Elindeki piyango biletine bakarak büyük ikramiye vurmuş bir bilete ne kadar vergi çıkar diye düşünen, çekilişe hile karıştırmış bir noter huzursuzluğunda yazılmış bir yazı


Ve korkarım ikimizin de vicdanı rahat.

İşte buradayım. Aynı senin gibi…

Üzerimizde aynı kıyafet, et ve kemik. Dünya çapında bir şeyleri değiştirmeye çalışan iyi insanlarla ya da çocuklarını öpüp mermilerini şarjöre gülümseyerek dizen bir kiralık katille aynı kefedeyiz.

Gözlerimi kapadım. Kalbimi yavaşlattım. Ölmedim ama yaşıyorum
da diyemem. Son yıllarda hissizleşmemizi buna bağlıyorum… Hani
şu kendilerini sıvı nitrojene batırıp ölümsüzlüğün bulunmasını
bekleyen insanlar yahut ağaç kovuğunda meditasyon halinde
bulunan şu keşiş mumyası gibi bir şey. Onlara kıyasla biraz daha
hayattayım o kadar.

Kendimi sonsuz enerjiye sahip bir müzikseti gibi hissediyorum.
Fakat tek sorun bir asteroidin arasına sıkışmışım. Sesim çevremi
saran kayalarca boğulmuş, ama içeride kaset dönmeye devam
ediyor. Senin gibi…

Sıkılmışız ama başka kaset yok. İkimiz de biliyoruz, aynı kaset sessizlikten iyidir.

Palyaço Fanzin senin elinden, sonuna koşar adım giden bir dünyanın
varacağı ağaç kovuğundan manzarayı izleyip sırıtarak sunar:

Hissizleştim ama odunlaşmadım.
Aynı o keşiş gibi

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir