kuklacı

karmaşalara teslim etme kendini bebeğim
tutkulara kapat kalbini
sevgini gözardı et bazen
her şeyi gözardı et bazen
ve sahip ol iplerine

kuklalar sevimli ama aptaldır bebeğim
yönetilmeden yaşayamazlar
ve yontulmadan önce daha değerliydi bazıları
emin ol öyle.

onlara yaşam veren sen ol!
yont yönet ama iplerini verme başkasına

büyük maskeler takmş küçük
suratlı insanlara inanma
sözlerini yutarlar bebeğim
her şeyi yutmaya çalışırlar bazen
sen bebeğim
sen kendine ait ol

Sylvan

16.08.2009

 

arts_puppets_392

 

02.07.2015 tarihli seyirme.

bir filiz… zihnim dediğim çölde göğerdi… onu arıyorum…

onun farkına vardığımdan beri bütün bünyemde zamansız bir bahar etkisi hissediyorum. geliştikçe çevresini de etkileyecek. içindeki yaşam enerjisi bu çölü bir vahaya çevirecek biliyorum.

uzun zaman önce zihnime yerleşen plastik ve kan kokusu, o filizin cennet kokusuna benzeyen kokusuna karıştı.

minicik kökleriyle beynimin kıvrımlarına tutunmuş. usulca büyümekte. önümde uzanan ve sonunda, sonsuzlukta kendime ulaşacağım asfalt yolun ziftini ciğerlerime çekiyorum. filiz beni kendine çekiyor. varlığı içten içe beni mutlu etse de, içimdeki insan, onun orada olmasına tahammül edemiyor.

ufuk çizgisine yakın bir yerde,  yani asfaltın çölle birleştiği o yaşamsız bölgede duruyorum ve yol boyunca ciğerimde biriken katranı çöle tükürüyorum. yayılıyor.

içimdeki insan bu kumlara öylesine alıştı ki , kendinden başka bir varlığa tahammülü yok ve o çok vahşi. benim yapmaya korktuğum şeyleri otomatik hareketler gibi yapıyor. birini öldürmek onun için oyuncak bir bebeğin, yalama olmuş plastik kafasını kopartmak gibi eğlenceli… cinayet onun için sıradan bir eylem. başka varlıkların yaşayışının kontrolünü eline aldığını sanmak ise en sevdiği şey.

filizi bulduğunda ne olacak?”

“buralar benim!” diyor. “ve onda başlayan  yaşam beni bitiriyor. o büyüdükçe ben yokolacağım. bu çölde sadece ben olmalıyım, yeniden var olabilmek için onu kopartacağım.” 

kafamı çölün kumlarına gömüp, nefesimi tutuyorum.