yorgun


öfkem beni sakinliğin sınırna getirdi… Son nokta bu olmalı. hissiz ve tepkisiz bir koltuğa gömülmek… üzerime atılan toprak beni rahatsız etmiyor. onun ağırlığı altında ezilmiyorum. ışığı engellemesi ve yahut oksijenin bedenime artık girmiyor oluşu umrumda değil. Uçsuz bucaksız bir çölün başlangıcı olarak bir ormanda yeniden uyanacağım… biliyorum. … Sonsuz kumulluk… fiziksel dünyam daraldıkça ruhum bedenime ağır gelmeye başladı. adımlarım daha yavaş ve daha uzağa gidiyor. ve geri dönme isteği gri bir istemeyişle çelişip gerçekliğin ortasına yüzüstü kapaklanıyorum. yolculuğun kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle, hatta ona sıkı sıkı sarılıp bavulumu topladım. gidebileceğim yerlerin sayısı azaldıkça ya da gökyüzünün çapı küçüldükçe gözlerimi kafamın içine çevirdim. son bir kaç  yıldır […]

20.09.2015 tarihli seyirme


  bilinç kendini aradığı yolculukta bir an’ın tozlu bir köşesine oturmuş ve kendinden geçmiş. kendine yakıştırdığı ismiyle ‘insan’ denen bilinç binlerce yıldır deneyimlediği felsefeleri ve hayatta kalma yeteneklerini kullanarak şimdiki haline bürünmüş. modernizm onu değiştirmiş. bir nevi tüketmiş. bağlarını kopartıp çürük ipleri bir kenara tükürmüş…  ve bu şey olması gerektiği şeyden yeterince uzaklaştığı anlamına gelmekte… anı yaşamaktansa (ki bu ‘yaşamak’ genelde kendi seçimi olmayan, dikta edilmiş şekilde bir yaşamaktır)  oradaki hapisliğinin farkına varmış ve zamanla birlikte hareket eden hücresinde geçen zamanı izlemektedir. müdahil olamayacağını bilir. olsa bile değiştiremez. bir şeyleri değiştirmeyi başarsa bile akıştan kaçamaz. geçmiş ve gelecek arasına sıkışmıştır. bütün […]

MONITOR MOMENTO


Koşuyorum…. Sadece 20 dakika… Son yirmi dakika… Soluk sesimi duyabiliyorum. Soluk sesimi bütün dünya duyabiliyor. Sanırım 3600 kalp atışım daha olacak. En azından adrenalinin dibine vurarak öleceğim. Dilimin üstünde et tadı, yumuşak doku… Bir parça yanak ve biraz kan.Tadını almaya başladığınızda sanki bir başkasına aitmiş gibi hissettirmiyor mu? Sanırım beynim aslında kedimi yediğim gerçeği ile yüzleşmeye çalışıyor ve hüzünlü bir kadın tepkisi gibi kusmaya çalışıyor. Durumun ve kendimin lezzetini tartışamayacak kadar gergin aklım. Koşuyorum… Kalbim patlarcasına koşuyorum. Soluğumla rüzgarın sesinin kesiştiği yerde, kalbimi beceren cigerlerim… Beş paradan daha azı cebimdeki satmayı düşünmedim değil. Alıcısından daha karaktersiz oluşumdu beni durduran. Ahh […]

~Yetiştim, Geliyorum … ~