ot


daha gidesi yutkunduğu hisle tükürüğe karışık ben, burda kalası ağır basık dizlerinin üzerinde. ve zamanla acıyor kemik. hislerimi yuttum yutalı, daha bir mideme doğru göçüyorum. bir kötü etki dudaklarımda. mor dudaklı ve yalancıyım. hileli zarlar parmaklarıma yapışık. kandırıyorum fakat sindiremiyorum kendimi. uykum göz kapaklarımın ardına zincirli çalmasınlar diye sıkı sıkı kilitlemişim. geçmesin diye ağır ağır sayıyorum zamanı. gidesim artık bağırsağımdaki hisle boka karışık ben… kalasım ağır basık. ve zamanla acıyor kemik. /s. 17294  

diz kapağı


“KAZIK YERDEN SORDUN MORUK” (sadece aşırı üşenme durumunda kullanılmalıdır.) Her şeye üşenilen bir durumda aniden istenilen beklenmedik bir işe istinaden varlığı gereklidir. Mesela tam aradığınız doğru pozisyonda oturuyorsunuzdur ve “moruk çakmağı uzatır mısın?” sorusu sizi en rahatladığınız anda yakalamıştır. Çakmağın varlığını bilincinizden silmek istersiniz. O an o kadar rahatsınızdır ki, sehpaya uzanmak yarım gün sürmüş bir otobüs yolculuğuyla eşdeğer bir yorgunluğa sebep olacaktır. (klima açık, uykuya dalmışcasına bir yorgunluk.) (ve battaniyeniz de yokmuş.) o esnada çakmak ile aranızdaki yirmi santim mesafe, sanki çıplak ayakla yattığınız kuş tüyü bir yataktan kalkıp halının üzerinde gelişi güzel dağılmış legolara basara yürünmesi gereken uzun […]

vol. 18


ne zamandır kafamın içine konuşuyorum ve kendime dediklerimi bir yerlere yazıyorum. fakat bir süredir söyleyeceklerim tam yazılacakken beynimin kıvrımlarına saplanıp kalıyor. söz uçar beyin çürür… “madem kıvrımlara takılıp kaldım…” diyorum “söyleyeceklerimi kimse bilmeyecek. öyleyse söylemenin manası var mıdır?” gözlerimin içine bakıp susuyorum. Fakat içimdeki şeytan susmuyor… sürekli söyleniyor; Ne gereği var ki böyle lüzumsuz konuların… sus ve boş hayatını yaşa Sylvan. sus ve önündeki plastiğe odaklan. sus ve anlamaya çalışma. anlatma. deneme. uğraşma bile. sus ve yalamaya devam et avucunun içini… sadece kendi kendine vızıldayan bir sivrisineksin. sözün havada kaldı. beynin söğüş. kağıdı ise bu kez uçak yaptın. s.

01.03.2016 tarihli seyirme.



(görebildiğim çok az şey var. bir ağacın gölgesindeki bir bank. ve… diğer her şey bulanık. bankta bir adam ve bir kadın. gerçekte öyle bir bank var mı? kadınla adam orada mı? gerçekten konuşuyorlar mı bilmiyorum. her şey belirsiz. sadece dinliyorum.) +söylesene nasıl olmuştu? – efendim? + nasıl oldu da biz buraya kadar öldük? – başlangıcını unuttum. eskiydi sanırım. bir sokağın köşesinden dönen kadın sendin. + elinde rengarenk şekerler vardı. çocuklara dağıtıyordun. – o ben değildim. bir şenlik vardı… oradaki palyaço’yla karıştırıyorsun… + sen palyaço değil misin? – Hayır… cadde manzarasının arka planındaki sana bakan adam… o benim. + evet. öyle olmalı… gördün mü? iyice […]

nasıl oldu da biz buraya kadar öldük?


         Biraz Hiss Lütfen… Ne demişti Paşam Oscar,  Bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım. tam 4 aydır dağda yaşıyorum.Hayır gerçekten dağda yaşıyorum. Şimdi gidip kanıma yüksek dozda şiir enjekte edeceğim gözlerimi Daliler ,Michelangelolar ,Goyalar , ile kör edip kemiklerimi Wagner’in  iki metrelik kontrbassı yerlerine oturtup öyle geleceğim. Bana biraz müsade…

~~AÇLIK~~


sessiz olun başlıyorum… sizinle bağlarım ayakkabımın bağcıkları misali ben bağlıyorum açılıyor kendiliğinden. bir tutarsızlık söz konusu. hedefim bağcıyı dövmek. hem de aklında üzüm ticaretine dair her şeyi yok edene kadar. ki eşşeğin Sudan’a gitmiş olma olasılığından şüpheleniyor c.i.a., fakat bir bağlantı kuramamışlar eşekle bağcı arasında. bağlantıları kopukmuş. alt yapı çalışmaları varmış o zamanlar. alt yapılardan futbolcu yetiştirip satıyormuş rus mafyası. böbreklerini. dalaklarını. ciğerlerini satıyorlarmış hem de steril olmayan şişlere takıp. hem de el arabasında. hem de sokak köşelerinde. üstelik söğüş soğanda cabası… sizinle olan iletişimim iletişimsizliğimle eşdeğer. birbirimizi sevmiyoruz da konuşmuyoruz sizinle. yok, özlersek arardık birbirimizi. ne kadar derine gizlenmiş olabilir […]

… “siz”e söylenmiş bir çığırtı …



KAYIP ZAMAN TEORİSİ iki ana bölümde incelenir. a) kayıp zaman aşırı gereksiz bir tribin çevrenizde kibarlıktan susan ya da kendi halinde takılan kişilerden ziyade sizi rahatsız edecek durumda uzamasıdır. konunun anlamsızlığı sizi o kadar derine çeker ki gerçeklik hissiniz bir anlığına kaybolur. kayıp zamana girildiğinde bir hakem imgesi gözlerinizin önünde belirip size kayıp zamanı gösterir. örneğin. elinde kayıp zaman tabelsında yazan 3 rakamı; üç dakikadır. o saçma tribiüç dakiadır yaşadığınızı size bildirir. b) ters kayıp zaman  bilim insanları “ters kayıp zaman teorisi” üzerinde hala bir kara varamamış olsa da ben oluğunu biliyorum. ters kayıp zaman teorisi kayp zaman tribine girmiş […]

Vol. 20-21 – Kayıp zaman ve ters kayıp zaman teorileri


Sönen balon sendromu: yan kesitten kafanızın içine baktığnızda beyniniz ipi çözülmüş bir balon gibi kafanızın her köşesine çarpar. her darbe düşünce akışını değiştirir. çarptığı her yön o an düşünülen konuya farklı bir boyut kazandırır. aynı anda 6 konu hakkında fikre sahip olursunuz. algı açılır. bütün hisleriniz keskinleşir… görüntünün son anı, artık sönmüş bir balon olan beyninizin, şişirlirken içine kaçan tükürüğü iğrenç bir pörtleme sesiyle dışarı tükürmesidir. ve geride sadece paketten yeni çıkmış, şişirilmeye hazır balon kokusu kalır. semptomları: – portalın keşfi. – müziğin değiştirmeye yeltenmek. – püsküvüt algısının akla düşmesi. balon sendromuna yakalanan kişilerin aile torbacılarına başvurması ve ‘ne içirdin […]

Vol.7 – Sönen Balon Sendromu


özel konu başlığı… (bilimsel sertlik içerir) “umut matematiği”  matematiksel zekanın evrensel seviyeye ulaşması durumudur. uzun süren araştırmalarımız “umut matematiği”nin, astro fizik, bistro kimya, düsturo biyoloji, çin felsefesi, mantık, teokrasi, istatistik, din kültürü ve beden bilimlerinin aynı anda matematikte bütünleşmesinden ortaya çıktığını kanıtlamıştır. mesela bir nesneye bakıp anında o nesneyle ilgili marjinal faydanızı hesaplayabilir ve üzerine bir miktar para artırabilir ve o paranın yıllar sonra geleceği tutarı bira çay veya sigara üzerinden 2 saniyede hesaplayabilirsiniz.  umut matematiği size sayıların sihirli dünyasını açar.  (bunun üzerine dört ciltlik kitap yazılır fakat herşeyi bilmenizi istemiyorum.) semptomlar ve umut matematiğine yol açan faktörler:  – pizza […]

Vol.6 – Umut Matematiği



“süpriz yumurta” tütün saran insanlarda görülür. tütün paketine dün akşamdan karışmış bir parça mamülün tesadüf eseri olmadık yerde yüzü gülümsetmesi halidir.    semptomları:  – anlık anlamsız gülümseme.  – (herşey normalken) bakış açısında genişleme.  – diğer sürprizin zamanını hesaplama.    uyarı : süpriz yumurta umut matematiğiyle bile hesaplanması imkansız denklemler sonucu ortaya çıkar. bu yüzden boşuna uğraşmayıp, keyfinin çıkarılması bütün torbacılar tarafından önerilmektedir. önemli not: sürpriz yumurta hesaplanarak yapıldığında doğanın anlaşılmaz adaleti o keyfi size yaşatmaz.  (örneğin; ulan şundan bir parça tütüne karıştırayımda yarın sürpriz olsun durumu çakallıktır. tasvip edilmez.)

Vol.5 – Sürpriz Yumurta


Vol 4: last kiss (son öpücük) : adından da anlaşılacağı gibi romantik bir andır. zıvanaya çok yaklaşılmış bir sigaradan son bir kısa nefes alınması durumudur.  özenli olma zorunluluğu vardır. Uyarı: eğer nefes fazla kaçarsa “eğğk kiyat iştim muğa goyum” kelimeleri öpücüğün romantizmini kaçırabilir. yada dudaklar yanabilir. Yan etkileri: – “üflek” olmak. Alt başlık yada Vol.5 Üflek Olmak (deyim.) : deyim yerindeyse “kiyat iştim amk” la aynı değerdedir. farkı kiyat içmekten keyf almak, ard arda hızlıca üç sesli nefes almaktır. semptonları: – “bitti bu, bitti galiba, bitmiş bu ya.” cümlesi – gırtlakta acılık ve yanma – ileri düzeyde taşak geçilme durumu. Uyarı […]

Vol.4-5 Last Kiss / Üflek olmak


mala bağlamak yada merhaba güzel insan : espri hızını yakalayamayıp yapılan espriye bir espri sonra gülmek.  semptomlar:  – boş bakışlar. – espri özürlülüğü – anlak kısıtlaması – son ve en önemlisi “heey bende sizi anlıyorum” bakışı ve cin gibiyim ifadesi   yan etkileri :  – ağır taşak geçilme durumu ve “merhaba güzel insan otur istersen” haricinde yan etkisi yoktur.  öneri: hafızası sağlam kişilerin yanında yapılması tasvip edilmez.

Vol.3 – Mala bağlamak ya da selam güzel insan.



kazana düşmek: herhangi bir maddeden adı hatırlamaz duruma gelmek.  kazan kuralları:  – kazana düşersen çemberden çıkarsın.  – üç kişilik bir çemberde birisi kazana düşerse kalan iki kişi matematiksel doğru oluşturur. yalan söylemek kaçınılmazlaşır.  kazan semptomları – adını unutmak. – his kaybı. – şişe devirmek ( adi sebep ve dışlanma nedenidir.) – kusma (leş sebeptir…) – boka püsüre bahane bulmak (komik sebeptir. makarası iyi olur.)  yan etkileri:  – sert düşmemek lazım. harici bir yan etkisi yoktur.

Vol.1 – Kazana Düşmek