~~AÇLIK~~

         Biraz Hiss Lütfen…

Ne demişti Paşam Oscar,  Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım. tam 4 aydır dağda yaşıyorum.Hayır gerçekten dağda yaşıyorum. Şimdi gidip kanıma yüksek dozda şiir enjekte edeceğim gözlerimi Daliler ,Michelangelolar ,Goyalar , ile kör edip kemiklerimi Wagner’in  iki metrelik kontrbassı yerlerine oturtup öyle geleceğim. Bana biraz müsade…

~~BİZ HEP GENÇ ÖLÜRÜZ~~

İki senem kaldı. Eğer bir teklif yazıyor olsaydım takribi yada tahmini sıfatını eklerdim bu iki senenin başına ama bu bir iş teklifi değil.Bu bir hikaye değil bu sadece bir yaşanmışlık değil bu kocaman var olduğumuzu sikik internet portalların da bile gösteren bir gerçek.Ağırlığını asla taşıyamayacak kadar yalın aslında kelimler. 2 sene… yazmalıydım çünkü bu şu an yanımda olmayan onlarcası için bazı onlar yeni yine yineden yan yana gelecekler. Ama bizim zamanımızda değil. Bizim kanımızla değil bizim cevherimizle değil aslında her kuşak kendini özgüdür ve özeldir.(Ebru dün gece diyordun bak evet hala aynı şeyleri düşünüyorum tıpkı kadınlar gibi aslında bu kuşaklarda.)
80 sonrası kayıp kuşak evet biz bulduk kayıp X kuşağı benim dönemim. Lanet olsun anlatacak okadar şey var ki… hepimizin darma duman olması şu an canımı çok yakıyor. Yarımız yaşamıyor yarımızda düzenin içinde kayboldu. Biz düştük….Hayır afetamin ve türevlerini kullandıktan sonraki düşüşte cannabis içmekten bahsetmiyorum. Bu bizim düşüşümüzü sadece o an için yavaşlatırdı. Biz gerçek anlamıyla düştük. Tamamen yapacağımız her şeyi yaptık insanlara sesimizi duyurduk. Hepsi kim olduğumuzu biliyor ve ne için yaşayıp neden erken veda ettiğimizi. Hadi biraz heyecanlanın anımsayın ilk yasa dışı eğlencenizi anımsayın. Gizlerin içinde ama aslında sizi en son bulacakları yerde emniyet müdürlüğünün arka duvarında… Şimdi yeniden ruhumuzu tecrübe edin bizi yaşayın tüm çılgınlarımız aslında hiçbir kötü amaç içermiyordu kimsenin zarar görmesi değildi niyet. Biz sadece tüm duygularımızı sınırlarda yaşıyorduk. Tartışmalarımız bağırışlar çağırışlar içinde ama en samimisi , kavgalarımız kan içinde ama asla ölümü düşünmeden , sevişmelerimiz kor alevler içinde , hayata susayışımız … kana kana içmekti tüm duyguları… Bizi biz yapan insan yapan en önemli varlıklarımızdı duygularımız. Hani şimdi nerdeler. Hiç birinizde hissedemiyorum lanetler yağdırmak istiyorum… Kim sizi bu hale getirdi. Bizim dönemimizde de reklamlar vardı özel sektör vardı , kapitalizm vardı, soykırım vardı savaşlar vardı hala varlar. Neden vazgeçti gençler gerçeklerden duygularından hayatlarını bir ot gibi yaşamaktan bahsetmiyorum daha da kötüsü sinirleri alınmış gibi yaşıyorlar.

Sex , drugs and Rock’n Roll şimdi sadece bir gösteriş için var. Bakın ben yasa dışı bir şey yapıyorum ot içiyorum… bir çok erkekle yada kadınla ilişkiye girebilirim çünkü istediğim kadar özgürüm. Bakın ben deli gibi alkol alıyorum çünkü çok matah bir şey olmadığını biliyorum. Bu gerçekten canımı yakıyor. Samimiyetiniz eksik. Ve hiçbir bok üretmiyorsunuz ne bir hikaye ne bir parça ne bir resim ne bir heykel ne bir şiir ne bir icat nede yeni bir akım.Sizler kocaman bir bok çukurusunuz ve bizim izimizde olduğunuzu zannedip sadece kafa olmak ve cinsel haz için yaşıyorsunuz. Aptalca bir hareketler sergileyip birde sidik yarıştırıyorsunuz. Özellikle keyif verici maddeler hakkında… Ahh gülüyorum ve bir yumruk atıyorum. Kanımdan sadece 10 mlgram enjekte etsem size düzelir mi bu sikik hayatınız hala sikik kalıp bir anlam bulur mu? Çünkü gerçekten bunu istiyorum… Hala bazı bebekler anne karnında Hendrix dinlesin istiyorum.

600 wattlık dev anfi ve (sizlerden bazıları bilir) 4 adet kocaman pioneer cs7070 monitörler ve şu anda bizim için gecenin saat 01.20 sinde büyükçekmece de bir site de 156 daireyi birden “we all die young” ile uyandırıyor Ve ben lespol kasa Gibson Epiphone gitarımın glam tonlarını biraz daha grunge çevirip sikik winamptan çalan bu güzelim parçanın tüm sololarına eşlik ediyorum. birazdan güvenlikle kavga edeceğim ve bu sefer yumruklarımı sakınmayacağım hayır manyak değilim isyankar da değilim ben buyum…biz buyuz… Anlar mısınız ? PLAYYYYYYYYYYYYYY YEAHHHHHHHH….

~~Kurşun Asker~~

Divitime mürekkebime ve kağıtlarıma ihitiyacım var aslında yazmak için ama yine de anlatmalıyım. Bu seferki biraz biyografik olacak…
Yine yeterli vaktim yokmuş gibi hissediyorum lanet olsun.
14 aydır askerim ve geçen her günümde bu hisse daha fazla kapıldım. Sanki bir kaç saat sonra balkabağının sadece kabak olan kısmına dönüşecekmişim gibi geliyor. Bilmiyorum belki de dönüşmüşümdür. Hayatım boyunca hiç bu kadar anlamsız tatsız ve kıymetsiz kalmamıştım. Sonuçta her şey yaşanması gerektiği için yaşanır derlerdi ama beynimin içinde dolaşan bütün bu cümleler anlamlarını yitirmiş gibi geliyor. Benim hayatımın sayı tabanı bu değil biliyorum lakin ne olduğunu da anımsamıyorum.
Her gün regl olmak gibi … nerden mi biliyorum askere gelin.
Her gün sevgiliden ayrılmak gibi. nerden mi biliyorum asker olun. Evet geri kalan hepside askerlik yaptı biliyorum ama onlar benim algıma sahip değillerdi.
Ki artık bir kurşun askerim. Evime takdirler yolluyorlar. Oğlunuzun üstün başarısı görev bilinci…. Bla bla…
Hiçbiri zerre kadar umurumda değil. Beni ben yapan ne varsa hepsini yüce bulduğunuz askerlik için sattım. Şeytan azapta gerek diyerek geçirdiğim günlerin yüzlercesi var gerimde…

Ne istiyorlarsa verdim ve gerekirse canımı vereceğime dair yemin ettim. Bunu yapmak bile ne yaptığınızı sorgulamanıza neden olabilir.

Ölüyoruz … Bizler ölüyoruz… Ölmediğim için utanmalı mıyım bilmiyorum… Bunu düşündürecek kadar içerideler artık.

Hissetmiyorum… Sanki ve bir an tüm insanların acısı göğsümde toplanıyor … En şiddetli kasılmalar…

Kasıklarım…. Ah lanet Beatrix. Hem yarasın hem BIÇAK. (sakın bir alt kanala geçme geri zekalı bu bir koda değil ve telsizin yok)Bense hem yarayım hemde tuz. Beni iyileştirmek isteyen kimse olmayacak biliyorum. Sonuçta akan ne kan ne de göz yaşı değil.

Kalbim … Uyum sağlamak için nasıl nefes almayı yemeği uyumayı sevişmeyi bıraktıysam attığım imza ile onuda toprağa gömdüm.

Zihnim … O da kime ait bilinmez konuşan sanki başka biri kaç psikolojik rahatsızlığın belirtilerini sergiliyorum bilmiyorum.

Ey güzeller güzeli nazenin parmakların yanar dokunursan bu kurşun askere. Eriyecek kadar kızgın etim.

Zaman… yüceler yücesi zaman geldin yine bu gece koynuma bilir misin kaç vakittir bekledim iniltilerini ve güzelim orgazmların aslında benim kemik seslerim.

Kendi sesime yabancı kendi yüzüme başka bir adamım artık.

Az kaldı az kaldı … Sadece 3 hafta daha seninleyim kurşun asker sonra bölündüğüm bütün parçaları size ait çöplünüzde kamofulajlarım ile yakacağım.

Yine anlatamıyorum yine orgazm yok aylardır yine… Lanet lanet lanet daha sonra tekrar deneyeceğim.

 

23.08.2012 / rustynail

 

Biraz Hiss Lütfen…
Tanrım biraz hiss geri dönebilmek için. Bu bataklıktan kendimi çıkarabilmek için biraz hiss lütfen.

 

 

~~Welcome to Your Home Rust!~~

Bir adım daha atıyorum … İşte algımın olması gerektiği yer. Lanet olası çürük et kokusu. Baş ağrısı yüzlerce günlerin yorgunluğu… Nasırlaşmış deri… Yumuşak bir kalp. Kıvam arttırıcı E348 ve seyreltişimiş ilişkiler.

Eğer gözlerimi görebiliyor olsaydınız size hiçbir şey anlatmak zorunda kalmazdım ve söylemem gerekenler konusunda daha dürüst olabilirdim. Ama inanın bu sizin için zor bir tecrübe olurdu.Özür dilerim.

Benim adım Rust ve ben bir kaçağım… Lanet olası hayatımdan kaçmaya başladığımda bundan tam 26 sene önceydi ve söylenenlere göre doğduğunda ağlamayan çocuklardanmışım ben hani şu donuk bakışlı ve ürkütücü olanlardan.
Dünyayı kendi gözlerinizle gördüğünüz ilk anın ve oluşacak olan ilk görsel anınızın bir kadının bacaklarının arasından olması sizlere ironik gelmesin. Bilirsiniz bazılarının hayatının anlamıdır bu. Benim ise lanetim. Bazıları göğüs emerek büyür ve ölürken de öyle olmak ister. Ben ise bir anneye bile sahip olmak istemeyecek kadar özgür hissederdim her zaman.
Ve bir insan olamayacak kadar uçarı. O yüzden kaçtım hep hepsinden ve her şeyden benden başarmamı istedikleri şeyleri yaptım ve itiraf ediyorum tatminkardı ama kalmak için yeterli sebebim hiçbir zaman olmadı.

Şimdiler de bir şehir daha terk ediyorum. Hiçbir yerden bu kadar nefret etmemiştim. Taki seni görünceye kadar. Bütün bir evreni güzel kılacak kadar büyüleci varlığın… Biliyorum Tanrı bazen varlığını kanıtlamak ister ve senin gibiler gelir dünyaya.
Lanet lanet lanet… yazamıyorummm…

O kadar yorgunum ki güzellik … Dağılıyorum konular … Kurgu … toparlayamak ve ayakta kalamamak.hepsi aynı anada düşüyor ve parmaklarım titremeye başlıyor … Uyumaya uyumaya şaraba ve sana ihtiyacım var…

 

13.08.2012 / rustynail

 

biraz hiss lütfen =>

Kalmak İçin Bir Sebep….?(2)

Biraz his lütfen…
Hiçbiri söylendiği kadar değerli değildi gözünde. Karşılaştıktan en fazla beş dakika sonra karşısındakinin kim olduğunu anlamaktan öte biliyordu genç adam. Saki yaşayan herkezle tanışmış ve herşeyin ayrımına varmış gibi bir tavrı vardı. Yüzü her zamanki gibi binlerce parçaya ayrılmış Maun ağacından iri ve görkemli bir masada tek başına oturuyordu. Gelicek olan kişinin ona ne getireceği ve ne götüreceği umrunun sınırlarını çoktan aşmıştı. O gün yaptığı en iyi seçimin o kafeyi seçerek kalabalıktan uzaklaşmış olduğunu düşünmek oldu.Uykusuzluktan kan tutmuş gözleri kimseleri görmüyordu zaten. İçimi keyifli birazda ağır bir kahve söyledi garsona. Eskiden olduğu gibi şekersiz ve sütsüzdü.Bütün güzellikler salt ve tadında olması gerekirdi ona göre fazlasını asla beklemedi.

Genç kadın loş ışıklı kafenin kapını araladı ve biraz zorlanarak tarife uyan genç adamı aradı gözleri. Ona sölenen tek şey asla gülmeyen ve her zaman yarı ayık adamı bulmasıydı. Ve genç adamı farketti. Nasıl farkedilmezdiki. Duruşu bile taştan duvarların canını acıtıyorudu. Bir an ürktü genç kadın. Genç adamın yüzünde aşkın neşter darbelerini görünce. ”kaderi kirletilmiş ama ruhu…” diye söylendi içinden topuk sesleri boş kafede yankılanrken. Masanın önüne kadar ilerledi ve gözleri farkettiği ilk andan itibaren adamın üzerindeydi zaten. Merhaba dedi. Adam başını kaldırdı ve gözlerine baktı genç kadının. Kocaman bir ççift siyah göz bu kadar anlamsız kalmamıştı hiçbir zaman bakışları karşısında. İçi boşaltılmıştı. Tüm hayatı gibi bomboş ve ruhsuz geldi aniden. Özür diledi ve sandalyeye astığı derisini alıp cebinden kahvenin kaparasını çıkarıp masaya bıraktı ve hızla yürümeye başladı. Genç kadın ne olduğunu anlamadan kapıdan çıkmıştı bile.Son günlerde yaptığı en iyi şey uzaklaşmaktı. Herşeyden ve heryerden. Kaçamadığı tekşey kendi gerçekliğiydi ama onu da zaten kabullenmişti .İronik olan bu kabullenişin ardından sürekli kendini kurtarmaya çalşırak can çekişmesiydi. hala neden nefes alıyorduki bedeni. Bıraksaydı ve o ince bağda kopsaydı ve yerini bulsaydı ızdırapları. Yürüdü yürüdü ve daha hızlı yürüdü; genç kadın aklından silinmişti bile. neden herşey bu kadar basit değildi ki ? Bir anlık bi unutuş aslında ne kadar huzur getirirdi ona. Çiğerlerine çektiği çürümüş hava her zaman acı verecekti ona. Tükenmesini sağlayacak son noktayı arıyordu. Tebssüm etti ve yaşını hatırladı……

“………..sonun nerde……….insanlar zaten hiç yaşamamış gibi yaşıyorlar. Her gün unutuyorlar az yada çok. Ne önemi var. adım bile fazla bu irin kaplı iğrençliğe”

 

15.10.2008

~~PASLI ÇİVİ 2 ~~

BİRAZ HİSS LÜTFEN!!

Küçük bir öneri : okumaya sondan başlayın…

• Keşif ,varoluş yılı 2005
Alice harikalar yılları 2005 2006 2007
Kaybediş yılı 2008
Kabulleniş yılları 2009 2010
İstikrarın yılları 2005 2006 2007 2008 2009 2010
Vazgeçiş yılı 2010
Radikal kararlar yılı 2011
2 dakika önce

• 19 yaşında genç bir kız söylemişti. Haklıydı… Aşk her zaman kaybetmiştir. Unutulacaktım. Unutuluyordum ve yıllar sonra unutuldum. Aklına bile gelmiyorum artık. 17 dakika önce

• hadi çocuklar… işi bıraktım sakallarımı uzattım saçlarımı açtım ve derimi yeniden giydim. 8 dolara bir limon yağı satın aldım ve kızım eskisinden daha parlak şimdi , sadece 30 dolara bütün ses tellerini değiştirdim. Sevişirken çığlıklarımız tüylerinizi diken diken edecek. Bunlar son tangolar…
11 saat önce

• Diğer kadınlarla muhabbetler…
13 saat önce

• hadi hep birlikte yeni günümün içine sıçalım buyurun… aaaa aaa aaaaa… siz önden küçük hanım… lütfen buradan buyurun…
17 saat önce

• bırakalım böyle kalsın bu sefer burası. dağınık kalsın… ben sonra toplarım. bu sefer toparlanmam lazım diye kimseyi hele ki “O” kimseyi pas geçecek değilim. O kadar aptal değilim. Yanında toparlansam hemen hemen bir kaç hafta sürer işte. Ama değer … ben her şeyi hallederim sen sadece müziğin sesini aç…
16 saat önce

• kimse ben değil biliyorum
2 gün önce

• hadi hep birlikte yeni günümün içine sıçalım buyurun… aaaa aaa aaaaa… siz önden küçük hanım… lütfen buradan buyurun… 1 gün önce

• uyut beni…
2 gün önce

• ve sayfayı değiştir bu kabusu beğenmedim kurgusu tim burton filmleri kadar iğrenç(sweeney todd hariç)
2 gün önce

• çıtamı çok düşürmüşüm çok…
2 gün önce

• erkeklerde sabır ve aptallık arasın da kalın bir çizgi olmalı kadınlarda da naz ve salaklık arasında… Çoğu adam bu yüzden aptal ve çoğu kadın bu yüzden harbiden geri zekalıdır. 2 gün önce

• söz bir daha bu kadar sarımsak yemeyeceğim. 2 gün önce

• sözde sevmiş ve açı çekmiş adamlar ve onların kendini acılarıyla tanımlayan metinleri… hepsinin sözde hatularının içinden 7 inçle geçmek… emin olun sizinle olduklarından çok daha mutlular. ben en azından dürüstüm. 2 gün önce

• belki bir gün ben de… yeniden… 3 gün önce

• Bir zamanlar ben de gökkuşağının altındaki altın dolu kübü arıyordum. Bir zamanlar ben o gökkuşağının altında…
5 gün önce

• Ben kendi küçük kadınımı kurban ettim sizlere peki şimdi siz bana karşılığında ne vereceksiniz.?NE VERECEKSİNİZ LAN?
5 gün önce

• cap ou pas cap?
5 gün önce

• En son ne zaman hissettin Rust haydi anımsa!!!
5 gün önce

• Sadece biraz kondüsyonumdan düştüm , hepsi bu …
5 gün önce

• bu sefer iyi adam… 6 gün önce

• ve adam dediğin işinde gücünde olur… bıdı bıdı yapmaz
6 gün önce

• bu hasta algıyı seviyorum ve algılarımızın paralel işleyişinden hoşlanıyorum sanırım. 6 gün önce

• bu dayanılmaz migren ağrıları sadece saatler içinde varlar ve yoklar. Yanına bu öfkeyi koyunca sadece bir kaşıntı gibi geliyor. 07 Ocak 2011 02:30

• amına koduğumun havası sıfır derece ve ben hala üşüyemiyorum. Lütfen hava lütfen … benim kadar soğur musun! 07 Ocak 2011 00:23

• Işığı istemiyorum… Bu gün daha fazla şey görmek istemiyorum.
Çelik zırhın içinde ki sadece bir et parçası değil. Evet eğer isterseniz canımı yakabilirsiniz küçük hanım bunun için tokat atmanıza gerek yok siz yolu çok iyi biliyorsunuz.
Kim dindirecek bu nefreti. Bu öfke beni ve etrafımdaki her şeyi kasıp kavuruyor.
Tanrım yanımda ol… Bana güç ver.Tüm günahlarımı bağışla ben sadece bir kadını sevdim ve bundan iğreniyorum
07 Ocak 2011 00:10

• Bu kötü bir rüya ve ben bundan uyanacağım. Hissiyatımı kaybetmeden; sadece o güzel öpücüğünü bekliyorum. 06 Ocak 2011 02:46

• Yazdık çizdik , bozduk yeniden yaptık kırdık , yaşadık … sonra adına hayat dedik.
Bütün saf hislerin üstünden çilek kokulu düşleri kaldırdık.
Sonra ormanlık arazilerde ırzına geçtik saflığın… biz mi hayatı becerdik hayat mı bizi… bilemiyorum… 05 Ocak 2011 23:40

• now ….
here I am on the road again 05 Ocak 2011 18:36

• bu kadar sıcakken… bütün sıcaklığımı sadece pencerelerini sonuna kadar açtığım buz gibi odamla paylaşıyorum. başka türlü soğuyamıyorum… hissizleşemiyorum… 04 Ocak 2011 04:34

• bazen gerçekten hayal ettiklerinin gerçekleşmesi için yıllarca beklemen gerekir. lakin ben yıllarca beklesem de gerçekleşecek tek bir hayalim yok. Hayır yaşama tutunmadığım için değil, sadece bunun benim seçimim olmadığı halde başka seçeneğimin olmayışındandır. 04 Ocak 2011 01:12

• Ben zamanın boşluğuyum… 03 Ocak 2011 08:03

• Siz hiç hala nefes alırken eti kestiniz mi? Keskin bir bıçak canlı lifleri ölüye göre daha rahat keser… Hala sıcak olması size daha insani hissetitirir. (bazen bunu hissetmeye ihtiyacınız olur gerçekten samimiyetime güvenin) Kırmızı güzeldir ve etrafa yayılırken yavaşlaması ve koyulaşması göz kamaştırıcıdır.
Siz hiç kemik kırılırken yada tendonlardan biri atarken nasıl bir ses çıkar bilir misiniz?
Lütfen yerde yatan adama biraz can verin… Bu gece ölmesini istemiyorum. 03 Ocak 2011 07:43

• Dün kapımı çaldın. İçeri davet ettim seni.. ürkek bakışlarla girdin içeri ve nazikçe oturdun kanepeye. Aslında bu kadar kibar biri olduğunu düşmemiştim daha önce. Kısa ve öz cümlelerle çekinerek konuşuyordun benimle. Bir ruha ihtiyacım var dedin. Gülümsedim.
Aşık mı oldun Ey iblis… ve sevmek için bir ruha mı ihtiyacın var?
Nasıl aşık olur ruhsuz bir varlık dedim kendime aşık olmak için bir ruha ihtiyacın olmaz var olman yeter diye cevapladım içimden. Ya sevmek sonsuza kadar sevmek için … ? Niye benim ruhum peki Ey İblis… ?
• Güzel bir anlaşmaydı. Ruhumu alacaktın ve aşkım benimle kalacaktı lakin sevmeyecektim ne aşkımın sahibesini ne kendimi nede seni… 03 Ocak 2011 06:07

• Ve belki bir gün iblis bile işlettiği günahlar için af diler tanrıdan. Sanılanın aksine iblis asla günah işlememiştir o sadece yolu gösterir. 03 Ocak 2011 05:53

• Bileri hep benden önce davrandı. Çünkü izin verdim. Görsünler bilsinler istedim. Uzaktan izledim ve huzurun sesini kıstım. Işığın üzerine siyah bir tül örttüm , gölgemin tam üstüme uzandım ve derin bir uykuya daldım.
• Şimdi sen beni çağırmazken ben sol yanımdan kısık sesinle hayata getirdiğin birbiri içine geçmiş beni rahatsız eden binlerce cümlenin hepsini tekrar tekrar dinliyorum. Sağ yanımsa güzelliklerimizden aşkımızdan dokunuşlarımızdan amaçlarımızdan bize dair binlerce cennet sahnesinden bahsediyor. Ayrımına varamadığım tek şey sağ yanımdaki senin sana mı ait olduğudur. Uyandığımda umarım anımsıyor olurum. 03 Ocak 2011 05:44

• Hala anımsarken yazıyorum. Seni unutmaktan korkuyorum.hatırlamak için bir kaç saniyeden fazlasına ihtiyacım oluyor artık. 03 Ocak 2011 04:43

• Var olabilecek en iyi ve en kötü adam olabileceğiniz gerçeği ruhunuzun ve vücudunuzun Atlas’tan daha güçlü olduğu gerçeği ile eşdeğer niteliktedir. 02 Ocak 2011 02:21

• Kadın gözlerini açar , aşk kör olur ve adam vazgeçmek zorunda kalır. 02 Ocak 2011 02:15

• Sağır , aksak , kırılgan , tekdüze , kırmızı, karanfil kokusu , yalın ve yeterince uzak. 02 Ocak 2011 02:12

• Savatage-chance sen ne kadar orospu çocuğu bir parçasın 10 yıldır her dinlediğimde tüylerimi diken diken ediyorsun. 28 Aralık 2010 15:04

• Şöyle bir geriye bakınca ne yaşadım ben dediğimde kendime gelemiyorum. bazen unutmayı seçersin bazen de öyle güçlü istersin ki tanrısal bir güç sar(s)ar seni ve hiçbir şey hatırlamazsın. Kimim ben diye bile sormaya hakkın yoktur. Kendime bile anlatamayacağım gerçeklerim var benim. 27 Aralık 2010 23:21

• korktuğumdan değil … anımsamadığımdan…. lakin hissetiğim için… 27 Aralık 2010 23:24

• Kadınlar Her Zaman Güzeldir.Uzun bacakları seviyorum özellikle belimi dolayıp arkada neredeyse bağdaç kuruyorsa. uzun kirpikleri de severim küçük dik ve çıkık popolardan hoşlanırım ve iri renkli gözlerden. ince narin bileklerden ve ellerden etkilenirim ve küçük göğüsleri büyüğe tercih ederim. Belin kıvrımlarında kaybolmak isterim.
Lakin bütün bunları parça parça severim hepsini birleştirip bir kadın oluşturduğunuzda midemi çoğu zaman bulandırıyor. Şimdilik sadece midemi bulandırmayacak mesafeden ; uzaktan görsel güzelliklerini izlemekle yetiniyorum. 27 Aralık 2010 14:30

• iş yerinizden ayrılıyorsanız ve iş teslimleriniz son bir kaç gününüz ise insanlar size öleceksiniz gibi davranabilirler. Çünkü siz onların bilmediği başka bir dünyaya gidiyorsunuzdur 27 Aralık 2010 13:01

• Türlüsü var çeşidi var arkadaş ya!!! Hala şaşırabilmeme seviniyorum. 27 Aralık 2010 11:26

• -Bazen beni geçekten korkutuyorsun Rust!
-Biliyorum ama benim derdim seninle bilirsin. 26 Aralık 2010 23:53


Hadi sevişelim aşkım. Kimse dokunmasın sana, kimse dokunmasın bana, sen dokunma bana ben dokunmayayım sana; hadi sevişelim aşkım! 26 Aralık 2010 23:50

• ben sizin egonuzu yalamayı bıraktığım gün , sizde benim penisimi yalamayı bırakacaksınız. Şimdilik mutualist bir birlikteliğimiz var. Sanırım kusmak istiyorum. İşin kötüsü bu hiç midemi bulandırmıyor. Ama kusmam gerektiğini biliyorum. 26 Aralık 2010 23:19

• Bir kadını öldürmek istiyorsanız. Nefessiz bırakmak yerine ilginizi sonsuza kadar kesmelisiniz. 26 Aralık 2010 22:52

• 17 yaşımda gibi hissediyorum yeniden , sırt çantamı alıp gidesim geliyor. Ama bu dönüşler , bir tek bu dönüşler beni öldürüyor. 24 Aralık 2010 22:57

• Ben denedim en azından denedim… 24 Aralık 2010 22:56

• Herkesin bir alternatifi vardır ama benim yok bunu tatmak zor bir tecrübedir. 24 Aralık 2010 12:20

• hadi hepiniz birlikte becerin zihnimi kimin çığlıkları daha yüksekse orgazm taklidimi O’na yapacağım… Nasıl olsa artık bende benden çok daha fazlası var… tebesssüm mü yok canım kahkahalar atıyorum… Duymuyor musunuz? hayır sinirlerim bozuk değil… Aksine tam aksi yönde… Bakın bakın oraya işte orada ben duruyorum tam aksi yönde sırtım dönük boş boş yürüyorum çıplak gibi… hiçbir ağırlığı olmadan… Sevin beni.. becerin zihnimi… çünkü sizi çok seviyorum… Düşünme… Düşünmee… 23 Aralık 2010 00:21
• Dün yahut bugün gözlerimi gören oldu mu ? Hepsi aynı şeyi söylüyor… Parlıyor… parlıyor yeniden eskisi gibi… Rusty bütün bedenimi ve zihnimden ele geçiriyor. Hoş bir kadının karşında yeniden heyecanlanıyor. Gülümsüyor ve gülümsetiyor. Parlıyorum eskisi gibi …. Hoş geldin Rusty … Herkes seni çok özlemişti. Bizi 5 sene ayrı bırakmışlardı… Şİmdi daha güçlüsün. 20 Aralık 2010 19:10

• biri sana sosyomattan tanıştığın insanlarla ot içerek bir yere gelemeyeceğini , varamayacağını anlatmalı ben söyleyince anlamıyorsun…
01 Aralık 2010 22:50

• ben sadece seni özlüyorum,senin gülüşündür yüzüme anlam katan.Hani önce hep seni sarhoş ederlerdi ya. En çılgınları en deli doluları en arsızları en kıymet bileni ve en güzel seveni sendin ya beni.Senin tarifsiz olduğunu sandığın kibirindir ya arada içimi sızlatan.umursamazdın, umursamazdım ama kalp kırmazdın ve hiç ağlamazdın ya sen ölesiye koşar ölesiye durulur ölesiye sevişirdin ölesiye içerdin ya sen.Öylesine gelir öylesine giderdin.Öylesine hayat doluydun güçlüydün her zaman destektin ya herkese sen.Şimdi destek arar oldun.Ben en çok seni özlüyorum şimdi Rustynail. En çok Rusty i özlüyorum. 26 Kasım 2010 00:07

• Masaya içki bardağını çarptı ve uğultuyu kesti ve ardından konuşma başladı;
–Hepinizin bildiği Rust işte (dedi). Kuş beyinli romantik koca penisli aşk adamı. Ve ekledi ;
–santimine bir gram versem 25 gram beyin yok sende dedi.
Haklıydı… Kuş beyinliydim. 22 Kasım 2010 18:29

• Oradan nasıl gözüküyor hiç merak etmiyorum. Çünkü ben olmak sen olmaktan daha güzel. Dışarıdan parıltılı , ışıl ışıl bir dünya. Kaç kelimeme sahipsin kaç duyguyu yitirdik anımsamıyorum. Koca bir dünyayı uyuşturmuşuz. Güzel… Güzel… Ve hep güzel kalacak benim koynum… 22 Kasım 2010 00:43

• Duş almak güzel arınmak gibidir bazen bilirsin. Sıkıntı yok hala yetirince çirkiniz. 22 Kasım 2010 00:38

• Aynamdır bana yazdıklarım … Yıllarımın tozu ve gölgesi var kelimelerimin üzerinde. Şimdi yeni yaşını kutlayan bir çocuğum mumlara üflediği heyecanla tozu havaya karıştırıyorum ve soluyorum bütün buhranımı… yine tebessümle ve güçlü bir yürekle… 01 Eylül 2010 23:51

• hayatımda bir kevaşelerden bir de aşiftelerden nefret ettim ama orospulara büyük saygı duyuyorum. 31 Ağustos 2010 19:30

• Hangi dudakları öptüm de ben hangi nefesleri soludum da binlerce kadından geçtim de ben oldum…
Hepsini biliyorum ve hepsini hatırlıyorum. Hepsinin izini taşıyorum mazimde beni ben yapan benlerden çalınan her şeyim helal olsun hepinize … 31 Ağustos 2010 01:00

• bende ondan azıcık var… hala yüreğimde hissedebiliyorum. elimde kalan azıcık.. çok kıymetli ve değerli başkasına verebilmem için çok çok değerli. bir gün tüm varlığım yeniden üretmeye başlayacak ondan tek başıma yapamıyorum onu ben. dünyanın en tatlı yiyeceklerinden daha lezzetli en harika hissiden daha harika hissettiren , en güçlü uyuşturucudan daha güçlü , en güçlü dopingden daha güçlü hissettiren , en güzel kokusundan daha güzel kokan ve en parlak elmasından daha fazla parlayan …
bende ondan azıcık var … ama yinede bütün bir çevremi aydınlatmaya yetiyor ve biliyorum ki bir kaç gram kalan o şeyden tonlarcasını üretebilirim. çünkü kocaman bir yüreğim var senin için … 22 Ağustos 2010 22:37

• Unutuyorum artık… hepsini ve her şeyi … başlangından itibaren çevresindeki her şeyle birlikte. Tüm anılar birbirinden doğan tüm zamanları birbiri içinde yutuyor. bir alzheimer gibi parça parça herşey siliniyor. Adını ilk duyduğum an zamanların ötesi gibi geliyor şimdi.
Bu gece sanrılar var mazime dair.
Lanet lanet ve lanet…
Hangisi gerçek?
Öyle öfkeyle öyle kinle dolmuşum ki serbest bıraktığım tüm ufak hüzünlerin hırslarım seninle ilgili bir parçayı daha alıp götürüyor benden. tokat gibi zihnime. neşter gibi yüzüme. Aynada gördüğüm bütün yaraların bir anlamı olmalıydı oysaki..
Unutuyorum. Elimde değil… Engel olamıyorum. Bir zaman sonra biliyorum ki yaşadığını bile unutmuş olacağım. Çok acı ve ağır oysaki dememiş miydim?
“Asla unutma ve Asla Affetme” diye bana işkence ettiğin Nazi kaplarına kazımamıştım duvarlarına kanımla yazmamıştım.
Unutuyorum elimde değil… O kadar nefret etmişim ki bünyem zihnim bile kabul etmiyor artık kusuyor hepsini ve yeniden her şeyi. Söz de temizliyor kendini.
Bunca yıl boşuna yaşamış gibi… Bir bebeğin hafızası kadar yeni ve temiz.Hissetmiyorum artık. Hissedemiyorum. Adın neydi büyük aşkım adın neydi? Adın neydi kadınım. Adın neydi? Bana bunların hepsini kim yaptı diyecek kadar bunlardan bile kalmamış ki… Öyleyse artık şimdi ve yarın var sadece.
Bir markette karşılaşacağız filmdeki gibi belki ve sen ve ben … Anlamadan bilmeden hatırlamadan tebessüm edeceğiz belki de birbirimize ve hayatlarımıza devam edeceğiz. Acı ama gerçek. Ve bu klişe kadar ucuz..

20 Ağustos 2010 01:41

• Lütfen biraz yavaş ol … ben heyecanımı dünde bıraktım. bak yaşlanmışız artık yüzümüzde kırışıklıklar var kadın. (Ellerim hala güçlü biliyorum ama ya isteklerim.) Hayır daha ağır lütfen. Tenim çok kırılgandır benim. bak hala izler var.Özür dilerim bu gece için deri değiştiremedim… sadece senin için sakal bıraktım seversin …Kızıla sürgün kestane rengidir dersin ya hep. Hani yağlı boyalarının arasında en çok bu rengi seversin sen. Yıllardır beyaz ince parmaklarından tinerle silerim bu rengi ben;
Ve Sen; gecesinde ellerini sakallarımla boyarsın .Sonra o boyalı ellerle ya uyurken çizersin beni ya üzgünken çırılçıplak bırakıp resmedersin gölgelerle beni.
Hadi gel ve daha ağır ol lütfen . bak çırılçıplağım. Özleme beni daha fazla. Neden vakit kaybediyoruz ki. haklısın yıllarım bir yalandan ibaret ama ya Sen… Haklısın bütün bu tokatları hakkettim. Bir hiçin peşinden manasızca koştum ben. Ama yeniden çırılçıplağım bak. Eskisi gibi. eskiden olduğu gibi. Tuvalinin ardına geçtim. fırçalarını ellerimle temizledim ve gözlerim yeniden parlıyor ve sen yaklaştıkça tenim daha fazla geriliyor. Pastel kırmızı aldım titan beyazı ve de parlament mavisi beklerken hadi gel hayatlarımızı yeniden… 16 Ağustos 2010 23:48

• “öfkeni serbest bırakmışsın , umudunu huzuruna yaymışsın Rust ve evet sen yaşlanmışsın ama tenin hala gergin biraz daha sabret 13 ünde geliyorum sana güzel bir hediyem var”
• Okuduğunu bilmiyordum canım…beni çok ama çok mutlu ettin. Ve öyleyse herkes bilsin…

• LANET OLASIIIIIIII GÜN!!!! 13 Eylül 2010 00:01

• Farkındalık … an ve sanım… lanet olsun … ya şimdi ne olacak…
ben yıllardır kaybediyormuşum… Lanet lanet lanet ve bunu sadece bir kaç ay önce farketmek… Nasıl gülüyorum kendime hayır bu kadar salak olamam… Evet itiraf et! Evet ben bu kadar aptalım… 15 Ağustos 2010 02:17

• 1 gram cocain 6 çizik, 100 $Müziğimi dinleyip cümlelerimi okuyun . whiskiyi üzerinize boşaltın
Ve ben gecenizin orospusuyum.
Ve sakın yolumdan ilerlemeyin…
Bu ipin cambazı benim. 13 Ağustos 2010 02:58

• Ben bütün kararlarımı yedi nefes alıp verebileceğim sürede verdim. Ve hiçbirinden pişman olmadım.Biri dışında ben yanlış kızı seçtim senin yerine senden olanı seçmeliydim. Bunu bilmeni isterim sevgilim. Doğum günün şimdiden kutlu olsun. Seni hep sevdim. Hep seveceğim. 08 Ağustos 2010 22:05

• süt ve karanfilli sigara gecenin saat 00.34 ü ve sanırım mutluyum… 05 Ağustos 2010 00:35

• ben 50 kalibrelik bir magnumu kafama dayadım ve rus ruleti oynadım. kimse kaybedeceğimi inkar edemezdi ve ben kazandım. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyim yoktu.

03 Ağustos 2010 23:49

• “Ve bazen öylece sessiz kalıyoruz ya aranızda. Bu birbirimizden gülüşlerimizi çaldığımız içindir. Kızmayın yada gücenmeyin bize. Hep bahsedeceğiz hep güleceğiz ama aslında hep susacağız biz. Değil mi Aşkı…”
• Ve aslında bazen bu adam konuşmak istese de Rust hep sert bir tokat atıp kendine getirmeyi bilmiştir O’nu. 03 Ağustos 2010 23:18

• Bazen çok önemsiyormuş gibi gözüküyorum değil mi? Öyleyse bu ariayı dinleyin ve aslında bir hiçten ibaret olduğunu kavrayın. Çünkü ardında benim güzel tebessümüm var. 01 Ağustos 2010 18:05

• Biliyorum ki uyanırsam herkes susacak. Biliyorum ki görsem, tatsam, yaşasam bile sonrasına hep, her şeyden biraz daha azı kalacak.
Bir tek adım kalacak…
Biliyorum ki sözlerim zamandan ve mekandan bağımsız söylendiği anda anlamsızlaşacak. Sen dahil ben dahil o bile sonrasında unutacak. Şu an ki adam kulağımda yersiz bir fısıltı gibi kaybolacak. Ellerimi görüyor musun ? Ya sesimi duyabiliyor musun ?
… Şiii ….
Susalım öyleyse he şeyin başı ve her şeyin sonu gibi bir kez daha tebessüm edelim. 01 Ağustos 2010 03:26

• Sizler… kaç ömür gerek yaşamaya dolu dizgin bu aşkı diyen adamdan… kaç kadın geçecek bu hayattan ve sen kaçıncısısın diyen bir adam yarattınız.. Bazıları gerçekten yaşamak istemez aramızda. Bense artık kurallarınızı yeniden yazıyorum ve sonuna kadar varım… tebessümle 30 Temmuz 2010 01:52

• Pardon ama siz esmersiniz ve simsiyah dalgalı saçlarızın bal rengi gözlerinizin bu kadar güzel olmaması lazım. Çok özür dilerim bu kadar gerginken bana nasılda böyle hoş gülümseye biliyorsunuz (sanırım aramızda 5 metrre var) Doğrudan gözlerimin içine bakıyorsunuz farkında mısınız! Sanırım bende… Beni beş yıldan sonra heyecanlandırıyorsunuz ve bu hiç hoşuma gitmedi farkında mısınız? hayır siz esmersiniz… oysa ben … Lütfen beni yarın akşam saat 8 de yoğurtçu parkında bekler misiniz? Özür dilerim sanırım saçmalıyorum ve bunu yaparken gerçekten tebessüm ederek kasılıyorum. 30 Temmuz 2010 00:39

• sen ; ben ne kadar güzel severim bilir misin ? 28 Temmuz 2010 00:10

• sanırım ben bile artık anımsayamıyorum 07 Ağustos 2010 23:56

• ibne parça bütün hissimi dile getiriyor …. dünyanın en güzel şarkı söyleyen ibesisisin sen 27 Temmuz 2010 15:33

• Benim adım Rust… ben dünyanın en sabırlı adamıyım. Değeceğini bildiğim birçok şey için yıllarca bekleyebilirim. denerim ve bundan asla vazgeçmem. inandığım herhangi bir çöp parçası için canımı verebilirim. Savaşmaktan asla vazgeçmem. Yorulduğumu belli etmem. Gücümü hiç kaybetmem. Ellerimle yaşatabilir ellerimle öldürebilirim. Güçlü kollarımla aşkıma sarılabilirim ve O hariç dünyada bu kolları açabilecek bir güç daha olamaz.
peki ya sonra… yalanlar…
bütün dünya anlamsızca düzüşüyor…. elimde kalan son hislerde hastalıklı bir şekilde can veriyor…
• Tanrım beni neden böyle yarattın… Seni asla affetmeyeceğim Tanrım… 27 Temmuz 2010 11:28

• bütün güzel duygular ölmüş aşk artık dünyadan elini eteğini çekmiş ve herkes artık sex yapar olmuş … kimse sevişemezmiş bu zamanda … çünkü sevişmek sevmeyi gerektirirmiş… 26 Temmuz 2010 09:16

• istediğiniz firijiti gösterin size kadınlığını gümüş terpsilerde sunayım ama yetilerim sadece bir kişi için… ben hala çizgimi bozmuyorum 26 Temmuz 2010 15:00

• ben yıllarca ellerimle büyüttüğüm gözümden sakındığım küçük sevgilimin bir kadın oluşunu ve ardından bir AŞİFTE oluşunu izledim. artık midem bulanıyor. ki bir erkeğin hele benim gibi bir adamın midesini bulandırmak için çok çaba sarfetmelisiniz. 26 Temmuz 2010 01:28

• “Aşk kolay birşey olsaydı… Herkes doğru anlardı.” 25 Temmuz 2010 20:18

25 Temmuz 2010 20:18

• Yalnız geliyorum ve üzerimde kalbimden başka silahım yok… 22 Temmuz 2010 11:06

• henüz sesimi duyamayacağın uzaklıktayken yakmanı öneririm beni. Çünkü efsunlu sesimle şarkılarımı söyleyerek geliyorum adımlarım çapraz yüzümde tebessümler. Ben şehrimin son büyücüsüyüm. Ve söz veriyorum senin için şehrimin bütün büyüsünü kullanacağım. Artık parlıyorum. Şİmdi gözlerini kapatmalısın.
• sil değiştir 22 Temmuz 2010 11:16

• Zamanın ruhu söyle bana şimdi kime karışacağım. 21 Temmuz 2010 22:07

• hım bir de ruhumu yak ve bana biraz cocain ver lütfen 21 Temmuz 2010 22:17

• şiiiiii sus bizi duyacaklar… ve sadece güzel olman yeterli … ben seninle sırf bu yüzden bütün etimi paylaşırım… Ve lütfen zorlama pazarlık payım yoktur. Ve en azından ben ulu orta açık yerdeğim gölge yerlere itiyacım yok bir kaçı gibi… 21 Temmuz 2010 02:27

• Kötüler de sever…
20 Temmuz 2010 12:21

• Öfkemi dizginle… biraz yüzümü okşaman yeterli bunun için… ben yine duracak olursam öyle bilki öpmek istemediğim için değil geçmişimde pişman ve sağdık olduğum tek anıma saygımdandır. Ama yine bilki kimseye ait değil artık bu adam. Bir öpücüğüne tüm hayatımı satabilirim şeytana. Ve ben öğrendim ki yeşilden başka renkte varmış dünyada. Göklerin mavisine kat hadi beni. Geçmişimin çemberinden kurtar. O incecik çizgimi bütün hayatına yay. Sana kimseye sunmayacaklarımı sunacağım. 19 Temmuz 2010 22:56

• *geleceği geçmişe gömdüm ben*
ne ‘geçmiş’
ne ‘gelecek’
tam ortasında
incecik bir çizgide
sırat misali
daracık bir çemberin içinde
ne geçmişine sahip çıkabiliryorsun
ne de geleceğine yürüyebiliyorsun… (alıntıdır) 16 Temmuz 2010 21:34

• O’na söyle. Aşk tanrı gibidir.
İnancını kaybetsen de hep sığınmak istersin.
Kaçarsın ama her yerdedir.
Kaybolsan yada ölsen bile O’na dönersin.
Bizler inançlarımızı kaybettik ve sapkın yollara girdik.
O’na söyle bizler bir ibnenin söylediği gibi aşkın mabedine sıçtık.Bizler günahkarız. Ölsek yada öldürsek bile gerçeğimiz hiç değişmeyecek.
O’ na söyle ;
Tanrımı kendi ellerimle gömdüm ben. Artık kaçmasına gerek yok. O’na dokunan eller artık benimkiler değil ve öptüğü dudaklarda… Artık kolay , artık geç ,artık tüm gerçek bildiklerim bir Hiç’ten ibaret.
O’na söyle ;
Ömrüm boyunca tek bir nefes soludum ben
Ve O’na söyle O’nu seviyorum ben ve bu hiç değişmeyecek. 15 Temmuz 2010 11:49

• Now!
Make way for the bad guy! 14 Temmuz 2010 23:59


uyut beni aşkım. uyut göğsünde . canını yakacağım ve bundan hiç hoşlanmayacağım ama bunu yine de yapacağım. o yüzden uyut beni… 14 Temmuz 2010 23:30

• Mesnetsiz bir aşkın kurbanı ve celladı . Bu sefer bana değil… Bu sefer sana değil… ve bu sefer kimseye değil…
• Madolyon , kırmızı , biraz süt , karanfillli sigara ve iri bir italyan mastif … gayet iri… kudret , sakin ,yeşil ve sadakatsiz, ince , flaş , yansıma , ağıt , beck’s marka bira, sahil , arkadaşlar, kum… ve bir orospu cocuğuna dönüşün hikayesi. Lakabı mı ? Lakabı RustyNail yada kısaca Rust .buyrun birlikte izleyelim. 14 Temmuz 2010 23:23

• hepsinin ve herşeyin her an içine sıçbilme hissi bu gerçekten fantastik.
have a cigar
13 Temmuz 2010 01:39

• bu sefer gerçekten acıttı.
“bana bir başkası dokunuyor.” 13 Temmuz 2010 01:16

• bu gece yalnız uyumak istemiyorum.
bir kaç faişenin koynunda sızmak istiyorum
ve uyuşmak istiyorum. bütün bu zihni herşeyi hepsini uyuştursunlar istiyorum. 25 Haziran 2010 00:36

• “uyuşsun diye kinim ,dinsin diye bu acı, güzelim göğüslerinin ,sivri uçlarından kana kana baldıran zehrini emeceğim” 25 Haziran 2010 00:33

• “kadınlar lağım çukurunun üzerine kurulmuş birer tapınaktır” 25 Haziran 2010 00:32

• üzgünüm sanırım artık gerçekten kötüyüm. ben senden sonra kendime aşık oldum. bunu hissedebiliyor musun? 23 Haziran 2010 00:25

• Ah, sen kalbimi ezdin geçtin gaddarlığınla;
Şimdi üstüme atma tüm kötülüklerini!
Beni gözünle değil, şu dilinle yarala,
Hileyle değil, gerçek gücünle öldür beni.
Gözüme baka baka, “Sevdiğim başkası,” de;
Canım, başka bir yana çevirme o bakışı;
Türlü aldatmalarla yaralamak da niye,
Zaten savunma gücü nedir ki sana karşı?
Seni bağışlasam mı? Ah, sevgilim bilir ki
Güzelim bakışları olmuştur bana düşman.
Düşmanları hep benden öteye çevirir ki
Başkaları devrilsin o amansız oklardan.
Vazgeç, işte ben artık yarı ölüyüm ama,
Bak da büsbütün öldür beni, son ver acıma…
shakespeare 22 Haziran 2010 00:38

• Şimdi bir sigara yak bana lütfen ve bırak güzel göğüslerinin üzerine yavaşça düşsün başım , düşün düşlerim ve düşsün işte…düşsün… 20 Haziran 2010 19:42

• şu an ışık istemiyorum. fazlası beni hep rahatsız etmiştir aslında. görmek istemediklerimi gizlediği için değil. zaten hepsini görebiliyorum ben , hepsini ve her şeyi bunun için aydınlığa ihtiyaç yok benim dünyamda. ihtiyacım olan şey sadece gözlerimi kapamak. 18 Haziran 2010 23:58

• sabah saat 08.44 ve katil olmak için hiç uygun bir saat değil. Ama bunu düşünmüyor değilim

16 Haziran 2010 08:44

• Tarih 14 haziran 2010 gece saat 02.04 ve an itibariyle iyi biri olmak için yine bir sebebim yok.
Teşekkürler Tanrım ben hala senin günahkar kulunum.
14 Haziran 2010 02:04

• hala sınır dışı edilmeyi bekliyor cümlelerin. az kaldı sırada bir kaç anı ve bir kaç iç çekişmesi daha her gün biri daha yeniliyor içimde. öle çok edebi olmayacak merak etme sen. gidenin anasını belleyeceğim kalanında. yok kalan dönerse bulmasın yok giden gelirse göremesin. Umrum da değil. Gideninde geleninde kalanında döneninde yedi ceddine çay söylim. Hadi hayırlı işler olsun.
14 Haziran 2010 02:01

• hani korkar ya insan ben bu duyguyu unutmuştum. Bu gün hatırladım. Korktum hem de çok. bu sefer kaçmadım ve altında ezildim. Tuzlu buzmuşum meğer ve ortalıkta öylece bütün parçalarımla birlikte dolaşıyormuşum. Olsun dedim en azından parçalar birine çok uzak değil. Olsun…
14 Haziran 2010 01:31

• yanlış adamlar yanlış kadınlar , çoğumuz yanlış hikayelerin kahramanları olmaya çalışıyoruz ve bu yüzden kurtaramıyoruz ne kadar denesekte.
12 Haziran 2010 01:02

• Eğer bir daha herhangi biri , bana olan aitliğinden yahut sahibeliğinden bahseder ise önce o ince boynunu keseceğim ve bunu ellerimle yapacağım. Eğer hala konuşabiliyor ise sözlerine o zaman inanacağım

08 Haziran 2010 11:28

• Kötü adamlar hala var merak etmeyin ve ben onlardan biriyim. Şimdi bu kötü adama bir yol verin…

 

Aşk , Aş. Ve Taşlarla Dans…

Biraz hiss lütfen…
–Nasıl bir adam oldun sen Rust! Aynanın karşısına geç artık! bak yine seni çağırıyorum. Taşları taşımaya bir ara ver ve buraya gel lütfen.

–yüzümdeki izleri görüyor musun? Ne kadar derinler. Karanlıktan aydınlığa sızan siyah ışık gibi.

–Hissedebiliyorum ben değilmiyim güzelim ışığından yansıyan görüntün. Ben değilmiyim zahiri halin. Her ne kadar senin gibi acıtmasada yansıması bile aynayı titretiyor. Hissedebiliyorum.

–o kadar zorladı ki beni. cehennem ateşlerinde içim titredi üşümekten. Bazen hala bu yüzden geceleri uyanıyorum.

–En zorlarından biriydi beki bu öfkeyi sindirmek senin için. bak nasıl başardık. kayıpların sadece fiziksel varsın miden olmasın bir kaç delik sadece korkma…

–Haklısın sanırım. ben ki ne ateşten serbetler içtimde hala nefes alıyorum.

–Bak zaman yükseliyor. Şimdi etraf biraz daha sessiz yavaş yavaş her taş tanrının olmasını istediği yere geliyor. Sen de artık bu taşları taşımaktan vazgeçtiğine göre. Ebediyen sürecek bütün ağrıların dinecek.

–Bütün o taşların yerlerine geri koyan Tanrı mıydı ? O halde güçlü bir rakibim varmış. Bense neden kaybettiğime üzülüyordum hep.

–Asla başaramaycaktın zaten. Seni bundan vaz geçirmek yıllarımızı aldı. Tanrı bile yarattığı en güçlü duygunun karşında zorlandı. Nasıl bir kulum bilmeden benimle böyle boy ölçüşmeye kalkışabilir? derdi. Senin savaşın kendi Tanrınlaydı kaybettiğin için kimse seni suçlayamaz.

— Peki Tanrım yüzümdeki izler için birşeyler yapabilir mi acaba. Yüzümü gören herkes bu yüz’den kırılıyor.

–Yaz o halde Rust.Yaz bak divit senin elinde bu mürekkebi sen yaptın kağıtların sen doğmadan önce senin için yapıldılar. bir an aynanın karşısından çevir yüzünü ve yaz kimse görmeden söyleyeceklerimi. Bu kadar zor değil Tanrı bile bazen sen inandığın için varsa Aşk neden bir kere olsun.. Yaz deki ancak başka bir Aş. ın elleri iyleştirecek kesiklerini zaten uzun zamandır kanamıyorlar. Zaman yaraları kapatır. Başka bir Aş. ise izleri kaybeder.

–Başka bir Aş. mı ? Bu kelimenin o güçlü duygu karşısında yerini karşılamayan hep eksik bir yanı var sanki.

–Neden yazamıyorsun duymuyor musun? Başka bir Aş. diyorum.İnan buna sadece karşında duruşum zahiri benim , sözlerim değil.

— Başka ve Aşk ancak araya bir başka kelime girdiğinde yan yana benim dünyamda. Başka Aş. ise eksik…ilelebet.
Tanrım duyuyor musun? Hadi sarıl bana. Özür dilerim ben bu gece de o taşların yerini değiştirdim. Sabaha düzelteceğini biliyorum. Benim doğrum senin yalnışın ve ben yine her gece taşırken yorulmaktan öte taşlarımızla dans ediyorum. Sen yarattın bu duguyu seni yenemese de en az senin kadar güçlü biliyorsun..

–Rust o taşlardan bir kaçını bana fırtlat lütfen ve kendine neden kör olduğunu sorma artık. Bu aynanın kırıkları ile çıkar gözlerini ve kes kulaklarını. Sen sadece Aşkınla zamanın ruhuna Tanrının gücüne , gerçeklerin varlığına tezat bir adamsın.

–Öyleyse bu son görüşmemiz olsun Rust.

27.08.2010

~~Ve Kadınıma İyi Bak Adam!~~

Bu kez biraz daha fazla hiss lütfen…

En zorlarından biriydi avucumu elin olmadan kapamak. Bir ayrılığı yaşamak bu kadar mı uzun sürer. Bilinmez kimse hesaplayamaz anlayamaz ben dahil sen dahil. Sesim kısık ve yüzümde buruk bir tebessüm.

Ona güzel dokun her dokunuşun ve öpücüğün onun için ayrı bir anlamı olmalı. Eğer ağlarsa bilki beni hatırlamıştır yahut benle ilgili olan herhangi birşeyleri… Göz yaşlarını ellerinle sil bir mendille değil.
Yanında her zaman tuz bulundur küçük küçük olanlardan. Çok çabuk yorulur o yüzden beslenmesine dikkat etmelisin. soğanı asla yemez eğer yemek zorundaysa ayıklar değilse yememeği tercih eder. ve istisnasız her yemeğin içinden birşeyler ayıklar. Buna hep tebessüm et. Hindistan cevizinden nefret eder sakın hindistan cevizli herhangi birşey alma.

Ona öyle bir dokun ki bütün vucudunu hafızana kazı eğer giyecek birşey alacaksan ellerini aldığın elbisenin arasında tut hayal et. üzerinde hep tam oturmuştur. ben hiç ıskalamadım.

Ona bir adam gibi davran ne çok sert ne çok narin yaptıklarını eleştime asla önce dinle asla sözünü kesme fikir belirtme sonuna kadar o susuncaya kadar tebessüm ederek dinle…

Gece uyurken ona hep sıksıkı sarıl bundan çok hoşlanır belki üzerinde bile uyumak isteyebilir. ve bunu yapıcaksa üzerinde hiçbir kumaş parçasının olmasını istemez. Onu kendi ellerinle soymalısın asla kendi elbiselerini kendi çıkarmaz.

Öpücekken onlarca binlerce kez öpmelisin bir tavşan gibi hızlı olmalısın adı tavşan öpücüğü. ama bunu ona söyleme sadace yap. Yanından ayrılırken önce anlından sonra o güzelim burnunun ucundan sonra da dudaklarından öp. jelibon tadındadır ve tenide şekerlidir eğer öylese benim kadınımı öpüyorsun demektir.

Onu çok sev onun için herşeyi yap ölmen gerekirse onun için öl ve yanında olmak için yeniden diril. Onu asla yalnız bırakma. Ne kadar güçlü gözüksede çok nazenin ve narindir.

Ona soy adını ona sahip olmak istediği o güzelim bebeği ver. evinde sadece ona ait bir oda olsun asla odaya izni olmadan girme. Süprizlerden çok hoşlanır ve hediyelerden sürekli birşeyler al . Bütün hayatını ona ada ve ona olan aşkına. hayatının merkezinde sadece o olsun bırak omurgan olsun sevmek aşk böyle anlamlı onu senden aldıklarında öleceğini bil ve bunu kabul ederek yaşa. asla bencilce önce ben deme; ona önce ben demeyi ben öğrettim ve asla önce ben demedim.sende öyle yap olması gereken geçekten bu. buna tüm samimiyetinle kalbinle inan.

Seviştikten sonra asla uyuma o uyuyuncaya kadar saçlarını okşa buda içinden gelmeli o zaman işe giderken ki 1 saatlik uyku sana binlerce yıl uyumuşsun gibi bir enerji verecek. Bunada inan ben yaşadığım için inandım.

Ve tanrı seni korusun adam. Ve kadınıma iyi bak. yazacak sayfalar dolusu şey var ama benim gücüm bu kadar.

08.08.2010

~~HAYATIMIN KADINLARI~~

Biraz Hiss Lütfen

Önce biraz daha zor … ardından boşluğa bırakılmış tınısını kimsenin bilmediği efsunlu bir entrumanı çalmak kadar kolay bana nefes alıp vermek. Ateşi iliklerime kadar hissediyorum. Kendi etimin yanık kokusunu soluyorum. Göğsüme saplanmış kocaman bir hançerle dolaşıyorum ortalıkta. Zahiriyim gözükmüyorum.

Ben mezarlıklarda ağlarım günün batımında hikayemin en başında elimde bir çift çiklet ile söverim hayata. Kimse yadırgamaz bir adamın bir mezarın başında ağlamasını. Ben bütün ölülerin gerçekleştiremedikleri hayalleri adına ağlarım. Seslerini biraz daha sessiz olursanız duyabilirsiniz. Ben öpemediğim dudaklar için ağlarım ve aralarından bir mezarın üzerine uzanırım…

Sonra ….

Ben heyacanı; kısık kahverengi gözlü o çılgın, siyah deri çeketli kasları güçlü kadınla yaşarım bir bezbol sopasıyla arabaların farlarını patlatır saçmalığın ve serseriliğin dibine vururum. Bir catterpillerin üzerine çıkar büyükçekmecemin henüz aydınlanmamış sahilinde gecenin koynunda otumu içer dolunayımı seyrederim. Arabamın gaz pedalını sonuna yapıştırırım.Sona giderim.

Ben sohbeti o uzun bacaklı iri gözlü kıvrak zekalı bilgin ve gergin tenli kırmızı ojeli kadınla ederim. Bir şişe şarabımızla moda sahilinin kayalıklarında Eflatundan Bakiden Şemsten Mevlandan, Fuzileden içerim. Geceme gönlümün gözünden bakar diğerlerinin göremediklerini görürüm.

Ben eğlenceyi o sarışın ince belli parlak tenli kadınla yaşarım. Klübün en işlek saatinde dans pistinin ortasına soyunurum. Jack şişemi üzerimize boşaltır, teninin en tuzlu yerinden içerim. Geberene kadar dans eder ve kaybolurum şehrimin sokaklarına.

Ben rutini o ruhu masum yüzü temiz elleri güzel bilekleri ince kadınla yaşarım. Evde yemek yapar akşam yemeğimizi yer bir kahve eşliğinde sıkı filmler seyreder sonra uykuya dalarım.

Ben alışverişi o en bilmiş ufak tefek herşeyi soran küçük dik popolu kadınlayaparım. alışveriş merkezlerini turlar o bütün bir personeli çileden çıkarırken ben hayatımada bir hiç kadar değeri olan zamana yenilen herşeyi satın alırım.

Ben yalnızlığımı o kimsenin henüz sevmediği elleri titrek belinde gamzeleri,yüreği boş kadınla paylaşırım. Bir sandalın arkasına yaslanır muz likorü ve süt içerim. geceye susarız birlikte. Hiç konuşmadan anlamlarımıza anlam katarız kelimler kifayetsiz kalır bakışlarımızda. yalnızlıktan öleceğimize yeniden doğarız.

Ben kavgayı o aklı keskin dili sivri göğüsleri ufak kadınla ederim. Avuçlarımı parçalanmış camlar ile doldurur yüzünü okşarım. O ise bütün derimi uzun ince diliyle keser üzerine teninin tuzunu sürer. yaralarım kapanmasın diye her seferinde biraz daha derin keser.

Ben elleri yumuşumak gönlü zengin huzuru tanrısal kadınla iyileşirim. ben dizlerine uzanırım o sakallarımı yüzümü okşar yalarımı sarar ben müzik dinler sakinleşir öylece dinlenir gücümü ve kudretimi toplarım.

Ben işimi o tecrübesiyle herkesi korkutan zihniyle önümüzü gören dolgun dudaklı uzun kirpikli kadınla yaparım. her olasılığı hesaplar hiçbir riske ihtimal vermeden konuçlanız. tuttuğumu bileğimin gücüyle koparırım. Paramı alır hayatıma anlamsız bir an daha katarım.

Ben romantizmimi o hayal gücü dünyanın bütün hazinelerinden daha zengin teninin kokusu bütün geceme huzur katıp sancılarımı dindiren kadınla yaşarım. yeşil gözlerinin arkasına gizlenir cihangirimi izlerim. Bir karanfilli sigara yakar dolgun kızıl saçlarını okşarım.

Ben o beyaz gecede teni geceden daha beyaz ipekten daha pürüzsüz gözleri göğün mavisini kıskandıran kadınla sevişirim. Saçlarını geceye kapatır günahlarımızı gizler Birbirimize masallar anlatır kahranlarını üzerimize giydiririz. ellerimizi birbirine kenetler gün siyada dönene kadar gözlerimizi hiç açmayız.

Ve sonra…

Bütün bir irini kusar içinde bir cenin misali uyurum yalnızken ben.bütün hayatım boyunca elimi kolumu bağlayan bana deli gömleyi giydiren aşka söverim.
Ben bunların hepsini sensiz yaparım. Parça parça yüreğimin her yanını bir kadınıma dağıtır hepsini aynı severim.Ben hepsini senmişsin gibi severim.Ben hepsine senmişsin gibi davranır bütün bir dünyayı ve en başında kendimi kandırırım. Biraz elini çabuk tut ve bana adını bağışla lütfen.

 

23.07.2010 / rust

edit. bu yazı palyaço fanzinin 3. nüshasında yayınlandı.