polen


her şey sırasıyla şöyle oldu… patladım. eksildim. çürüdüm… bittiğini sanmıştım… sonrası tam bir acayiplikti. sessizlik önce açık yaralarımdan başladı. içimi kaplayarak devam etti. derim morardı şiştim ve patladım… etlerim çürüyüp kemiklerimden döküldükçe,yaz göğünün altında ilahi bir çıplaklıkla başbaşa kaldım. iskeletim ufalandı. parçalandım ve ayrıştırıldım. sessizlik bütün dünyamı ele geçirip yutmuştu. en ufak bir çıtırtı, şehir uğultusu, insan sesi duymadan geçen bin yıl boyunca neye mal olacağını bilmeden bekledim ve sustum. durumu kabullenmiştim. tam alışacağımı anladığım anda şimdi içimden bir ses “dönüşümün başladığını” söylüyor. uzun zamandır duyduğum ilk şey. düşündüm ki; atomlarım dünyamın her yerine dağılacak ve bir şeylerin içinde tekrar can bulacak… onların varlığında küçük bir […]

04.04.2015 tarihli seyirme…


polen… kendini bilmez bir polen önümden fütursuzca geçip yapay şelalenin üzerine uçtu… bayağı bir yükseldi. sonra alçaldı. Bir süre etrafımda dönenip suya kondu. suyun onu götürmesini bekliyordum… ama batmadı. suyun üzerinde dikkatlice yürüyüp taş zeminden yanıma geldi. nazikçe aldım. elimi havaya kaldırıp, yükseğe doğru hafifçe üfledim. hayat bazen anlamsız şeyler yapıp bize küçük mesajlar yollar… polen mi? uçtu gitti…

polen