KÜT! (Bir ters evrim hikayesi.)

Artık nasıl sonlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu yok oluştaki payımın ne olacağını? neler yaparsam bu kötü gidişatı hızlandıracağımı ve saire…

İçimde gün be gün büyüdüğünü hissettiğim öfke artık öylesine devleşti ki, akıllara zarar tepkisizliğim ve sabrım onu dizginlemeye yetmiyor.

Kendimi sakinleştirmek için gözlerimi her kapadığımda, iğrenç bir gerçek kulaklarıma çalınıyor. Onu duymamak için ellerimi kulaklarıma götürüyorum. Bu kez ağzımda, iğrenç bir tad.  İçimi acıtan, beni kendimden utandıran, türümün dörtte üçünün yok olmasını düşündürüp beni onların gözünde bir nevi hain yapan gerçeklerden kaçmak için kafamı başka yöne her çevirdiğimde, bir çocuğun acı çığlıklarıyla karşılaşıyorum.

Her şey bir anda nasıl tepetaklak oldu anlamıyorum.  Daha geçen yıl dünyanın zirvesine oturur, zihnimi sonsuzluğa açar, kendi halimce onu anlamaya çalışırdım. Her şey kusursuz bir döngüdeydi ve ben o döngüdeki yerimi kavramıştım. Kavramanın bazen sadece yaptığın şeyleri devam ettirmen gerektiğini öğrenmiştim. İyi bir insan olmanın doğru fikirle birleştiğinde mental açıdan ve gerçek hayatta seni nerelere götüreceğini, insanın olması gerektiği evrensel boyutu ve ona nasıl ulaşacağını düşünüyordum. Ardından bir mağara adamının, tahtadan yontma bir lobutla kafama indirdiği darbenin etkisiyle sendeledim. Acı gerçekti. Kan sıcak ve yapış yapıştı. Yere kapaklanışımı hatırlıyorum.

Ayıldığımda 3000 yıl geçmiş. Gerçekten geçmişte miyim? Yoksa yapmayı başarabildiğimiz her şeyi yok edip, her şeye en baştan başladığımız alternatif bir gelecekte miyim bilmiyorum. Bu aslında hiçbir şey beceremediğimiz anlamına gelir. Doğrulup etrafıma baktığımda hala adamlar görüyorum. Ve lobutlarını… Etten yontma. İnsana benziyorlar ama sadece öyle göründüklerini biliyorum.

Pek bir şeyden çakmıyorum ama bu ilkel halimle bile bildiğim bir şey var. Tahta lobutların hiçbir konuda fikirleri yoktur. Bu 3000 yıl önce de aynıydı, herhangi bir alternatif gelecekte de aynıdır.

Bazı şeyler asla değişmez.

Hala her sabah kalkıp işe gidiyorum. Bir mağara adamıyım ama traş olup kravat bağlamayı bir şekilde öğrenmişim. Hala bir şeylere küfür ediyorum. Az şey biliyorum ama faydanın ve zararın bilincindeyim. Seçiyorum. Marketten taş, mağazadan deri kıyafetler, meclise lobut.

 

Ulan yine mi aynı acı!

 

18615

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir