seyirme


ne zamandır kafamın içine konuşuyorum ve kendime dediklerimi bir yerlere yazıyorum. fakat bir süredir söyleyeceklerim tam yazılacakken beynimin kıvrımlarına saplanıp kalıyor. söz uçar beyin çürür… “madem kıvrımlara takılıp kaldım…” diyorum “söyleyeceklerimi kimse bilmeyecek. öyleyse söylemenin manası var mıdır?” gözlerimin içine bakıp susuyorum. Fakat içimdeki şeytan susmuyor… sürekli söyleniyor; Ne gereği var ki böyle lüzumsuz konuların… sus ve boş hayatını yaşa Sylvan. sus ve önündeki plastiğe odaklan. sus ve anlamaya çalışma. anlatma. deneme. uğraşma bile. sus ve yalamaya devam et avucunun içini… sadece kendi kendine vızıldayan bir sivrisineksin. sözün havada kaldı. beynin söğüş. kağıdı ise bu kez uçak yaptın. s.

01.03.2016 tarihli seyirme.


öfkem beni sakinliğin sınırna getirdi… Son nokta bu olmalı. hissiz ve tepkisiz bir koltuğa gömülmek… üzerime atılan toprak beni rahatsız etmiyor. onun ağırlığı altında ezilmiyorum. ışığı engellemesi ve yahut oksijenin bedenime artık girmiyor oluşu umrumda değil. Uçsuz bucaksız bir çölün başlangıcı olarak bir ormanda yeniden uyanacağım… biliyorum. … Sonsuz kumulluk… fiziksel dünyam daraldıkça ruhum bedenime ağır gelmeye başladı. adımlarım daha yavaş ve daha uzağa gidiyor. ve geri dönme isteği gri bir istemeyişle çelişip gerçekliğin ortasına yüzüstü kapaklanıyorum. yolculuğun kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle, hatta ona sıkı sıkı sarılıp bavulumu topladım. gidebileceğim yerlerin sayısı azaldıkça ya da gökyüzünün çapı küçüldükçe gözlerimi kafamın içine çevirdim. son bir kaç  yıldır […]

20.09.2015 tarihli seyirme


bir filiz… zihnim dediğim çölde göğerdi… onu arıyorum… onun farkına vardığımdan beri bütün bünyemde zamansız bir bahar etkisi hissediyorum. geliştikçe çevresini de etkileyecek. içindeki yaşam enerjisi bu çölü bir vahaya çevirecek biliyorum. uzun zaman önce zihnime yerleşen plastik ve kan kokusu, o filizin cennet kokusuna benzeyen kokusuna karıştı. minicik kökleriyle beynimin kıvrımlarına tutunmuş. usulca büyümekte. önümde uzanan ve sonunda, sonsuzlukta kendime ulaşacağım asfalt yolun ziftini ciğerlerime çekiyorum. filiz beni kendine çekiyor. varlığı içten içe beni mutlu etse de, içimdeki insan, onun orada olmasına tahammül edemiyor. ufuk çizgisine yakın bir yerde,  yani asfaltın çölle birleştiği o yaşamsız bölgede duruyorum ve yol […]

02.07.2015 tarihli seyirme.



aklımın ücra bir köşesinde başlayan soğuk ve yağışlı hava dalgası kalbimi ele geçirdi. dokunanın etine yapışıyor. ve soğuk ondaki tüm hisleri dondurdu. ne kedimi seviyorum ne de başka bir şeyi. artık ayaklarım daha soğuk. sakallarım buz tutmuş. ölümün dokunuşu gibi soğuk bir şarkı yapışmış dudaklarıma, tadını almaya çalışıyorum dilimin. hiçbir şey hissedilmiyor, gözgözü görmez hisler arasında. soğuk bir selamın başında eriyor kalp ve elvedasız bir terkedişe genleşiyor. pornografik gözyaşları terli hislerin üzerine çöreklenmiş… konuşuyoruz, soğuk bir sohbet. bir çayırın donuk çimlerine oturmuşuz. ağzımdan çıkan buhar mı yoksa ganja dumanı mı hatırlamıyorum. ‘soğuk ve yalan birbirinin aynıdır. ve gerçek patlamalarla sonuçlanır. çoğu zaman…’ diyor yanımdaki […]

seyirme / 15610


kafamın içi yanmış plastik ormanı ve sanki midemin çölünde tarihin başından bugüne yanan bir petrol kuyusu var. alevleri kirli göğüme ulaşmış. onu ben yaktım… ozonum delinsin buzlarım erisin istiyorum… her düşündüğümde tarihi yok ediyorum. ki geride derin bir unutuş kalsın, kimsenin adını dahi hatırlamadığı. her konuştuğumda savaşlar çıkıyor, sessizliğim yaralar açıyor ince ve derin kesikler halinde. her sözüm zehirli bir yalan ve yalanlarıma öyle çok inanıyorum ki doğrularımı unutmanın eşiğinde idam halatından bir salıncaktayım… sylvan. / 24.04.2015

sanki her düşündüğümde tarihi yokediyorum…


her şey sırasıyla şöyle oldu… patladım. eksildim. çürüdüm… bittiğini sanmıştım… sonrası tam bir acayiplikti. sessizlik önce açık yaralarımdan başladı. içimi kaplayarak devam etti. derim morardı şiştim ve patladım… etlerim çürüyüp kemiklerimden döküldükçe,yaz göğünün altında ilahi bir çıplaklıkla başbaşa kaldım. iskeletim ufalandı. parçalandım ve ayrıştırıldım. sessizlik bütün dünyamı ele geçirip yutmuştu. en ufak bir çıtırtı, şehir uğultusu, insan sesi duymadan geçen bin yıl boyunca neye mal olacağını bilmeden bekledim ve sustum. durumu kabullenmiştim. tam alışacağımı anladığım anda şimdi içimden bir ses “dönüşümün başladığını” söylüyor. uzun zamandır duyduğum ilk şey. düşündüm ki; atomlarım dünyamın her yerine dağılacak ve bir şeylerin içinde tekrar can bulacak… onların varlığında küçük bir […]

04.04.2015 tarihli seyirme…



(bir göz açıp kapama anında seyrilen.) aniden zamanın durduğunu ve beynime sert bir tekme atışını hissettim. ufuk çizgisi evrenin sınırlarını zorlayan bir balkonda oturmuş, ölümüne sıkılmıştık… apansız ve nedensiz bir ‘gitme isteği’ bütün bedenimizi doldurdu. gökyüzünden bir yağmur damlası uzanıp elimizi tuttu … durduk. çevremize baktık ve onca kalabalığın içinde tek başımıza oturduğumuzu hissettik. sonra düşündük. gidebilirdik. yerimizden kalkıp kapıya kadar yürüyecektik. ilk şehirler arası otobüse binip bilmediğimiz bir yere gidebilirdik. bambaşka hayatlara başlayıp akışı aksine döndürebilirdik. belki böylesi en iyisi olacaktı. ama yapmadık. soğuk ve rutubetli bir düşe kıstırılmış kalmıştık. içimizdeki korku hissi bizi dizginledi. sahip olduklarımız bizi korkuttu. cenin vaziyetinde olduğumuz yere […]

27.03.2015 tarihli seyirme…