boşlukta… gezinirken…


– Gidebileceğimiz kadar uzaklaştık. Geri dönme zamanı yaklaşıyor. Başladığımızdan beri bir hayli yol geldik. Dönüş yolculuğunu güzel bir sohbetle taçlandıralım bence. Hem dolduk yol boyunca. Sıkıntılarımızı dökeriz. Salla bakalım okunu… Nereyi gösterecek?

– İnsanlıktan daha uzağa atalım oklarımızı bu kez. Zaten insanlığın gideceği yer orası zamanla. İnsanin var olma sebebi daha ne olabilir ki gelişmekten ilerlemekten başka? Hem bak, artık insan olmak yetmiyor insanlara.

– Artık hiç bir şey yetmiyor onlara. Doyumsuzluğunun üst sınırına ulaştı onlar. Yer versen göğü de istiyor. Dünyayı versen gözü başka gezegende…

– Kastettiğim bu değil “yetmiyor” derken… Dünyanın güzel bir yer olması için insan olmak yetmiyor. Daha fazlası gerekiyor. Kötülük çok güçlü. Sende kızgınsın onlara.

– Özünde insanlık oturuyor o kötülüğün. Suçu şeytana atmış vicdanı rahat bir kötülük. Kanımca en tehlikelisi de bu tür oluyor. Hayır. Öfkeliyim sadece. Görevden önce böyle hissediyorum. iyi geliyor.

– Kötülükten daha zeki ve daha güçlü bir iyiliğe ihtiyacı var dünyanın. O zaman insan olmamakla başlamalı… Biliyor musun ben inanıyorum. Bir gün güç iyilerin eline geçecek. Dengeler değişecek. Yeryüzünden kötülük silinecek. Bunu belki doğa yapacak. Belki biz yapacağız. Belki tarihlerinin bir köşesinde yazacak… Kötüler ya da kötülük bu gücü sürekli ellerinde tutamazlar. Güç yer değiştirir

– Kötülüğün kaynağını bulmak zor değil. Doğa denge ve uyumdur. En sivriler önce törpülenir daha sonra silinir. İnsanın eline iyilik bile geçse kendi kaygıları sayesinde o saf iyiliği bile karartmaktan çekinmeyecektir. Ki baktığın zaman onların tarihi dünya üzerinde yok denecek kadar az.

– Az elbette ama yine de umut edilesi. Bence o kadar kabullenmişler ki gidiş gerçeğini geleceği “biz inşa ediyoruz” gafletindeler. Ama hayal dünyaları çorak. Yarına ve yarınlara dair tahminleri yüzünden bu durumdalar.

– Öyle umutmuş, hayalmiş, beklentiymiş… duygusal şeylerden gırtlağıma kadar bıkkınım. Alayı boş beleş işler . “An” dır insan… Geçmişi cesetlerle dolu geleceği sonsuz bir mezarlık… Yok, öyle bir şey. Yapabilecekleri tek şey üremek. Başka türlü yok olurlar. Olacaklar…

– Birlik kavramını unutturmasaydık onlara, onların kendilerine olan inançlarını almasaydık bunlar olmazdı diye düşünüyorum.

– Geçen konuşmamızda bunu çürüttüğümüzü düşünmüştüm oysaki, “Herkes kendi evreninde yalnızdır” derken.

– Şu an olan bu ne yazık. Ellerinde kalan tek şey bir gün mutlu olacaklarına dair taşıdıkları umut.Boş beleş mutluluk. Aramaları gereken şey huzur olmalı. Sakin olmalılar. Aman başlatma dünyaya insanlığa. Ben bunları düşünmeyi bırakmıştım. Aşağı çekiyor beni hayat olgusu, insanlar falan… bu konuyu burada bitirsek mi? Ben nefret ederim düşünmekten. Şu işi bitirelim ve gidelim lütfen.

– Hah şöyle yola gel. Bizim işimiz sonsuzlukta.

– İnsanlar sürekli vicdanimi rahatsız ediyor. Çünkü bir şekilde hep birbirlerini haksızlığa uğratıyorlar. İstemeseler de.

-Özünde kötü insanlar. Kötülükleri korkaklıklarından. Bitmekten korkuyorlar, yok olmaktan, evsiz kalmaktan, acıkmaktan ve binlerce şeyden. Bir şeyleri eksik olsa diğerlerinden ve kendi türünden gasp etmekte en ufak bir tereddüt duymazlar. Korkularından korkuyor insanlık

– Nereden geldi bu yetinememe korkusu? İnsan aç kalıp yok olacak evreyi çoktan atlattı ama hala açlık korkusu yaşıyor .

– Onların sorunu her şeye sahip olmaları. Her şeyleri o kadar fazla ki yetmiyor işte. Acayip bir tür. Anlamakta güçlük çekiyorum.

– İnsanin kalbi ile beyni arasındaki mesafe ne kadar az ise o kadar doğru yoldadır. Ve o kadar düşünmek durumunda kalmıyor bir şeyleri.

– Sikeyim doğruyu. Doğruyu aramak olayını ise hiç anlamıyorum. Yanlış yaparak da ulaşılabiliyorsa doğruya o doğrunun ne denli doğru olduğu tartışmaya açıktır. Deminde söyledim bir an dır insanoğlu. Bir göz kırpma süresi. Bir kalp atışı. Ötesinde yoktur. Olduğu zaman bile silinip gidecek, sıfırlanacaklar… Eserleriyle birlikte kaybolacaklar. Bu kadar kısa sürede ne doğrusu. Bildikleri her şey varsayımlar üzerine.

– Bir an bile olsa bu onları bir şeylerden sorumlu yapmaz mı?

– Tabi ki sorumlular. Ve yine hiçbir şey yapmayacaklar. Tıpkı onlardan önce yok ettiğimiz diğer kavimleri gibi. Hep aynı hatalar çerçevesinde kuruyorlar medeniyetlerini.

– Onları tekrar yok etmemiz üzücü olacak.

– Dert etme. Bin yıl sonra her şeyi unutmuş ve kaybetmiş şekilde tekrar uyanacaklar.

– Ne dersin, küçük bir iz bırakalım mı?

– Olur, ama fazla ümitlenme. Bulamayacaklar.

 

a89eade1e5b6456943afba3e5d0e79b3

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir