yerlerde dolaşırken.

Kabullenilmiş parçalarından biriyim, bende toprak ananın meyvesiyim. tek ihanetim üzerime giydirilen bedenim . bilrim bir tek sen hazmedersin bu ihaneti birgün bende senin koynuna gireceğim.

08.07.2008

anıbirlik yazılmış esrik bir şiir.

amma da içmişiz!
3 gün sızar mı bir insanoğlu…
gözlerine bakıp ölmüş gibiyim…
seni de fena çarpmış bu his…
bedeninin öğürürken aldığı şekilden anladım.

şerefimizle içip masada kalıvermişiz
iki sarhoş savaş kahramanı misali.

en son küllüğe uzanıyordum onu hatırlıyorum.
ellerin orada biyerde olmalıydı…
(nedeni bu olmalı küllüğün bu şiire konu olmasının.)
birini bulamasam dert değil
üç tane daha var körebe oynayabileceğim.

başım dönüverdi hiçbir şey göremedim
gözlerini göremedim kalabalık senler topluluğun ortasında
sahi kaç tane var ki senden?
hanginizi daha çok seviyorum sizin?
peki siz bayan…
hangimi daha çok sevmiştiniz?

gözlerini arıyordum…

bulamadım
ağızdan yukarı çık
burundan sola dön…
aklıma gelmedi işte…
unutuverdim adresi
gözyaşı torbalarının çukurunda sızıvermişim.

ne içmişim ki hala esrik bir uğultu kulaklarımda.
ne içmişsin ki hala dinmemiş midenden
bütün bedenine yayılan
coşkunun hafif bulantıları.

şişede durduğu gibi durmuyor bu
aşk denilen şey.
iki kadeh az içsen tatsız
bir kadeh fazla içsen mide bulantısı.
hatırladığım tek şey coşkulu sesi
çalan plaktaki kadının
“haydi vur kendini şaraba
kedere ve aşka vur.
daha içelim…”

HEY deyip düşmüşüm
sonrası başağrısı.
sonrası akşamdan kalma bir şiir işte.

sonrası bu.

Sylvan

03.07.2008

(oha 2008)

icki-nasil-bulundu