Aylık Arşiv: Mart 2018



Metro yolculuğu yaparken sıkılırım. Bu sıkıntıyı giderecek en iyi şey insanların tiplerine bakıp onlara komik hayatlar, saçma hikayeler düşünmektir. Bundan 1,5 yıl kadar önceydi. Yine bir metronun bebek arabası yerine sırtımı dayamış geniş geniş çevreme bakınıyorum. Arada bir görünen dış dünya, metronun bir kaç saniyeliğine tünelden çıktığında dünyayı çürümüş bir şekilde düşündüm. Güzel bir yerden yakalamıştım. Buna sebep olan şey bir uzay gemisiydi. Tekrar tünele döndüğümüzde, aklımda bir anlığına çakan sahnemi geliştirmeye başladım. Bilim kurgu severim. Derken ineceğim durağa geldik ve kalabalıkta ağır ağır yürürken, aklımdakileri unutmamak için feysbuktan kendime mesaj yazıyordum. Zaman içinde birlikte hayal kurabildiğim bir kaç dostuma […]

Zebralar karmaşık şeyleri açıklama konusunda bizden daha başarılılar.


kesinliği yoktur. – Bu bir hatırlatmadır… kötü makyajından hatırlar gibiyim. + Hatırlıyorum… sen… balon gıcırtısı? bir yerdeydik. Nerede kalmıştık? – Şehrin epeyce uzağında, terk edilmiş bir tren garında… + Hatırlıyorum… Paslı bir tren vardı, başka şehirlere giden. Ona yetişmeye çalışıyorduk… Hava soğuk muydu? Çok üşümüştük… Hatırlıyorum. – Evet, bir hayli soğuktu. Soğuktan morarmış parmaklarımızı ısıtmaya çalışıyorduk sıcacık nefeslerimizle… + Olmayan bir ülke düşlemiştik… makinisti emekli, kondüktörü ölmüş o trene binmek için donmayı göze almıştık… eski bir zamandı. Şubattı. – Çok bekledik bir daha hiç gelmeyeceğini bile bile.. Soğuktan donmak üzereydik.. Uyumak tatlı geliyordu.. Ya sonra? + Parkalarına sıkı sıkı sarılmış, […]

Bir baloncu ve bir palyaço iki eski ahbabın alzaymır olduktan ...



Dışarıda şehir, yoğun telaş, hızlı solunum. Beton tozunun yapıştığı ciğerleri, ve solgun trençkotlu, düşük suratlı, mutsuz insanlarıyla sürekli bir şeylere sitem ediyor. İçinde ben… şehrin, duvarın ve kemiğin içinde. gökten uzak, meteorolojiden habersiz… İçimde yağmurlu bir gün istemi. Annem boş işlerle uğraştığımı düşünüyor. İçimde eski bir dünya, küçük bir çocuğun ellerinde yıpranıp çekiştirerek büyütülmüş… Önümde bir bavul dolusu tarihi geçmiş pişmanlık. odaya dağılmış, acısı tedavülden kalkmış, yarım ömürlük kahır. Şehirde ben, yirmi metrekareye hapis eksik yaşanmış hislerin ağırlığında ezilen yorgun kentliyim. Dışarda yağmursuz bir şehir, içimde eski bir dünya batıyor. İçimde yağmurlu bir gün istemi. Sadece annem boş işlerle uğraştığımı […]

Yağmurlu gün istemi.