sürüngenler güneşin ölümüne üzülmezler.


durağan boş karanlık dar,
oyuğundaki sürüngen.
ışıktan yoksun.
derisi, kanı, elleri soğuk
varsa bile ona ulaşmayan
faydasız güneşi ölük.

bütün hislerden arınık ve
çıplak.
kıyafetten, etten, kemikten
ve ruhtan soyunuk.
hiçe başlayan
hiçe yürünen
bir hiçe çıkan yol
çoktan yürünük.

karaltı aynı saatte.
aynı ALARM! sesiyle başlayıp
birinin geçmişine küfürle biten
her gün gün boyu süren
sonsuz iki çizgide,
saate, güne, haftaya, yıla sıkışık…

günah, yasak, baskı
çevrilen diğer yanak.
fakat o da mor.
yine aynı hata.
iyi olmanın dayanılmaz
çözümsüzlüğü
bu kez sert bir yumruk
çeneye inen
gözde çakan ışık
dişler kırık.

ruhumu siken ilkel benliğim.
ateş yakmaya çalışan
mağarada üşüyen.
bir mamutun derisini yüzerken
yahut ekranın önünde terlerken
baştan ayağa koktuğu kan
zafer kokusuna karışık.

şimdiki zamanda ruhumu siken
modern benliğim.
kendini kandırdığı düş dünyasında
yaşlı, dişsiz kel, yalnız
mutsuz ve bulanık.
ve sokakta, şehre rağmen
sessiz adımları
eşliksiz.

çilek kokmayan çilek…

bir gergedan boynuzu kesik…

hiç bir çiçeğin açmadığı kötü bir bahar…

güneşim ölük…

sylvan.

/11.04.2017

 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir