döngüsüzlük…

I.

 

öfke…

bilincin şiddete eğilmesi.

bir şeyleri kırma isteği.

döngüsüzlük.

bir noktaya saplanıp kalma.

daha öteye geçememe.

olduğun yere gömülme.

toğrağın içine düşmek.

boynundan aşağısının hareketsiz olması.

panik!

parmaklarından hislerin yavaş yavaş kaybolması.

öfke!

bilincin şiddetten çatlaması.

etrafta kan.

Kompres.

İlk yardım dersinde öğrenilen şeylerin zihne düşmesi.

Konu bilmem kaç

Açık yaralar

Hafızanın yarı yolda bırakması.

Kabullenme.

İnançların tekrar gözden geçirilmesi.

Bilinç kaybı.

Karanlık.
II.

 

Öfke…

Karanlık.

Ampul ışığında bıcak parıltısı

Ayak parmaklarında karıncalanma.

Hissizlik.

Ayakların soğuması.

Ruhun bacaklardan ayrılması.

Hissizlik.

Bir daha ereksiyon olamayacağını düşünmek.

Binlerce şeyi düşünmek.

Belinden aşağısındaki hissizlik.

Gözlerinin beton zemini taraması.

Boş bakışlar.

Merak.

Korku.

Öfke.

Böyle olmamalı olgusu.

Ruhun gırtlağı yakarak geçmesi.

Kollardaki hissizlik.

Dudaklardan dökülen anlamsız sözler.

Öfke.

Bağırma isteiğinin hırıltıya dönüşmesi.

Bilincin aniden kapanması.

Döngüsüzlük.

 

III.

Soğuk…

Metal zemin.

Ölü et.

Yeşil maske.

Neşterin göğüsten karna kayması.

Raporlar.

Kayıtlar.

Hissizlik.

 

IV.

dinginlik.

karanlığın ortasında dinginlik.

üzerindeki toprağın baskısı.

yukarıda birşeylerin olduğu hissi.

kısa süre sonraki yalnızlık.

upuzun yıllar boyu süren yalnızlık.

karanlığın içindeki yalınzlık.

etlerinin topraktan küçük parçalara dönüşmesi.

kemiklerindeki sonsuz kaybolmama arzusu.

aslında bütün herşeyin bir parçası olmak.

onu anlamak.

öfke…

öfkenin yavaş yavaş kayboluşu.

bilincin aniden kapanması.

toprak….

su…

hayat…

döngüsüzlük…

terörist…

süpheli paketlerle sardım düşlerimi

ve umuma açık kalabalıklara bıraktım

şimdi sessizce gidiyorum,

ardımda gürültülü patlamalar bırkarak.

yıkılacak şehrin yarısı

düşünce imha uzmanlarının hatalarından.

hangi kabloyu kesse başka hayalkırıklığı

hangi hücreye bakse fünyesi çekilmiş

patlamaya hazır

düşler onu karşılayacak.

ve yok olacak beynimde

bu kasvetli şehre

ve içindeki herşeye dair

anımsamalarım.

şimdi sessizce gidiyorum…

eşgalimi bir enkazın altında bırakarak.

 

s.

Haziran 2014

Geri Sayım – (7. sayı önsözü)

öfke krizleri ve düşsel enkazların bıkkınlığında yazılmış bir geri sayım... 


kalbimin tiktaklarını dinliyorum şimdi. vakit gece yarısına üç var… zaman ayarlı, kendi içine patlayacak bir bomba gibi hissediyorum. ve zihnimdeki ‘palyaço’ şehrin yarısını yok edecek kendi aleminde.. beline dinamit lokumları bağlamış. 


2:59

2:58

2:57


zaman ilerliyor ve daralıyor. “ölümcül olmayacağını” söylüyor bana. “sadece biraz acı verecek onca hayalin ölmesi.” enkaz altında bağrışan onca eski hatırası onca insanın kulaklarımda çınlıyor. sonra şöyle bir düşlüyorum. diyorum ki; “yapalım şu işi”… saate bakıyorum 


1:35

1:34 


biraz acele etmeliyim. yarını onlar düşünsün duvardan geçmişin parçalarını toplarken. neden yaptığımı, onca hayale nasıl kıydığımı bulmaya çalışıp bana lanet etsinler. umrumda değil… 


“son on saniye…” diyor palyaço.

0:09

gülümsüyor.

0:08

“yarın

0:07

bambaşka

0:06

biri 

0:05

olarak

0:04

uyanacaksın

0:03

tam onların

0:02

istediği gibi

0:01

gülümse…”

0:00


palyaço son saniye tedirginliğinde sunar: 

“şüpheli paketlere sardım düşlerimi 

ve umuma açık kalabalıklara bıraktım.”


s.

m.a. etkileri / kısım 9

( yağmur artık sadece yeryüzüne değil beynime yağıyor. )

ne yazsam;
uçşuz (bucaksız)
kurşun kalemimle; beynime yazıyorum.

kafamın içinde;
ruhumun solgun ışığıyla
kafamın duvarlarına kazıyorum
tutsaklığımı…

dört dikey bir yatay…
her cümle bir kafes…
kendini kapatıp üzerime kapıyı kilitliyor
kelimelerim…
yağdıkça kafesliyor bedenimi kısacası..