OLAĞAN DIŞI İNTİHAR RİTÜELLERİ…

Bir sirk… gösteriden hemen öncesi….

Aşk ve platonik bir ipteki iki cambaz… ki malumunuz oynamıyorlar. Hep birisi diğerini itiyor… maksat heyecan yaratmak değil…

Ah kutsal amaç… onu kim bilebilir ki?

Gösterinin sonunda bütün sirk çalışanları öldüler. Hepsi de kaza süsü verilmiş birer intihar seçtiler.

I.

Sahne arkası… bir palyaço ağzında bir sigara üzerinde atlet. Takma burnu elinde trapezci kızla konuşmakta… kız palyaçonun ağzından çıkan her sözü “adam sanki bir mucize”  bakışıyla süslüyor. Neden sonra trapezci kız ağlamaya başlıyor.

Işıklar yandı. Koca göbekli, İtalyan bıyıklı, kısa boylu bir adam sunumunu gerçekleştirdi.

“onlar göklerin hakimi!! Onlar kanatsız uçmayı beceriyorlar. Onların cesaretine herkes hayran… bu gece altlarında ağ olmadan uçacaklar…”

kız yüzünde sahte bir gülümseme seyircilere el salladı…

(trapezci kızın ipi bırakmadan hemen önce düşündüğüdür…)

– yanlış anlama bebeğim. fakat biz ayrı sirklerin palyaçolarıyız.
– bütün palyaçolar… hepiniz aynı boksunuz.

 

II.

Sahne arkası… bir palyaço makyajını yeni bitirmiş. Jonglör bir kızın yanında. Görüntüsü mutlu olduğunu bağırıyor.  Sahneye çıkmasına iki şov var. ilk şovda büyük atlarla gösteri yapacaklar. Diğerinde aslan terbiyecisi var. sonra palyaço çıkıp komiklik yapacak… neden sonra palyaço duvarı yumrukluyor. Bağırıyor. Jonglör kız korkup kaçıyor.  Atlar büyük bir nizam içinde eğitmenlerinin ona öğrettiklerini yapıyor. Gururlular. Hiç hata yapmadılar.

Işıklar yandı… kafesler çadırın tepesinden indi. Aslanlar kafeslerden salındı. Koca göbekli, İtalyan bıyıklı, kısa boylu adam yüzünde büyük bir gülümseme sunumunu yaptı. Adamın şapkasından iki küçük kırmızı boynuz görünüyor. Fakat burası sirk böyle şeyler garip değil.

“aslanlar için ormanın kralı derler. Bu adam ise kralların kralı. İzleyin ve ormanın kralının nasıl bir kediye dönüştüğünü görün. Karşınızda…..”

Palyaçoyu gördüler. Üzgün ve tepeden tırnağa sarhoş…

(palyaço’nun kafasını aslanın ağzına sokmadan önce düşündüğüdür… )

– üzgünüm palyaço fakat biz… senle olmaz. Palyaçosun…
– lanet olası jonglör kızlar… hepiniz aynısınız.

 

III.

Sahne arkası

Dünyanın en güçlü adamı elinde 40 kg lık bir dambıl. İndirip kaldırıyor. Diğer koluna jonglör kız oturmuş. Gülüşüyorlar. Adam dünyanın en güçlü insanı. Kapalı kola kutularını elinde eziyor. Nervürlü inşaat demirlerini gırtlağıyla büküyor. Belki bir tırı bile çekebilir… fakat söz konusu bir kadını taşımaksa yani mecazi anlamda taşımaksa; o yaşlı, cılız ve aşkın ağırlığı altında ezilmiş güçsüz bir adam. Jonglör kız adama dokunuyor. Bütün kaslarını biliyor onun. Purosunu içerken dudaklarının kasılmasını, gülümsediğinde çalışan 17 kasını biliyor. Zaten ikisi de mutsuzlar.

Işıklar yandı… Koca göbekli, İtalyan bıyıklı, kısa boylu adam yüzünde büyük bir gülümseme sunumunu yaptı. Adamın şapkasından iki küçük kırmızı boynuz görünüyor. Fakat burası sirk böyle şeyler garip değil. Adamın yüzü kırmızı siyah bir sakal çenesinden sarkmış. Burası sirk… makyaj her derde deva.

“ateşin efendisi onunla oynamaya geldi… karşınızda ki güzelliği tanıtmaktan gurur duyuyorum. Size son derece keskin bıçaklarla muhteşem bir gösteri sunacak. Hem de alevlerin arasında.”
(jonglör kızın yanan bıçağı boğazına sokmadan önceki düşündüğüdür)

– oohh bebeğim. ama ben ipte sallanan kadına aşığım…
– lanet olası dünyanın en güçlü adamları… hepiniz dünyanın en güçlü adamı sanıyorsunuz kendinizi….

 

 

IV.

Aynı gün. Sonraki gösteri..

Her şey apar topar temizlenmiş. İzleyenlerin meraklı bakışları arasında bir intihar örtbas edilmişti… suyun kumdaki izleri silmesi gibi… önce birkaç palyaço çıktı. Sonra kızlardan birisi makyajla jonglör kıza benzetilip seyirciler önünde eğildi. Alkış kıyamet…

Işıklar yandı… Koca göbekli, İtalyan bıyıklı, kısa boylu adam yüzünde büyük bir gülümseme sunumunu yaptı. Adam tamamen kırmızıya giyinmişti pantolonunun arkasından bir kuyruk çıkıyordu.  Büyük silindir şapkanın altındaki gözlerinden birisi kördü… sunumunu yaptı…

“siz belki market torbalarını taşırken zorlanıyorsunuz. O zorlanmıyor. Siz bir tır sürüyorsunuz, o çekiyor. Siz türlü alet edevat kullanırken onun her şeyi elleri. o bir dev! O bir canavar! Onu amazon nehrinin kıyısında onbeş kişiyle dövüşürken buldum. Karşınızdaaaa dünyanın en güçlü adamı…

Dünyanın en güçlü adamı bir sürü şeyi eğip büktükten sonra kafesler indi…

final sahnesi… kuru sıkı bir silah ona doğru ateşlenecek. El çabukluğuyla sahte eğilmiş mermi adamın göğsünden yere düşecek. Yarım saat önce silah gerçeğiyle değiştirilmeden önce plan buydu… şimdi bir yanı eksikti. trapezci kız öldüğünde, gösteri öncesi silahın gerçek olması için dua etmişti dünyanın en güçlü adamı.

 

dünyanın en güçlü adamının mermiyi göğsüyle durdurmaya çalışmasından hemen önce düşündüğüdür…

 

– o silah sahte biliyorum.
– bunu beni lanet olası trapezci kızla aldatmadan önce düşünecektin.
– ohhh yapışık ikizler… ikiniz de aynısınız.

 

V.

Son gösteri…

Işıklar yandı… Koca göbekli, İtalyan bıyıklı, kısa boylu adam yüzünde büyük bir gülümseme sahneye çıktı… bir ayağı topaldı adamın. Ayakkabısına toynak görünümü verilmişti.

“izlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.  Ahhh dünya koca bir soytarı yuvası… siz bugün  burada en büyüğünü izlediniz. Evet dünya koca bir komedi… iyi geceler…”

Herkes gittiğinde karanlık bir karavanda birbiriyle yaşamaya mahkum iki insan kaldılar. Bir vücuda hapsolmuş iki ruh, iki farklı sevgiliyi düşleyerek.

Gösteri bitti. Olaysız dağılın artık.

 

2014  – kış / Sylvan Clownson

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir