~~Sus Lütfen~~

Biraz aşk lütfen…

 

Ne doğru zaman ne doğru yer efsunlu kelimeler için. Henüz tılsımı bozulmamış nefeslerin.

Kırmızı , yorgun , derin , masum , lezzetli kahve , ufuk çizgisi tam önümde , kilometreler , bir kalemle canına kıymak kadar vahşi , yeşil amazon ormanlarının asaleti , beyaz bu kez…

Ve şimdi sus…
Ben konuşacağım. Bende ki seni değil kim olduğunu anlatacağım..

Tanrı giydirmiş seni haklı rüyalar , o ipek pürüzsüz tenine cenneti kaplayan beyazdan ; gözlerine cennet bahçelerindeki yeşillerden vermiş rengi. Saçların Lethe ırmağından kırmızı , dokunmak istesem azap dolu telleri. Nefesini solumak orta dünya bahçelerindeki üzümlerden yapılmış zamanın başlangıcında mahsene yatırılmış şarapların sarhoşluğu.

Ellerin ellerimin üzerinde birer inci tanesi.Ve eğer konuşmaya başlarsan Siren’lerin şarkıları kadar büyüleyicidir sözlerin. Okyanusların en derin orta yerine çeker beni.

Sus lütfen…

Garp rüzgarları getirsin teninin koksunu ait olmadığım şehirlere. Ben göğü koklayayım sen gibi. Ellerimi belinin kıvrımlarından esen rüzgarlara dolayayım mesafeleri düşünle aşayım.Öpemediğim dudakların hasretiyle kavrulayım. Derim gerilsin acısın rağzıyım lakin sen yine gel merhemlerinle ellerime. Gülüşlerinle iyileştir beni. Kalkmasına izin ver o Seraph’ın yattığı yerden bırak çeksin kılıçlarını ve göğsünün altında kocaman bir yüreği var üzerinde uyuyabileceğin ve yaşayabileceğim kocaman bir dünya, aşk dolu.

Hayır gitmek değil niyetim.Bana git diyen yüreğin. Ve kim ne derse desin kalanlardır gidenlerin sebebi.

İzin ver Apollo kıskansın ışıltımı. Bütün karanlıklarını aşkımın ışığı ile aydınlatayım. Ve eğer istersen gecelerine de Artemisten çalarım.İzin ver kanatlarımı tüm dünyaların üzerine açayım ve güçlüdür kollarım seni belinden kavrayıp hepsinin üzerinde tutayım.aşkımla ışıldayan bir elmas gibi parla göğün üzerinde İzin ver o uzun ince boynuna uzanmadığım mesafelerde kalayım rağzıyım.İzin ver yüreğim izin ver Ufaklık. Görebiliyorum ardında yatanları. Duvarların camdandır bilirim ve lakin kırmak değil niyetim. İzin ver bize Tanrı katından çaldığım dünyaları ayaklarının altında sereyim. Ve öpüşler cennet bahçelerinin yağmurlarıyla kutsansın.

29.01.2012 / rustynail

~~ Kağıdına Tükürdüğüm Şiir~~

(Sen;
Sen’e yazılan tüm şiirlerin yüz karasısın)

Sen bütün kayıplarımın annesi,
Bütün tövbelerimin inkarısın,
Zihnimin kaçış tünellerine dinamit döşeyen kadınsın.

HIV’ li aşkımızı rahminde büyüten,
Sonra foseptik çukuruna adet gören kadınsın.
Sen , tenin üzerindeki izlerime el sürdüren
Mutluluk diye, yüz gezdirdiğim yüzüne irin süren fettahsın.

Sen ;
Sevişmelerimizi, öpüşlerimizi kutsal saydığımız ,
Bize ait tüm değerleri,
El piçine miras bırakansın.

Sen ;
Erkek sandığım tüm duyguların ,
Götüne çomak sokan kadınsın.
Bir tas aşı aşka çok gören iblisleri doyuransın.
İyiyi , köyütü ; sevgiyi nefreti aynı elle okşayan,
Aynaya baktığımda sırrına kir bulaştıransın.

Sen;
Zamanı yaralı aç domuzlar gibi üzerime salansın.
Güzelliğini ateşten , dişiliğini iblisten borç alan mahlukatsın.

Sen;
Hasretinde içtiğim şarabın çanağını,
Döndüğünde bokla yıkayan kadınsın.

Sen ;
Ölü doğan tüm duygularımın sahibesi,
Zamanımın sonu,
Tanrının yarattığından utandığı belasısın.

26.01.2012 / rustynail

~~Elmas Tozu~~

Nefesindeki elmas tozu…

Karanlıkta havaya karıştığında da ışıldıyor güzellik. Görebiliyorum gözlerim kapalıyken soluyorum tüm zerrecikleri havadan. Ne olduğunu bilmeden karıştırıyorum kanıma. Ciğerlerimden tüm hücrelerime kalbime aklıma… Hani şu akıl mantık aşk birlikteliklerinin organları var ya kalpmiş beyinmiş vesaireymiş… Umrumda değil ne hissetiğimi ve yaşadığımı biliyorum.

Seraphların kudretinden uzakta yaşayabileceğini bilmezdim. Gardımı düşürüyorsun. Lütfen… Anımsıyorum daha önceleri kendi elimde ateşlerden dövdüm bu kalbi kaplayan dünya metallerini. Lakin efsunun bu dünyadan değil bilirim ve işler en sert metale bile. Su kadar berrak su kadar yumuşak ve keskin.

Çok uzaklardan gelen çilek kokulu bir gece bu. Okyanusları ateş kırmızısı elimi daldırsam Dante’nin kor lavları gibidir… gök yüzü bembeyaz ve ufukta yemyeşil bir dünya. Derinliğinde kayboluyorum izlemekten kendimi alamıyorum. Baktıkça daha derine ve ardından kayboluşlara…

Yaradılışımın nedeni varlığındır. Ve sana her el uzattığımda Pandora’nın kutusundaydı tüm insan hisleri.

Kanatlarım düşecek birazdan. Ben kendi kalbimin Seraph’ıyken kendi kılıcımla kesiyorum beni yüksekte tutan ben yapan herşeyi… Şimdi iyileşmek ve tekrar yükselmek için kaçmalıyım. Biliyorum ki ne zaman karşılaşşak kazanamayacağım bir savaş bu. Çünkü hala bir savaş olduğunu düşünüyorsun. Oysaki sen benim Tanrı’mın kadın yüzüsün. Seni korumak için kılıcımı her çektiğimde kendi etimi kesiyorum.

Adem’in neden o elmayı yediğini biliyorum yaradılışımdan bu yana ilk kez bu gece hissedebiliyorum ve bir iç çekiş. Anlayabiliyorum tüm faniliğimle.

26.01.2012 / rustynail