~~AÇLIK~~

         Biraz Hiss Lütfen…

Ne demişti Paşam Oscar,  Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım. tam 4 aydır dağda yaşıyorum.Hayır gerçekten dağda yaşıyorum. Şimdi gidip kanıma yüksek dozda şiir enjekte edeceğim gözlerimi Daliler ,Michelangelolar ,Goyalar , ile kör edip kemiklerimi Wagner’in  iki metrelik kontrbassı yerlerine oturtup öyle geleceğim. Bana biraz müsade…

“En yükseği arzularken dilimde asfalt tadı…”

maceraya başlayamamanın ve başladığında başına ne geleceğini kestiremeyip bütün olumsuzlukların kahramanı gidememeye ittiği bir anda şu an ile bundan sonrası arasına sıkışıp kalmış bir önsöz…  

bu bir başa dönüş hikayesi olmalıydı. Çemberin birleştiği anı planlamıştım… başlangıç meridyeninden başlayan ve orada bitecek olan,  koşarak gidilen ağır bir serüven, uzun bir yol hikayesi…

Gitmememeyi seçmek ve başlangıç çizgisinde oturup diğerlerinin gelmesini beklemeyi seçmek de bir seçenekti… sonsuz seçenekler ve seçmemeyi seçmek… kısaca tepkisizlik…

Ve neden sonra intikam isteği damarlarımda işgal halindeydi. Beni durdurmaya çalışan bütün iyi insanları yolun kenarına gömüp devam edecektin… köprüleri dinamitledim. Ve kendime sessizce şunları fısıldıyordu o…

o… içimde aklımı kemirip duran…  durup dururken bir nalburdan kürek alan. Tersterelerin fiyatlarına bakan. Evindeki küveti aniden daha büyüğüyle değiştirmek isteyen. Ultraviole  ışıkların altında bir viyola şarkısıyla dans edercesine elindeki eli, koldan ayırmaya çalışan…

Neyse… şöyle fısıldadı…

“Onları gömen sen değilsin. Zaman ve dünya düzeni…” ya da sadece “böyle olmalıydı’ tümcesi.”  vicdanı rahatlatacak bir takım sözlerden ibaret hikaye… Mantıklıydı. Yani sadece zamanı hızlandırmış olacaktım. Bazıları için 15 bazıları için 2 sene… benim zamanımda bir değişim olmayacaktı. Sadece çevremdeki bir kaç kişi için zamanın akışı değişecekti…

Planım kusursuzdu. Oturup hikayemi yazmaya başladım… Tam bir başa dönüş hikayesiydi.

“En yükseği arzularken dilimde asfalt tadı…”