El Sür Bakirliğime

24 Haziran 2008 01:33

Biraz his lütfen….

En karanlık an .. en rahatsız… bu kadarı bile ölümü getirine, korkularımı sarıp sarmalar. Korkma benden güzel melek , hadi beyazlar giydir bana, şevkatli ellerini esirgeme yüzümden. Kayıp değilim , sizlerden biri değilim ben. Götür beni kayıplarımın yanına , sahipsizime , kendimden olana , kendim olana, boğma hıçkırıklara bedeni , dindirme acıyı , hissiyatı. Rağzıyım sana olan bütün boyun eğişlere. Kin tutmuş beden kimin umrunda , sonu olan hapsoluşlar, kimin umurunda.Saygımı kazandır bana , onurumu akıt avuç içlerime. Soğuk nefesler sür odamın duvarlarına , kırmızıya boya. Kurut dudaklarımı , kesikler kalsın öpüşlerime. Sana uyanayım ve kendi varlığıma kavuşayım. En iyi sen bilirsin düşü düşleyerek kalabilmekti en zor olan. Hala dayanırken ve bütün destekler paslanmışken , gün mora çalarken el sür bakirliğime. Gel artık ayak seslerini işitğim güzel. Gel artık nefesini soluduğum güzel.Gel artık ben hala seni beklerken.

~~Hiç ‘e Veda~~

Biraz his lütfen

Pencereni ve perdeni aç , bırkak şehrin gürültüsü odana aksın. Bu kadar sakin olmak anlamsız geliyor bazen. En azından şehir birşeyler yapsın. Sirenler çalsın , kornalar ötsün , ışıklar parlayıp gözlerimin var olduğunu hatırlatsın. Kimin için burda olduğum sorusu çığlıklarını bastıyor.Bu gerçekten sinir bozucu. Odanın rengini değiştirmişsin hoş olmuş. Kırmızı sana çok yakışıyor. Hadi bana adamı söyle kayıp bir zamanım senin için yıllar önce söylemiştim. Hatırlamıyorsun değil mi ? Evet bende hatırlamıyorum. Kİmsenin bu kadar umursamaz olduğunu düşünmemiştin beni tanımadan önce. Hayatımın tam ortasındaki kalın bir çizgisin ve ben o çizginin sana ve bana ayırdıklarından çok daha azıyım artık. Bundan bıktım. Bu kadar basit olmasından. Bir işaret zamiriyle bile anlatılabilicek kadar ucuz olmasından.

Tanrı beni kahretsin… Tanrı seni kahretsin…

Hala ölece otuyorsun şehrin bizim için anlamsız kalan bütün gürültüsüne ahşap zeminin gıcırtılarıyla cevap verirken ben. Boş boş dolanıyorum kırmızılar giydirdiğin odanda. Hayatımın anlamına boyamışsın sularıda yeşile. Bir bardak içtim biraz önce. Görmüyoruz değil mi Tatlım? İkimizde neler olup biteceğini görmüyoruz. Sen tanrıya bir ağıt ben kendi hayatıma bir ceza ve belkide seninkine. Senler ve benler ne kadar uzak kalmış bizden ; yazarken farkettim. Işığı açmak istiyorum ama görmek için değil en iyi sen bilrsin fazla ışıkta göremem ben.

Gitmek istiyorum; beni herşeye bağlayan halatı keskin ellerimle param paraça ederek koparmak ; güzelim yüzüne son bir kez dokunup iyileşen izlerimi kanatıp gitmek istiyorum. Hala odandayım hala odamdayım. İsteklerim arafta kalışlarım ve rahmine yüz gezdirişlerim, seni ve beni orda sakla. Hala biz değiliz nasıl olsa. Birazdan kapının sesini duyarsın ama aldanma giden sadece benim gelen ise herşeyim. Ne mutlu sana.

21.06.2008

 

Kayıp

17 Haziran 2008 02:36

Bu gece bana uzun… bu gece bana çıplak.. Kinimin bedeli uzatıyor sakin sessiz duruşlarımı. Anlık karmaşa ve gerginlik ürünü hepsi. tek kullanımlık.

-Geçtiiiii.

Fısılda sol yanımdan kulağıma , sadece başını çevirmen yeterli bütün olan uzaklığıma. Okşa saçlarımı ihtiyaç var sana bir öncekinden bir sonrakine atılan adımda. Her yer kırmızı sana ve her yer karadumanlarla kaplı bana izini taşıdığım bütün hayat boyunca. Korkmuyorum ama geçsin bu titreme aksın ruhlarımızdan. hadi temizle beni ; akıt içinden. Özgür bırak tüm huzuru dünyama.

Öyle bir yorgunluk ki bu tanrının yatağında uyusam, nurla beslensem zemzemler içsem o ağıcın kıpkırmızı elmarından vitaminler alsam… reva … onur … kayıp … sen… yalın… ışık… ”O”… Lakin karanlık hala buralar… Dolunay aydınlat bütün dünyamı.

~~Şimdi gözlerinizi kapatın!~~

Biraz his lütfen!!

kayıplardan var edilen yerdeyim. ayaklarımın altında ucsuz buçaksız ucurumlar var. en yükseyindeyim , kanıma binlercesinin karıştığı tepelerdeyim. yeşil ve mavi değil manzaram huzur değil hislerim. sikik hayatımın çöküşünü en güzel izleyeceğim yerdeyim. biletlerin hepsini ben satın aldım. kimseye yer yok bu oyunda. bütün oyuncular benim , sahnede benim , yönetmende , yükselen müzik de. evet hepsini ben çalıyorum . bütün kemanların üzerine kustum. kimsin sen lanet olası orospu cocuğu!!! defol burdan!!! bir kaç damla kanımla satın aldım ben bütün hayatını. ve bir kaç neşter darbesiyle inletebilirim bütün kıvrımlarını. defol burdan hepsini tek başıma izleyeceğim bütün organizasyonu zaten siz hazırladınız. alnıma yazılanı peşin kabul ettim ben. -biraz soya soslu az pişmiş büftek lütfen ve kalecik karası istiyorum yerken izleyeceğim. son yemeğim değil sondan bir önceki de. kimsin sen lanet olası piç kurusu defol sahnemden. rust aç perdeleri müzik başladı ve etin kokusu az çok burnuma geliyor. bu rust iyi bir ahçı. perdeleriniz ne kadar da kalitesiz son gösterim bu benim lanet olası kumaş tüccarları hala Çin’den ucuz iş gücüyle yıkanmış irin gibi ipekler mi alıyorsunuz zaten neyi doğru düzgün yaptınız ki? hepiniz birer sahtekarsınız. ne rahtsız bir sandalye hiçbir emek izi yok üzerinde makineleşmiş sikik dünyanızın izleri heryerimde. büfteğinizi bile sentetik ineklerden üretiyorsuz artık. senteteik çicekler sentetik hisler , sentetik çocuklar ve neredeyse sentetik ışığınız aydınlatıyor sanhnemi. Kİmsin sen hayatını becerdiğim adam çık surdan. üzerine işimek üzereyim görmüyor musun? buraya tırmanırken çok yoruldum. bir bardak su istiyorum. yine sentetik suyunuzdan içindeki her sikime kadar bütün mineralleriyle oynadığınız sudan. hepsinden ve herşeyden nefret ediyorum. irin ve pisliksiniz iğrenç bir yara gibisiniz vucudumda. bağırmayı kesin dışardakiler hepinizin dlini kesmek istiyorum. sivri uçlarını kıçınıza sokmak istiyorum. kalp kırarken hisettirdiklernizden daha farklı bir his olucak bu sizin için. üzerinizden tanklarla geçmek istiyorum orgazmımı kemik sesleriniz ve çığlıklarınızla süslemek istiyorum. sende kimsin pembe orospu! aldattığın kocanın penisini kıçına dikmek istiyorum defol sahemden. bir taksi çağır ve taksicine her zamanki gibi kayganlığınla öde altın mirasınla öde . kutsanmış vajinalarızın iğrenç kokusu buraya kadar geliyor. lanet olsun çık surdan. üstüne sıçmak üzereyim. bu benim oyunum. lanet olası kapı neden halen açık. kapı görevlisinin içine işemek istiyorum. kıçlarınıza düdük takıp maymunlar gibi dolaşın ortalıkta sahnemden uzak durun. Ne olur biriniz işini düzgün yapsın diye ağlayanlardan nefret ediyorum. Sitemlerini çıkart hayatından ve birşeyler yap. Gerekirse vur aralarından birini. Doğru yolda değilsiniz bu ucurumlar benim. Kendine intiharı getiricek başka bir hayat seç. ve bağırmaya başka yerde başla tatlım. Neden anlamamakta bu kadar ısrarcısın beyin yerine konan mercimek tanesini burnundan mı soktular? Defolun burdan defolun sahnemden. Hepsinin gereksiz merakından iğreniyorum. Güven getirmeyen gülüşlerinden , hissiz sex hayatlarından , ortalıkta dolaşıp et avcılığı yapanlardan , ucuz hayatları daha ucuza satın almaya çalışan orospu cocuklarından, yeşili , kırmızı diye satanlardan, umuda açlıklarından, farkındalıklarının bu kadar dar olmasından, hiç canlarının yanmayışından ne kadar iğrençsiniz , insani görüntünüzün altında yatan pisliklerden, meditasyon merakıznızdan , platin sarısı saçlarından ve yüksek topuklardan , dünyayı parayla herşeyi satın alabilicek hale getirenlerden. Hepinizin hayatının içene sıçmak istiyorum. Defolun sahnemden bütün biletleri ben satın aldım ve son paramla aldığım bıçakla gırtlağını kesecağim bütün oyuncuların müzisyenlerin ahçıların … hepsinin . BU oyun benim hayatımın çöküşü bu oyun sonun başlangıçı bu oyun kanımın litre hesabı , bu oyun sadece benim izleyeceğim bir oyun şimdi gözlerinizi kapatın.

13.06.2008

~~Ben Sen’in üretim hatanım!~~

– 27 Mayıs 2008 03:16

 

(açık kapı rahatsız ediyordu ve kapattım)

Sesimi duydun mu sen hiç? bak gülüyorum yazacak hiçbir şey yok öyle boş ki… Sen mi ben mi kim kazandı? strese giriyorum sende okuyacaksın evet. sende sende sende sende ve sende… aslında burası benim özel alanım gibi çokta umursamamalı mıyım yoksa?

Düş güzeldir kurulmadıkça demiştim zamanında. doğruya şimdi aynen öle yapıyorum seninle düşlemiyorum . Ne derlerdi akışına bıraktım , hissettiğim kadarıyla yaşıyorum , kim olduğu mu , kime nereye ne şekilde , hangi zamana ait olduğumu bilmiyorum.

Eskiden bilekliğimin altında yazardı, ”ben sadece kendime aitim” basit cümle anlamı kadar taşır yüreğim bu sancıyı yada sancı sandığım sikik evrenimi. Özür dilerim küfür ediyorum ama diksyonumu bozmadım asla bilirsin . Gülümsüyorum ama hissetmiyorum böylesi garipmiş ağlayamıyorum ve uyuyamıyorum boşum ;boşlukta değilim ama; karıştırma. bu yazıda edebi cümlelere yer yok üslubumun tek bir izini bile istemiyorum satırlarımda. Yooo!!! Hayır yine mi yaptım yoksa? Hayır kimse ben değil ve kimse ben olmayacak. Bir taneyim tıpkı senin gibi ve bu yazıyı okuyan herkes gibi; aslında bahsetmeye bile değemeyecek düzeyde bir bilgi bu. söyleyesim geldi birden ve söyledim. Basit ama anlamlı .

Durum bu iste ve yaşa bundan sonra; istemiyorum bu cümle binlerce kez duyduğum bu cümle istemiyorum . Asla affetme ve asla unutma . Kimdi pardon adın neydi ? bu aralar balık hafızası bedenim kinim öfkem aşkım hımmm hayır hissetmiyorum değer yargıları yer değiştirdiler sanırım. Pırlanta gibi gerçekten öyle ama hangi değer yargısında yer değiştiren de mi ? Değer kıymet bilmek…bu konuda çok tecrübem var ama hepsini sildim şimdi kim öğretecek bana bunları . Sen öğreteceksin tabi ki. Bunu istemezsen anlarım her an gidişlere çok alışıktım öyle anımsıyorum yüzyıl oldu gibi geliyor.

Söylesene Tanrı ;hangi çağda yarattın benim ruhumu ? Peki neden bu yıllarda dünyadayım ? Aslına bakarsan neden dünyadayım beni bu şekilde tasarladıysan dünyaya uygun değilim . Doğru ya çok aptalım unutmuşum .Ben senin üretim hatanım ;senin belkide ilk hatan. Bu seni dogmatik bir sekilde Tanrı yapmaktan çıkarmaz . Kimsenin korkmasına gerek yok . Ama burdayım işte yaşıyorum ve soluk alıyorum . Olabildiğince gerçeğim . Varlığım her şeyin kanıtıdır. Hep söyledin ya. İçim acıyor bunu söylerken bütün aşkım aslında sanayken neden bulaştırayım ki kadınları işin içine! kabul etmemiz gerek artık hangimiz izin verdi buna hangimiz alacaklı şimdi. Yada böyle bir aşka alacak verecek karışmalı mıydı ? Peki hangimiz egosunu tatmin ediyor ! Dürüst ol sen mi ben mi ? Ahhh hadi yapma ikimizde birbirimize yalan söyleyemeyecek kadar birbirimiz olmuşuz ben senden bir parçayım unutma. Neden bütün hataların bana yüklenmiş olsun ki yoksa! Bu yüzden omuzlarım bu kadar güçlü değil mi? bu yüzden umurumun sınırları bu kadar geniş geğil mi ? zekisin yada zekilikle adlandırılamayacak bir oluşum bu daha üstün. evet harika bir tasarım. En güçlü yürek ! Taşıdım taşıyorum ve taşıyacağım ama unutma bir gün kendimi, ben azad edeceğim . Bunun için bekliyorum bilirsin sabrımı ve ölcütlerimi asla kıyaslamadım ama azımsamıyorum da.

Hani aklımı kaybettiğim o nokta var ya! ordan geçmemi asla istemeyecektin. ben olsam kabul etmezdim. Bütün bir yazı . varlığıma çağrı belki . hayır yaptım! bu ben değilim bu sen değilsin . Kimdik kim olduk kim olucağız? Hadi yaslarınla kapla beni bütün ;etimi. Kimse dokunamasın bana. Doğru ya hatırladım dokunamıyor ya zaten Yanmaya rağzı olanlar yürüsün benimle günahlar yumağına. Sonsuzluğunla öpüşeyim cehenneminin köşesinde; bir kaç adım daha atsam yanacağımı biliyim. En usta canbazınım ben senin ve bütün egomu sivri dilli bıçağımla sıyırdım ve yaladım ruhumdan aranızda dolaşıyorum. Neden gülümsüyorsunuz tükürsenize. aahhh böyle değil . Hisetmiyor musunuz? ben hissedemiyorum. Kadınım sen tüm bu işlerin içinde mi kaldın üzülüyorum asla hakketmedin. Olursa bir tek senin için olur. Özür dilerim olmazsa da artık umursamıyorum. insani bütün yetimi ve duygularımı yitirdim. ben kocaman bir üretim hatasıyım demiştim. Serzeniş değil . Kıskanamıyorum kızamıyorum ölemiyorum öldüremiyorum, hissedemiyorum araftayım. azad ediyorum herkesi bütün günahlar benim rağzıyım. Nasıl olsa daha fazla acıyamayacak! Aptal bir gülümseme belirdi şimdi. Kişiler karıştı biliyorum kişiliklerde ama halen sağlamız hepimizin birlikte aynı yerde okuyup konuşması lazım aslına bakarsan imkansız gibi ama değilde anlaşılamasa da bazen korkmayın hata bende olması gerektiği sekilde yazıldı hatalarda dolu bir sekilde.

(kapalı kapı rahatsız ediyordu açtım)

Ya sonra!

09 Mayıs 2008 03:57

öyleyse yansın canın … ilklerine kadar hisset , her kıvrımında dokunuşlarımın büyüsünü bozan o lanet olası sancıyı çek. Gününü gün edeceğini sandığın anda başlayacaklar , ateşler içinde uykularında gelicekler , ve sokağımın köşesini döndüğün yerde olucak cehennem. Bütün sözler anlamını yitiricek duyduğun her kelime. Yediklerin ve içtiklerin sadece acınası halini sürdürmek için olucaklar. bildiğin hiçbir uyuşturucu dindiremeyecek kramplarını , sesin uzak kalıcak bu diyarlara. çığlıklar içinde yalvarıcaksın tanrıya olması gerektiği sekilde olsun en azından ölümüm , hemen gelsin ve kurtarsın beni diye . kurtuluşu beklemek gibi olucak ölümü beklemek. anlık kaçışlara saklandığın yerde bulucaklar seni bir başka adamın kolarında belki , yerdeki su birinkintilerinde görüceksin yüzümü , rüzgarlar rahat bırakmayacak tenimin kokusunu taşıyacaklar sana . Artık hiç bahar olmayacak , güneş hiç doğmayacak , sis hiç kalkamayacak gündüzlerinden. Sıçrayarak kalkacaksın yatağından arkanda sana sarılan adamın ben olmadığını anladığın her anda. Kabuslarında bile kabuslar yaşatıcaklar sana. küfürler yağdırmak gelicek içinden , haykırmak , avazın çıktığı kadar bağırmak bağırmak ve bağırmak gözlerindeki yaşlarla yumruklarını sıktırıcaklar sana diz çoktürücekler ağlarken yere düşürücekler tüm gücünü tüketicekler . paramparça dağılmış olucaksın ama yinede bırakmayacaklar peşini. asla vazgeçmeyecekler tamamen tükendiğine asla inanmayacaklar. İşkenceyi her seferinde daha da uzatıcaklar. Anılarımız sana bunları yapıcak ve ben ….. Ben … ben… benden hiçbir eser kalmadı şimdi …

Paslı Çivi

BİRAZ HİS LÜTFEN

Üzerine bastığım toprak bilir ağırlığımı , yakan güneş bilir tenimin rengini. rüzgar eğilir duruşumun önünde saçlarım savrulur sadece kırılganlığımı ele verir haince , kitaplar okur gözlerimi yazarlar kendilerini zihnimde… sesimin çarptığı yüzler bilir kudretimi ve yalnızca dokunduğum ten bilir gerçekliğimi… evet!!!!hepiniz için bir yalanım ben ….
30 Mayıs 2008
RustyNail 31 Mayıs 2008 14:32

Ben sadece uzakları sevdim, o yüzdendir hep gitme isteğim.
RustyNail 27 Şubat 2009 22:57

Kırmızı ,keskin , kırılgan , paramparça , madalyon , biraz kahve , basşı boş bir kalem , yetmeyen soluk ve hain aitlik …
kötülük çicekleri benim mezarlarımda yetişiyor …
30 Mayıs 2008
RustyNail 31 Mayıs 2008 14:31

kalk! yürümeyi bırakma, sürünerek de olsa gideceksin buralardan. An değil seni bu hala getiren , irin değil dudaklarıma bulaşmış olan! yeni bir kubbe istiyorum yok olmuş bütün evrenlerime inat güzellikte. alnına , güzelim kıvrımlı minik burnuna ve ardından dudaklarına öpücükler kondurmak istiyorum yeşil girdaplar beni izlerken. Kalk kalk hadi! Terimin son damlası bu senin için akan.
29 Mayıs 2008
RustyNail 31 Mayıs 2008 14:30

kahvaltı Lethe ile yapıldı ne yazık ki ışığın rengini en koyuya boğan bir ızdırapla yazılmıştı uyan dedi gün! aynı hissiyat ; gözlerim her açıldığında yeniden göğsümden aşağıya doğru süzülen umur dışı sahipsiz duygularım , bulaştı tüm iliklere. Kim umursar ki? kahveni iç , karanfilli sigaranı yak ve yarına yum gözlerini ve umut et ve işkence uzasın…
29 Mayıs 2008
RustyNail 31 Mayıs 2008 14:30

Söyle bana söyle; nasıl değiştim!
RustyNail 03 Ekim 2009 22:23

çırpınmadan boğulmayı kabul etmişti ; henüz yüzeyin ışıkları gözükürken. öyle güçsüz kalmıştı bedeni, muhtemelen su bile yutamayacaktı. gözleri açık ; ifadesiz bir yüzle çöküyordu dibe doğru , ne nefrete bulanmıştı ,ne acıya ne hayata karşı. hiç bir ses duymuyordu ve hissetmiyordu. öylece dibe çöktü. kimse bilmedi , kimse duymadı ve görmedi…
RustyNail 13 Haziran 2008 18:57

her yeri öyle kaplamış ki …vakitlerin altın sarısında buz gibi siyahında , siyaha bulaşan gümüş sürmelerde ve doğum gibi kızıllarda. kalın bir perde istiyorum gözlerime , farkındalığıma dair tüm oluşları sarsın zihnimde ve düşlerimde. Kaybetsin beni
Ve elleriyle yıkayıp aitliğimi yatırsın, toprakananın rahmine. sana doğmayacağım günlerin özlemiyle çürütsün beni.
RustyNail 31 Mayıs 2008 14:48

Böyle olmamalıydı… Böyle olmamalıydı…
RustyNail 04 Ekim 2009 02:09

Battığın yere dikkat et…burası benim bataklığım…
RustyNail 12 Eylül 2009 00:59

Hırçın Çocuğa Not
Sakladığı bir kaç duygu varmış. Henüz kimsenin bilmediği hissetmediği bir kaç duygu. Kendi bile bir isim veremiyormuş. Henüz hiç hissetmemiş. Öyle söyledi gözleri dolarken. Bu kez anlamış dedim kendi kendime. Vaktiydi. …
RustyNail 26 Ağustos 2009 01:29

–Kapa çeneni Rust!
diye bağırdı genç hanım çatallı sesiyle, haklıydı. O gece gereğinden daha fazla susmuştum. Cevabını hiç bir zaman bilmek istemeyeceğim sorularım , hani cevabını öğrendikten sonra bütün hayat akışınızı değiştiren sorular… Anlık duraksamalar…
–Öyleyse buraya gel …
ve sustum…
RustyNail 09 Ağustos 2009 03:04

~Tabutuma özlem~
RustyNail 10 Nisan 2009 09:26

ne zaman bunu hissetsem tüm gücüm tükeniyor. anlatamıyorum özür dilerim… gün içinde ne kadar keskin, güçlü gözüksem de ; artık çok yorgun olduğumu biliyorum. yeniden doğucağımı bilsem her gece boğaz köprüsünden atardım kendimi buna kesinlikle eminim. Hayır , hayat bir kere olduğu için değil ölmekten korkmadığım için aslında. Bu kirli ton her evresiyle yaşadığım irkilmelerin içine o kadar işlemiş ki artık heyecanlanamayan kaskatı bir adam olmuşum.
RustyNail 23 Mart 2009 21:18

Neye ihtiyacın olduğunu biliyorsun Rusty .Sadece aynaya bakmak… hadi gülümse artık. şu an olduğu gibi ..
RustyNail 16 Mart 2009 23:04

Kim olduğunu hatırlamıyorum ; yıllar önce tanışmıştık sanırım. İsminin içinde “Ş” olmalı böyle bir tını kalmış aklımın ücra köşelerinden birinde . Sanki söylendikten sonra sessiz kalınması gerekiyormuş gibi…
RustyNail 16 Şubat 2009 19:46

Bir an unutmuşum … Özür dilerim…
RustyNail 15 Şubat 2009 02:58

Lahit … sen ne güzel bir kelimesin aşkın mabedine yakışırsın en çok.
RustyNail 15 Ekim 2008 02:33

”karşımda öylece oturmuş duruyordu öğlen yemeği bir bardak kahve ve negroydu. Lezzetli seçim dedim kendi kendime…” adını çalan bir dolunay gecesinde ezberimdeymiş meğersem. O kadar uzak okadar yakın dolunay bu gece bana ve ben gözlerimi kapadım ve sustum…
sil değiştir yanıtla
RustyNail 13 Ekim 2008 23:15

zaman neden durdun ?
RustyNail 05 Ekim 2008 04:41

Hikayemin başladığı yere doğru koşuyorum şimdi. Çırıl çıplak bir bedenle. Gittikçe daha da arınıyorum. Her geçen günün tırnak izlerini ve pisliğini siliyorum üzerimden. Ben olduğum noktaya koşuyorum ; kendimi var ettiğim noktaya. Huzurun benim olduğu dünyanın sahipsiz olduğu diyarlara koşuyorum. Kendim için dilekler dilediğim ve dünyamda kimsenin var olmadığı noktaya koşuyorum. Her parçamı geride bırakarak koşuyorum. Elbiselerimi ardından ellerimi ayaklarımı gözlerimi yavaş yavaş bütün bedenimi. Alın hepsi sizin olsun. Kırgınlıklarım , öfkem , gücüm , varoluş çabam , savaşlarım , sahipsizliğim , bir başıma kalışlarım , dokunuşlarım , tebessümlerim , yeşilim , ve yüce aşkım… alın hepsi sizin olsun. Arındım. Alın hepsi sizin olsun bir tek beni ben yapan kalsın geriye başka hiçbir şey istemiyorum
RustyNail 04 Ekim 2008 18:22

bu yanlış… bu olanlar yanlış…
RustyNail 01 Ekim 2008 02:19

sadece bana ait olan ve ait kalan tek bir şey istemiştim… yazıkkk
RustyNail 29 Eylül 2008 01:51

Gökkuşağım altı renk benim…
RustyNail 11 Ağustos 2008 19:22

yürüdüm yürüdüm ve yürüdüm. koştum… düştüm… yıkıldım… kalktım koştum ve kayboldum… labirentin her köşesine dokunuşlarımdan zahiri izler bıraktım ve çıkış kapısını bulamadım… meğersem çıkış benmişim… sadece ben ; yalnız bir ben. teşekkürler…

RustyNail 28 Temmuz 2008 01:27

Ormanda yol… ikiye ayrıldı… ben az kullanılanı seçtim… öyle demişler..
RustyNail 14 Temmuz 2008 15:00

sakin ol Rusty sankin ol!!! Duydukların senin ayak seslerin.
RustyNail 11 Temmuz 2008 23:22

-Hey Rust aç gözlerini !
– henüz sabah olmadı ki hem uyanmak için bir sebep yok. çık odamdan.
– bugünün ne (günü) olduğunu biliyor musun? bu gün doğum günün senin.
– öyle bir tarih hatırlamıyorum ben
-hadi savsaklanmayı bırak da kalk herkes, seni bekliyor.
-Lanet olsun kim beni bekliyor?
-Görmek istediğin herkes bir arada ; hepsi seni bekliyorlar.
-Şimdi beni iyi dinle yeşil peri birincisi uyandırılmaktan nefet ederim ikincisi az önce söyledim bugün uyanmak için bir sebep yok olsaydı zaten uyanık olurdum ve üçüncüsü evime nasıl girdin adımı nerden biliyorsun. şimdi cevapları ver ve defol odamdan
-senin hakkında gayet iyi uyarıldım ayrıca senin gibileri iyi bilirim en zor olan hep sizleri götürmektir ve bir idiot gibi uyuduğunuzu sanırsınız ya hala. Etrafına bak lütfen ne odandayız ne de evinde.
-bana yatağımdan kalkıp kafasını koparmam için bir kaç sebep ver tanrım ahh evet bir geri zekalı daha.
-Rust …. Rustttt aç gözlerini Rustt … seni götürmeye geldim. sen doğdun bu gün doğdun ve emin ol görmek istediğin herkes aşağıda seni bekliyor. hadi kalk artık. istesen sana göstereyim surda duran senin beyinin parçaları evet otoyola dağılmış bir şekilde. Bir trafik kazası geçirdin. karşı şeritten gelen bir kamyonun altına girdin. arabanda yalnızdın ve senden başka kimsenin canı yanmadı.
– Dediklerimi duymuyorsun galiba. tanrı seninle dalga geçiyor galiba yeşil peri ben hala yatağımdayım ve trafik kazası da geçirmedim. şimdi etrafına bak ve neden hala bur da olduğunu düşün ve rahat bırak uyuyayım yoksa seni su cam fanusun içine takıp ev hayvanım yaparım. Marjinalliğin son raddesi olurdu her halde ayrıca en az hayatım kadar traji-komik. şimdi defol odamdan.
-peki rust seni öylece bırakıyorum inançlarınla kavrul burada görmeğe başladığın gün zaten beni haykırarak çağıracaksın.
-defol insan müsvettesi….defol … ben henüz doğmadım..
RustyNail 01 Temmuz 2008 21:21

biraz uyku biraz sen… kadifemsi lacivert gecenin koynunda , karanfil kokulu siyah dumanlar üfledim teninin üzerinden ben , hiçbir ışık bizi aydınlatmaz , hiçbir soluk sonu bana yaklaştırmazken. Sustum gülüşlere ; tebessümle yumdum gözlerimi.
RustyNail 27 Haziran 2008 19:03

Hiçbir ışık beni gösteremiyor artık…
RustyNail 23 Haziran 2008 22:43

bekliyorum… tüm oluşlar senden doğar ve bende son bulur. Şimdilik sadece bekliyorum bu sefer son bulmayacak; ölümle taçlanmayacak…
RustyNail 21 Haziran 2008 04:38

karanlıkta yürürken arkamdan gelen ayak seslerinin sana ait olduğunu biliyorum. korkmuyorum … ama asla önüme geçemeyeceksin. Çünkü yol benim , sense hep izimi takip edersin .
RustyNail 17 Haziran 2008 03:27

her yerde saatler aynı çıldırmak gibi … delirmek gibi … bit zaman … geçme …. bit…
RustyNail 17 Haziran 2008 03:23

Uçurumlar…

– 26 Mart 2008 03:40

Düşüyorum; yüzlerce ,binlerce metre yükseklikten aşağıya doğru. Öyle huzurlu ki … rüzgar üzerime saplanmış olan bütün kiri , ve ruhumdaki bütün irini söküp atıyor. geriye sadece ben kalıyorum ve ince bir uğultu sesi ve Tanrıça ile aradaki sohbetler. Düşüyorum yeşili ve maviyi hissedercesine , yüzümde kocaman bir tebeesümle. Tenim yanıyor ve öyle güzel kokuyor ki hava , acıyla mutluluk yer değiştiyor. şefkatli elleri omuzları okşayarak kolarını boynuma doluyor . her yerimi sarıyor bu saf hissiyat , bütün evrenimi ve parmaklarımın doşaltığı o ipeksi tenin hepsini. düşüyorum ölümü bile arkamda bırakarak ,sonsuz girdaplar misali , varolduğunu haykırarak. Düşüyorum onun yatağının ucsuz bucaksız uçurumlarından aşağıya doğru her gece, ardından tan kızıla boyanıyor açıyorum gözlerimi; up uzun saçları tüm masumane dişi güzelliğini örtmüş yüzü göğsümde beni savurup darmadağan eden rüzgarı yanımda bularak.

~~duru, saf ve yalın…~~

26 Mart 2008 01:52

ilk cümle! ilk cümle öyle güzel olmalıydı ki herşeyi en başından anlatabilsin. Saatlerce düşündüm , lügatımda bulunan bütün efsunlu sözcükleri tozlu sandıklarından çıkardım. Şimdi hepsi avuçlarımda, hangisini yan yana getirdiysem olmadı. Binlercesi , zihnimde akan cümleler seli. Çıldırmaktan öte bir duygu . Bende zaten sadece anı anlatabliyorum yine seni değil. yalın saf ve duru bir şekilde tıpkı sen gibi ama yine de eksik. Hiç bir sözcük kaldıramadı , taşıyamadı güzelliğinin anlamını, büyüsünü. O kadar toy kaldılar ki yanında duruluk yüzünü gördüğünde utanca saklındı. Sen karşımda utandın , utanç anlamıını yitirmekten korktu. Ardından saçlarını gördü gece ama daha siyah olamadı karşında , aya söylenirken farketti ayın yasını , gözlerin gibi parıldıyamıyordu ki. Sen etrafta dolaştıkça toprakana yarattığı bütün güzelliklerden daha güzel olduğunu gördü. Hepsi kıskançlığın, hançer gibi kollarına sarıldı. Öyle tehlikeli ki hayat senin güzelliğin karşısında korumak için canım feda ,uğruna.O yüzden ben senin koruyucu şovalyenim. Bir elim elini sımsıkı tutarken, dünyayı terdüz edicek kadar güçlü diğer ellim , seni saklıyablicek kadar kudretli göğüsüm, ölümün yolunu kesicek kadar keskin kılıcım ve dört nala rüyalarına koşabilcek kadar hızlı atım. her kötülüğü savurabilcek kadar kalın zırhım ve ben…. zırhımı yalnızca senin için çıkarttım güzellik. yüreğimi görebil diye . Hoş geldin …