bıçak


/artık duymuyorum. çenemde bir ağrı, ağzımda kötü bir tad. dilimde karıncalanma… yalanlardan arta kalmış bir mide bulanıtısı klozet yerine komidine yöneliyorum… gözümde bir kararma ve tetik parmağımda soğuk bir ter damlası sırtımı karışlıyor. kulağıma cinni bir ayet fısıldıyor şeytan. 20161106 / Sylvan

m.a. etkileri / kısım 320


(görebildiğim çok az şey var. bir ağacın gölgesindeki bir bank. ve… diğer her şey bulanık. bankta bir adam ve bir kadın. gerçekte öyle bir bank var mı? kadınla adam orada mı? gerçekten konuşuyorlar mı bilmiyorum. her şey belirsiz. sadece dinliyorum.) +söylesene nasıl olmuştu? – efendim? + nasıl oldu da biz buraya kadar öldük? – başlangıcını unuttum. eskiydi sanırım. bir sokağın köşesinden dönen kadın sendin. + elinde rengarenk şekerler vardı. çocuklara dağıtıyordun. – o ben değildim. bir şenlik vardı… oradaki palyaço’yla karıştırıyorsun… + sen palyaço değil misin? – Hayır… cadde manzarasının arka planındaki sana bakan adam… o benim. + evet. öyle olmalı… gördün mü? iyice […]

nasıl oldu da biz buraya kadar öldük?


yeni yıl eski yıllar ve gelecekteki belirsiz yıllar… başından beri değişmeden devam eden yaşam… bitmeyen koşuşturma, sonsuz savaş. sonsuz yineleyiş. sonsuz başlangıç çizgilerini yüzüne yapıştıracak zaman… sonsuzluk, yarın kadar yakın. sonsuzluk içinde olduğunu anladığında var olan, içinden çıktığında sonunu bulduğun bi’şey. yani yok bi’şey. ve zamanın akışı ve akıştaki debelenme ya da başını zamana gömdüğündeki boğulma hissi, zamana karşı yapılan anlamsız savaş. öldüğün anda kazanacağın, kazandığın anda her şeyin sona ulaştığı ve yahut sonsuzluğa… karıştığı(n)(acağın) (belki) (yine bir yineleme.) bu da bi’şey. ama yok. ve …mışlık hissinde hissizliğe karışıklığın. beynindeki sinyaller. yanıp sönen ve durmaksızın siren sesleriyle şakaklarında patlayan bi’şeyler […]

bi’şey



bir filiz… zihnim dediğim çölde göğerdi… onu arıyorum… onun farkına vardığımdan beri bütün bünyemde zamansız bir bahar etkisi hissediyorum. geliştikçe çevresini de etkileyecek. içindeki yaşam enerjisi bu çölü bir vahaya çevirecek biliyorum. uzun zaman önce zihnime yerleşen plastik ve kan kokusu, o filizin cennet kokusuna benzeyen kokusuna karıştı. minicik kökleriyle beynimin kıvrımlarına tutunmuş. usulca büyümekte. önümde uzanan ve sonunda, sonsuzlukta kendime ulaşacağım asfalt yolun ziftini ciğerlerime çekiyorum. filiz beni kendine çekiyor. varlığı içten içe beni mutlu etse de, içimdeki insan, onun orada olmasına tahammül edemiyor. ufuk çizgisine yakın bir yerde,  yani asfaltın çölle birleştiği o yaşamsız bölgede duruyorum ve yol […]

02.07.2015 tarihli seyirme.


sessiz olun başlıyorum… sizinle bağlarım ayakkabımın bağcıkları misali ben bağlıyorum açılıyor kendiliğinden. bir tutarsızlık söz konusu. hedefim bağcıyı dövmek. hem de aklında üzüm ticaretine dair her şeyi yok edene kadar. ki eşşeğin Sudan’a gitmiş olma olasılığından şüpheleniyor c.i.a., fakat bir bağlantı kuramamışlar eşekle bağcı arasında. bağlantıları kopukmuş. alt yapı çalışmaları varmış o zamanlar. alt yapılardan futbolcu yetiştirip satıyormuş rus mafyası. böbreklerini. dalaklarını. ciğerlerini satıyorlarmış hem de steril olmayan şişlere takıp. hem de el arabasında. hem de sokak köşelerinde. üstelik söğüş soğanda cabası… sizinle olan iletişimim iletişimsizliğimle eşdeğer. birbirimizi sevmiyoruz da konuşmuyoruz sizinle. yok, özlersek arardık birbirimizi. ne kadar derine gizlenmiş olabilir […]

… “siz”e söylenmiş bir çığırtı …




Divitime mürekkebime ve kağıtlarıma ihitiyacım var aslında yazmak için ama yine de anlatmalıyım. Bu seferki biraz biyografik olacak… Yine yeterli vaktim yokmuş gibi hissediyorum lanet olsun. 14 aydır askerim ve geçen her günümde bu hisse daha fazla kapıldım. Sanki bir kaç saat sonra balkabağının sadece kabak olan kısmına dönüşecekmişim gibi geliyor. Bilmiyorum belki de dönüşmüşümdür. Hayatım boyunca hiç bu kadar anlamsız tatsız ve kıymetsiz kalmamıştım. Sonuçta her şey yaşanması gerektiği için yaşanır derlerdi ama beynimin içinde dolaşan bütün bu cümleler anlamlarını yitirmiş gibi geliyor. Benim hayatımın sayı tabanı bu değil biliyorum lakin ne olduğunu da anımsamıyorum. Her gün regl olmak […]

~~Kurşun Asker~~


Bir adım daha atıyorum … İşte algımın olması gerektiği yer. Lanet olası çürük et kokusu. Baş ağrısı yüzlerce günlerin yorgunluğu… Nasırlaşmış deri… Yumuşak bir kalp. Kıvam arttırıcı E348 ve seyreltişimiş ilişkiler. Eğer gözlerimi görebiliyor olsaydınız size hiçbir şey anlatmak zorunda kalmazdım ve söylemem gerekenler konusunda daha dürüst olabilirdim. Ama inanın bu sizin için zor bir tecrübe olurdu.Özür dilerim. Benim adım Rust ve ben bir kaçağım… Lanet olası hayatımdan kaçmaya başladığımda bundan tam 26 sene önceydi ve söylenenlere göre doğduğunda ağlamayan çocuklardanmışım ben hani şu donuk bakışlı ve ürkütücü olanlardan. Dünyayı kendi gözlerinizle gördüğünüz ilk anın ve oluşacak olan ilk görsel […]

~~Welcome to Your Home Rust!~~