Biraz siyanür lütfen…

03 Ekim 2008 00:34

 

(Biraz önce ; sadece bir kaç saat önceydi…)Cümleye nasıl başlarsam başlayayım , hangi kelimeyi seçersem seçeyim… asla kazanamadığım bir savaş bu. Kahrolası zihnim. Dudaklarım kilitleniyor , ağzım kuruyor şu an o yüzden sağır bütün kelimelerim sizlere.

Susuyorum ve dinliyorum….ve odam hala kırmızı…

Bırakın yağsın bütün taşlar üzerime hangi kadın varsa kurtarsın kendini , kendi içinde kaybettiği benden. Dudaklarına siyanür sürüp öpsünler beni… ellerinde büyük hancerlerle gelsinler yüreğimin kapılarına. Heybetli sözlerinize boyun eğeceğim. Kaybettiğim ne varsa sizler için dirilteceğim toprakanadan. Kilitler vuruyorum her ızdırabın kapasına anahtarlarını bir bir saplıyorum göğsüme ve içerde saklıyorum hepsini. bir tek sen bil yeter… bir tek ben bileyim yeter adam olana.

Hadi fısılda güzel melodilerini rüzgar ,sağ kulağıma ; bir tek sol yanım işitsin cehennem sesleri her zaman söylediğim gibi ben arada aşkın ta kendisiyim.

Hala ayakta duruyorken dizkapaklarımından kırmak için bacaklarımı ne bekliyorsun. Kırmazsan asla çökmeyeceğim. ******************************************************************* Litrelerce kussamda bitiremeyceğim tüm göğsümden beslenen bu kini. ne kadar yorgunsun ve hala sakallarını okşayan mahrem eli nasılda itebiliyorsun. Zaten bütün günahların tohumu sen değilmisin Rusty. Ellerinle boya yüzünü kimse tanımasın seni ve çıkar ince bir elle gümüşe işlenmiş güneş gibi parlak bıçağını kadife kınından. uzat boynunu ve sus… herşeyi kabullendiğin gibi kabullen bunu da.

o kadar karışığım ki … hiçbir cümlenin sonunu getiremiyorum. Nasılsa kendimi hep kayıplardan var ediyorum. Nasılsa hep kaybediyorum lazım olan herşeyi. nasılda özledim 18 yaş pesimistliğini … yüzümü gülümsetiyor su an … lanet olası bir kanser giibi bütün hücrelerime yayılmış …

Sadece beni istiyorum kendimden. Bana ait olan ne kaldıysa. Üstü kalsın…