Aylık Arşiv: Haziran 2015


Gerçek bir hikayeden. Yer. Galata kule dibi. çay bahçesi. – tuvalet için nereye gitmiştin kanka? – hemen az aşağıda bir yer var.orda. ama ikinci tuvalete girme. – neden? çok mu pis? – tuvalet kağıdı tamamen ıslanmış. ve sıvı sabun yok. – … – ben ıslattım. sabunu da deliğe döktüm. 50 krş. olur mu dedim. olmaz dedi 50 liramı bozdu piç. – hmm. bozulan para çabuk biter. haklısın. – sen 1. tuvalete gir. o düzgündü. geçerken baktım.

öylesine yapılmış bir götlük.


             Biraz Hiss Lütfen…            Cansız… Herşey birbirinin silüyetinin tekararı. Açık camdan gelen çocuk sesleri. Hepsi birer klon. Senin de canını acıtmıyor mu(!)          Hadiiiii, yapmaaaaa… Seviş benimle… Neye ihtiyacın olduğunu biliyorum. CrossingOver… DEĞİŞ, CANLAN, yeniden doğ, YENİ’den doğ, ANLA… DÜŞÜN… Düşüm, düşlerinin, düşlerimin , gerçekle anlamdaş olduğu zaman-mekanlar… Hisseet beni , hisset toprağı. Ve bilirsin aslında sen, kadınlar  karnında kaç avuç toprak taşır.           Yüz sür toprağa.           GÖR… KOKLA… DOKUN…       Değiş, hala yıldızların altında ve […]

~~Şimdi Biraz Yavaşla~~


aklımın ücra bir köşesinde başlayan soğuk ve yağışlı hava dalgası kalbimi ele geçirdi. dokunanın etine yapışıyor. ve soğuk ondaki tüm hisleri dondurdu. ne kedimi seviyorum ne de başka bir şeyi. artık ayaklarım daha soğuk. sakallarım buz tutmuş. ölümün dokunuşu gibi soğuk bir şarkı yapışmış dudaklarıma, tadını almaya çalışıyorum dilimin. hiçbir şey hissedilmiyor, gözgözü görmez hisler arasında. soğuk bir selamın başında eriyor kalp ve elvedasız bir terkedişe genleşiyor. pornografik gözyaşları terli hislerin üzerine çöreklenmiş… konuşuyoruz, soğuk bir sohbet. bir çayırın donuk çimlerine oturmuşuz. ağzımdan çıkan buhar mı yoksa ganja dumanı mı hatırlamıyorum. ‘soğuk ve yalan birbirinin aynıdır. ve gerçek patlamalarla sonuçlanır. çoğu zaman…’ diyor yanımdaki […]

seyirme / 15610




I. Ölü beyazı ten Yıpranmış çiyan sarısı saç Dağılan ağız Kusulan diş İrili ufaklı karagri bakış Damaktaki keskin kırmızı tat Boğazdaki koca yumruk Küflü pençe Eski püskü elbise Eciş bücüş düğme Eğri büğrü ilik Yırtık bilek Soğuk sivri meme uçları Paslı soluk Ayva göbekten gelen nefis çığlık * * * II. Çatıdan zemine çakılan beden Kirli Terli Çimleri sulayan koyu kırmızı sıvı Parçalamış çıplak ayak parmakları Altısı dolgulu üçü çürük Otuz iki diş Betona savrulan mısır püskülü saç Koparılmış soğuk sivri meme uçları Donuk kara gri bakış Uzun ince ısırılmış boyun. Kırbaçlanmış beyaz ten Kızarmış sırt * Şehvet… * Yerin iç çekişi Göğün görmeyişi. III. kafada kötücül fikirler koridorun sonundaki odada biri gergin […]

Buenos Aires de Bir otelin 23. Katındaki odalardan birinde…


  bilinç kendini aradığı yolculukta bir an’ın tozlu bir köşesine oturmuş ve kendinden geçmiş. kendine yakıştırdığı ismiyle ‘insan’ denen bilinç binlerce yıldır deneyimlediği felsefeleri ve hayatta kalma yeteneklerini kullanarak şimdiki haline bürünmüş. modernizm onu değiştirmiş. bir nevi tüketmiş. bağlarını kopartıp çürük ipleri bir kenara tükürmüş…  ve bu şey olması gerektiği şeyden yeterince uzaklaştığı anlamına gelmekte… anı yaşamaktansa (ki bu ‘yaşamak’ genelde kendi seçimi olmayan, dikta edilmiş şekilde bir yaşamaktır)  oradaki hapisliğinin farkına varmış ve zamanla birlikte hareket eden hücresinde geçen zamanı izlemektedir. müdahil olamayacağını bilir. olsa bile değiştiremez. bir şeyleri değiştirmeyi başarsa bile akıştan kaçamaz. geçmiş ve gelecek arasına sıkışmıştır. bütün […]

MONITOR MOMENTO