m.a. etkileri / kısım 29

“boğulmak / kalabalıktan.”

bir taş gibi hızla batıyorum.
etrafım insan
nefessizim.
burun deliklerime doluyor.
ciğerlerime sızıyorsunuz…

kafamın yanındaki damarlar patlamak üzere
basınçtan.
oksijen bedenimi terketti.
sadece iğrenç nefesinizi kokluyor burnum.

beynimin sinyalleri s.o.s. diyor.
birazdan gözlerimden kan akacak.
kılcallarım çatlayacak
boğulmanın oluşturduğu öfkeden
ya öleceğim
ya öldüreceğim bi’şeyleri.
nefessizim.

boğuldum…

kalabalıktan…

26.12.2014

 

m.a. etkileri / kısım 34

saat gece yarısını vurduğunda
balkabağına dönüşmeden önceki
son göz kırpışındaki bitkisel huzura takılmış prenses.
peri kara büyüyle kafayı bozmuş.
ayakkabı siyah plastik.

sindilrella yoktu.
tarladaki toprakta yeniden varoldu.

şimdi üzerinde şerbet dökülmüş.
zaman onu biraz pişirmiş.
güzel bir akşam yemeğinden sonraki
kabak tatlısı.
üzerinde hindistan cevizinden
bir elbise…

/s.

 

15.12.2014 tarihli seyirme

kendimi ittiğim dipsiz kuyu  gün geçtikçe daraldı. artık içime sığmıyorum. zemini barut kaplı bir çukurdayım ve her yer karanlık…

birazdan bir sigara yakacağım… ve bum… özenle sarılmış sigaramdan düşen bir kıvılcım altımdaki barutu ateşleyip, 400 metre bölü saniyede beni fırlatarak, uzakta; küçücük görünen delikten çıkaracak. onca yolu saniyeler içinde geçip dışarıda, kendi kafamda patlayacaktım.

ama olmadı

bütün planlarım gibi bu da suya düştü diyebilirim. bütün değişkenler sabit. lakin azami menzilimin dışındayım. benimki sadece ilerleyiş. bir yerde hız kesip toprağa kafa üstü çakılacağım anı bekler oldum.

nişan alınmadan ateşlenmiş hedefsiz bir mermi gibiyim…

içimden bir ses benimle konuştu. “artık delirdiğimin bir kanıtı” olduğunu beynimi kanırtarak bana ispat etmeye dirense de onu dinlemedim.

kendimi ittiğim dipsiz kuyu alnımın ortasına doğrultulmuş şeytanın elleriyle doldurduğu patlamaya hazır bir tabanca şimdi. tetik onun elimde. hedef benim kafam.

bir sigara yaktım… ve bum…

sözcükler kafamın içinden beynimin parçalarıyla uçup giderken hiç bir şey hissetmemiştim. sadece güldük…

şimdi uçuyorum. hedefi ıskaladı o. her ne kadar, artık çirkinleşen suratımı boyamak zorunda kalsam da, sürtünme kuvvetinin beni taşıyacağı zamana kadar gideceğim.

 

s.7 res copy