Gel benimle…


ve herkesin aynı ruha sahip olduğu bir dünya düşün…

herkes aynı kadına aşık,
aynı şeyleri seviyor onun gözlerine baktığında.
aynı tutkularla arzulayıp, aynı hislerle sevişilen,
herkesin aynı anda aynı ritmik hareketlerle dans ettiği
ve herkesin aynı adımla yürüdüğü bir dünya düşün.
tam bir kukla şovu olurdu.

herkesin geçtiği yollardan geçip
sonunda aynı seviyeye ulaştığı
ve herkesin içinden birinin gidebildiği yere kadar
uzaklaşılabilinen, görünmez sınırların olduğu
bir yerden bahsediyorum.

mesela herkesin aynı arabaya bindiği
aynı kokularla kokusunu gizlediği

bütün müzisyenlerin aynı tınıdan çaldıkları
şarkılarla çoşup üzüleceğin,
şairle aynı hisleri taşıdığın,
aynı cümlelerle yazılmış şiirlerin okunup,
bütün tabloların aynı renklerle boyandığı…
bütün sanatçıların aynı olduğu

bütün kanallarda aynı adamın konuştuğu
ve o adamın söylediği herşeyin aynı olduğu
ve aslına herkesin aynı şeyleri konuştuğu
ve aynı anda konuştuğu bir dünya düşün…

tanrım ne büyük karmaşa!

İlgi alanlarının, büyürken gizli gizli ruhuna işlendiği
en kendin hissettiğinde seni sen yapan şeylerin
aslında seni hiçkimseleştirdiği, hatta bayağılaştırdığı
fakat bu gerçekten haberin olmadan yaşayıp
herkesle aynı mezara gömüldüğün bir dünya…

herkesin aynı işi yaptığı,
aynı anda yargıç olup, ceza kestiği
aynı anda yasa olup, adalet sağladığı
aynı anda siyasetçi, aynı anda mafya olduğu
ve aynı anda her şeyi bilip alim olduğu
fakat işine gelmediğinde aniden her şeyi unuttuğu
sadece düşün…
yozlaşmış ve çürüyüp yokolmaya mahkum bir dünya.

aslında sen öyle bir dünyanın ürünüsün…
04.11.2016

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir