sativa


          Önemli Uyarı!  Elinizde tuttuğunuz (yahut önünüzde gördüğünüz) bu öykü/fanzin özgür bir iradeye sahiptir. yayın hakkı herhangi bir şirket ya da kuruluşa ait olamaz. Eğer birisi size bunu satmaya kalkışırsa ona para vermek yerine yazıcı kullanmayı öğretin. Hala para diyorsa yapacağınız hareket için gereken güç orta parmağınızda mevcuttur. Yaşasın fotokopi! Batsın bu dünya!   Daha az önemli Uyarı.   Palyaço Fanzin bir anlık zihin kontrolsüzlüğünden doğmuştur. Bir sebep ve amaç barındırmaz.           KUTU SYLVAN CLOWNSON (saykodelik edebiyat)       0 noktası.   Uzun zamandır bu şehirden nefret ediyordum. Hayır, bütün dünyadan… Şu an’a […]

Kutu – Palyaço Fanzin


“KAZIK YERDEN SORDUN MORUK” (sadece aşırı üşenme durumunda kullanılmalıdır.) Her şeye üşenilen bir durumda aniden istenilen beklenmedik bir işe istinaden varlığı gereklidir. Mesela tam aradığınız doğru pozisyonda oturuyorsunuzdur ve “moruk çakmağı uzatır mısın?” sorusu sizi en rahatladığınız anda yakalamıştır. Çakmağın varlığını bilincinizden silmek istersiniz. O an o kadar rahatsınızdır ki, sehpaya uzanmak yarım gün sürmüş bir otobüs yolculuğuyla eşdeğer bir yorgunluğa sebep olacaktır. (klima açık, uykuya dalmışcasına bir yorgunluk.) (ve battaniyeniz de yokmuş.) o esnada çakmak ile aranızdaki yirmi santim mesafe, sanki çıplak ayakla yattığınız kuş tüyü bir yataktan kalkıp halının üzerinde gelişi güzel dağılmış legolara basara yürünmesi gereken uzun […]

vol. 18


öfkem beni sakinliğin sınırna getirdi… Son nokta bu olmalı. hissiz ve tepkisiz bir koltuğa gömülmek… üzerime atılan toprak beni rahatsız etmiyor. onun ağırlığı altında ezilmiyorum. ışığı engellemesi ve yahut oksijenin bedenime artık girmiyor oluşu umrumda değil. Uçsuz bucaksız bir çölün başlangıcı olarak bir ormanda yeniden uyanacağım… biliyorum. … Sonsuz kumulluk… fiziksel dünyam daraldıkça ruhum bedenime ağır gelmeye başladı. adımlarım daha yavaş ve daha uzağa gidiyor. ve geri dönme isteği gri bir istemeyişle çelişip gerçekliğin ortasına yüzüstü kapaklanıyorum. yolculuğun kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle, hatta ona sıkı sıkı sarılıp bavulumu topladım. gidebileceğim yerlerin sayısı azaldıkça ya da gökyüzünün çapı küçüldükçe gözlerimi kafamın içine çevirdim. son bir kaç  yıldır […]

20.09.2015 tarihli seyirme



bir filiz… zihnim dediğim çölde göğerdi… onu arıyorum… onun farkına vardığımdan beri bütün bünyemde zamansız bir bahar etkisi hissediyorum. geliştikçe çevresini de etkileyecek. içindeki yaşam enerjisi bu çölü bir vahaya çevirecek biliyorum. uzun zaman önce zihnime yerleşen plastik ve kan kokusu, o filizin cennet kokusuna benzeyen kokusuna karıştı. minicik kökleriyle beynimin kıvrımlarına tutunmuş. usulca büyümekte. önümde uzanan ve sonunda, sonsuzlukta kendime ulaşacağım asfalt yolun ziftini ciğerlerime çekiyorum. filiz beni kendine çekiyor. varlığı içten içe beni mutlu etse de, içimdeki insan, onun orada olmasına tahammül edemiyor. ufuk çizgisine yakın bir yerde,  yani asfaltın çölle birleştiği o yaşamsız bölgede duruyorum ve yol […]

02.07.2015 tarihli seyirme.


aklımın ücra bir köşesinde başlayan soğuk ve yağışlı hava dalgası kalbimi ele geçirdi. dokunanın etine yapışıyor. ve soğuk ondaki tüm hisleri dondurdu. ne kedimi seviyorum ne de başka bir şeyi. artık ayaklarım daha soğuk. sakallarım buz tutmuş. ölümün dokunuşu gibi soğuk bir şarkı yapışmış dudaklarıma, tadını almaya çalışıyorum dilimin. hiçbir şey hissedilmiyor, gözgözü görmez hisler arasında. soğuk bir selamın başında eriyor kalp ve elvedasız bir terkedişe genleşiyor. pornografik gözyaşları terli hislerin üzerine çöreklenmiş… konuşuyoruz, soğuk bir sohbet. bir çayırın donuk çimlerine oturmuşuz. ağzımdan çıkan buhar mı yoksa ganja dumanı mı hatırlamıyorum. ‘soğuk ve yalan birbirinin aynıdır. ve gerçek patlamalarla sonuçlanır. çoğu zaman…’ diyor yanımdaki […]

seyirme / 15610


her şey sırasıyla şöyle oldu… patladım. eksildim. çürüdüm… bittiğini sanmıştım… sonrası tam bir acayiplikti. sessizlik önce açık yaralarımdan başladı. içimi kaplayarak devam etti. derim morardı şiştim ve patladım… etlerim çürüyüp kemiklerimden döküldükçe,yaz göğünün altında ilahi bir çıplaklıkla başbaşa kaldım. iskeletim ufalandı. parçalandım ve ayrıştırıldım. sessizlik bütün dünyamı ele geçirip yutmuştu. en ufak bir çıtırtı, şehir uğultusu, insan sesi duymadan geçen bin yıl boyunca neye mal olacağını bilmeden bekledim ve sustum. durumu kabullenmiştim. tam alışacağımı anladığım anda şimdi içimden bir ses “dönüşümün başladığını” söylüyor. uzun zamandır duyduğum ilk şey. düşündüm ki; atomlarım dünyamın her yerine dağılacak ve bir şeylerin içinde tekrar can bulacak… onların varlığında küçük bir […]

04.04.2015 tarihli seyirme…



– Son konuşmamızın ardından dünya çok değişti… Zamanı ortadan kaldırmıştık… – Artık onsuz daha rahatız… – Çok hızlı. Baş döndürüyor. İnsan algı hızı yetmiyor yavaş kalıyor bu hızın yanında. Adapte olamıyor insanlık. – Tebrik ederim beni tribe sokabiliyorsun artık – Kafam karışıyor karşımdakinin düşüncelerine göre yol izlediğim için. Enerjisi beni dağıtıyor karşımdakinin – Mis – Neresi mis lan! Dinlemiyorsun belli. Sallıyorsun beni. Anlamıyorsun – Şimdi mi? Hiçbir şeyden bir bok anlamıyorum son zamanlar. Kendi kendime yabancıyım. çok dalıyorum – Aynen. Felsefe yapamıyorsun sen – Sikeyim felsefeyi… bir şeyler anlatıyorlar bana. anlamıyorum – Olsun. Boş ver. – Felsefeye ihtiyacım yok artık. […]

uz…


“süpriz yumurta” tütün saran insanlarda görülür. tütün paketine dün akşamdan karışmış bir parça mamülün tesadüf eseri olmadık yerde yüzü gülümsetmesi halidir.    semptomları:  – anlık anlamsız gülümseme.  – (herşey normalken) bakış açısında genişleme.  – diğer sürprizin zamanını hesaplama.    uyarı : süpriz yumurta umut matematiğiyle bile hesaplanması imkansız denklemler sonucu ortaya çıkar. bu yüzden boşuna uğraşmayıp, keyfinin çıkarılması bütün torbacılar tarafından önerilmektedir. önemli not: sürpriz yumurta hesaplanarak yapıldığında doğanın anlaşılmaz adaleti o keyfi size yaşatmaz.  (örneğin; ulan şundan bir parça tütüne karıştırayımda yarın sürpriz olsun durumu çakallıktır. tasvip edilmez.)

Vol.5 – Sürpriz Yumurta